<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Basından | Özgür Diyet | Dyt. Ayşegül Yılmaz | Ankara Diyetisyen</title>
	<atom:link href="https://ozgurdiyet.com/category/basindan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ozgurdiyet.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Feb 2021 14:48:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>
	<item>
		<title>Karalahana ve Büyüleyici Sağlık Etkileri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/karalahana-ve-buyuleyici-saglik-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[portakal]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2017 08:36:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Guatr]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Karalahana]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antik Roma’ dan beri sağlık faydaları konuşulan, o dönemde sarhoşluk tedavisi için kullanılan, orta çağın en popüler yeşil yapraklı sebzelerinden biridir lahana. Karalahana, marul ile bezer görünümde olması sebebiyle aynı kategoride sanılsa da aslında turpgiller (Brassica) ailesinden, geniş ve kalınca kat kat yapraklara sahip bir sebzedir. Beyaz ve kırmızı lahana gibi merkez yaprakları baş oluşturmaz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/karalahana-ve-buyuleyici-saglik-etkileri/">Karalahana ve Büyüleyici Sağlık Etkileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antik Roma’ dan beri sağlık faydaları konuşulan, o dönemde sarhoşluk tedavisi için kullanılan, orta çağın en popüler yeşil yapraklı sebzelerinden biridir lahana. Karalahana, marul ile bezer görünümde olması sebebiyle aynı kategoride sanılsa da aslında turpgiller (Brassica) ailesinden, geniş ve kalınca kat kat yapraklara sahip bir sebzedir. Beyaz ve kırmızı lahana gibi merkez yaprakları baş oluşturmaz. Kış sebzesi olarak yetiştirilen karalahananın yaprakları koyu yeşildir.</p>
<p>Ülkemizde “karalahana” denilince akla ilk olarak Karadeniz Mutfağı gelir. Doğu Karadeniz’de (Ordu, Giresun, Artvin, Rize, Trabzon) bölge halkının temel besin maddesini oluşturur. Öyle ki hemen her evde en az haftada 2-3 defa karalahana ile yapılan bir yemek muhakkak bulunur. Öyle yegane bir istatistiki bir bilgiden söz etmiyorum, Artvinli ve bu kültürün bizzat tanığı olarak da teyit ediyorum. Çocukken bizim evde de benzer sıklıkla pişirilirdi. O zamanlar istemeye istemeye yediğimi hatırlarım. Bölgedeki tiroid problemlerini bu sebze ile ilişkilendiren, lahananın guatrojen olduğunu söyleyen haberler yapıldığında herkes çok telaşlanmıştı. Daha az pişirilmeye başlandı bir dönem, ama hala mutfağın baştacı. Ne zaman uzak kaldım o lezzetten, o zaman fark ettim ki aslında seviyor özlüyormuşum.<br />
….<br />
Bölgede kelem, pezük, pancar, şaviphali gibi farklı farklı isimlendirildiğine tanık olabilirsiniz. Her isim aynı sebzeyi işaret eder. Çorbası, yemeği, salatası, dolması, turşusu, kavurması yapılan bu iri ve kalın yapraklı sebze; hem damağa hitap ediyor, hem de besleyici yönüyle şifa dağıtıyor.</p>
<p>Taşıdığı sağlık faydalarına geçmeden önce şu guatrojen konusuna bir açıklık getirelim. Bölgedeki yüksek guatr hastalığı oranının temel sebebinin, suların iyottan oldukça fakir olmasından kaynaklandığı belirlenince karalahana da çabuk aklandı. Zira karalahananın içerisinde guatra neden olabilecek guatrojen dediğimiz maddeler bulunmaktadır. Ancak bir kişinin karalahana tüketimi sebebiyle guatr olabilmesi için günde 35 kiloyu yaklaşık 3 ay boyunca sürekli olarak tüketmesi gerektiği açıklanmıştır. Tek bir kişinin her gün bu kadar kara lahana yemesi mümkün olmadığı gibi, karalahana tüketiminin guatra neden olması da mümkün değildir.</p>
<p>Amerika’da Milli Karalahana Günü’nün var olmasına neden olan, eski başkan Obama’nın Şükran günü yemeğine bu sebzenin salatası ile başlamasına kadar giden karalahananın taşıdığı sağlık potansiyellerine bir göz atalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Radyasyondan koruyucu etki</strong></p>
<p>Deneysel çalışmalar karalahana ve diğer trupgillerde bulunan (3,3′-diindolilmetan-DIM) bir bileşenin radyasyona maruz kalma durumunda, hayatta kalma süresini uzattığını göstermiştir. DIM molekülünün aynı zamanda kansere karşı koruyucu etkisi olduğunu düşünülmektedir ancak daha fazla araştırma yapılmadan şimdilik bu etkiyi bir fayda olarak değerlendirmiyoruz. (Bilgisayar kullanıyor, TV izliyor ve röntgen çektiriyorsak radyasyona maruz kalıyoruz demektir.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Anti-inflamatuar etki</strong></p>
<p>Anti-inflamatuar vücudumuzda iltihapla savaşan bileşenlerdir. Karalahana, kuzenleri olan brokoli, brüksel lahanası, lahana, karnabahar, hardal, turp ve şalgam gibi glukosinolat denilen anti-inflamatuar bir bileşen içerir. Ayrıca oldukça az miktarda yağ içermesine rağmen omega3/omega6 oranı ideal düzeydedir ve bu da ayrıca bir iltihap savaşçısı etkisi sağlar. Karalahana, enfeksiyon toplayıcı bir etki yaratarak eklem ağrısı, ateş, çeşitli deri bozuklukları gibi birçok enfeksiyonun etkilerini azaltmada başarılıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Antioksidan etki</strong></p>
<p>Atioksidanlar, vücudumuzda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar esnasında yağların oksitlenerek vücudumuza zararlı hale gelmesini önleyici bileşenlerdir. Bilinen en etkili 3 antioksidanından 2’sini bir arada içeren karalahana, C vitamini ve Beta-karotence zengin, kuersetin ve kaempferol içeren mükemmel bir antioksidan besindir. Bu bileşenler sayesinde kalp sağlığını koruyucu, kan basıncını düşürücü, , kanser ve virüslerden koruyucu ve depresyonu azaltıcı etkileri vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kilo kaybı üzerinde etkisi</strong></p>
<p>Karalahana, vitamin, mineral ve diğer birçok yararlı besin ögesi ile doludur. Yemeklerde veya salatalarda tüketerek yüksek düzeyde posa alımını sağlayıp ve bağırsak çalışmasını düzenler. Hacmine oranla çok düşük kalorili ve tokluk sağlayıcıdır. Bağırsak hareketlerini düzenler ve kilo vermeye yardımcıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Detoksifikasyon</strong></p>
<p>Yapısındaki izotiyosiyanatlar sayesinde hücresel düzeyde detoksifikasyon sağlar. Vücudumuz için zararlı olan toksin denilen molekülleri antioksidanlar tarafından yok edilirken vücuttan çıkarılıp atılması için izotiyosiyanatlar devreye girer. Karalahana hem antioksidan hem de izotiyosiyanat içerdiğinden şahane bir detoks besindir. Dalından yeni koparılmış lahana da bu etki maksimum düzeydeyken ortam koşullarına ve bekleme süresine göre bu etki kayba uğrayabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Beyin gelişimi üzerine etkisi</strong></p>
<p>Karalahananın hamilelikte düzenli tüketimi, anne karnındaki bebeğin yüz ve kalbinin doğru gelişmesi, yeterli doğum ağırlığına ulaşmasını desteklerken, nöral tüp defekti riskini azaltma üzerine güçlü etkileri vardır. Çünkü karalahana doğal ve çok değerli bir folat (folik asit) kaynağıdır. Üreme çağındaki kadınlarda folat yetersizliği; B12 vitamini eksikliği, epilepsi, cinsel istekte değişiklikler, dikkat eksikliği, uyku problemi ve duygusal inişler ve çıkışların sebebi olabilir. Çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlara doktorlar tarafından tablet olarak folik asit takviyesi önerilmesi folatın bu kabiliyetinin sonucudur.</p>
<p>Karalahananın besin ögesi dağılımı ve tüketim önerilerini içeren bir sonraki yazıda görüşünceye dek sağlıcakla kalın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
<a href="https://gaiadergi.com/karalahana-buyuleyici-saglik-etkileri/">https://gaiadergi.com/karalahana-buyuleyici-saglik-etkileri/</a></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/karalahana-ve-buyuleyici-saglik-etkileri/">Karalahana ve Büyüleyici Sağlık Etkileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcaklarla Gelen Tehlike: Besin Zehirlenmeleri!</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/sicaklarla-gelen-tehlike-besin-zehirlenmeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[portakal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2017 11:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Besin Zehirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Toksin]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[Vitamin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsimi bize sadece şahane sebze meyveler sunmaz. D vitamini depolarımızı daha rahat doldurmamızı, suyla daha uzun süre temas etmemizi, doğaya giydirdiği renkleri ile ruhumuzu doyurmamızı da sağlar. Aşkları ile de ün salan bu mevsim sadece biz insanlara sunmaz bu bereketi. Sağlığımıza zarar verebilme potansiyeli olan bazı minicik, minnacık canlılar da daha hızlı üreme ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/sicaklarla-gelen-tehlike-besin-zehirlenmeleri/">Sıcaklarla Gelen Tehlike: Besin Zehirlenmeleri!</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi bize sadece şahane sebze meyveler sunmaz. D vitamini depolarımızı daha rahat doldurmamızı, suyla daha uzun süre temas etmemizi, doğaya giydirdiği renkleri ile ruhumuzu doyurmamızı da sağlar. Aşkları ile de ün salan bu mevsim sadece biz insanlara sunmaz bu bereketi. Sağlığımıza zarar verebilme potansiyeli olan bazı minicik, minnacık canlılar da daha hızlı üreme ve çoğalma için daha çok fırsat bulur. Bakteri dediğimiz o minik canlılar eğer bizim bedenimizi, yiyecek veya içeceklerimizi yaşam alanı olarak seçerse ne olur?</p>
<p>İyi pişmemiş veya pişiren kişinin gıda hammaddesini ya da gıdayla temas etmeden önce ellerini yıkamadan hazırladığı yiyecekleri tüketmenin besin zehirlenmesi ile sonuçlanabileceği herkesin malumu. Kirlenmiş herhangi bir yiyecek ya da içeceğin tüketimi sonucu oluşan enfeksiyon veya zehirlenme durumuna besin zehirlenmesi denir.</p>
<p>Yaz aylarında enfeksiyon hastalıkları polikliniklerine başvuran hastaların büyük bir kısmını besin zehirlenmeleri oluşturur. Çoğu zaman önemsenmediği ve bu nedenle de bildirilmediği için toplumlardaki gerçek görülme sıklığı bilinmemektedir.</p>
<p>Sağlığımızı tehdit eden ve birçok besin kaynaklı zehirlenmelerin nedeni olan bakteriler ve onların toksinleri (yani zehirleri) özellikle hava sıcaklıklarının arttığı bu yaz günlerinde üremek için uygun sıcaklığı yakalamışken, hızla çoğalabilirler. Bazı bakteriler gerekli nem, beslenme, sıcaklık ve zaman koşulları oluştuğunda milyonlarca üreyebilirler. Ne kadar çok bakteri varsa, enfeksiyon ve hastalık riski de o kadar yüksek olacaktır. Ancak buradan sadece yaz aylarında arttığı düşünülerek diğer mevsimlerde gıda zehirlenmelerinin olmayacağı sonucunu çıkarmayınız lütfen.</p>
<p>Genellikle hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklar olmalarına karşın, zehirlenmeye sebep olan besin ve kişiye özgü bazı faktörler, zehirlenmenin sebep olduğu hastalığın daha ağır seyretmesine hatta ölümcül olmasına yol açabilir. Besin kökenli hastalığa herkes yakalanabilir ancak bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, bebekler, çocuklar, yaşlılar ve hamileler bu duruma daha duyarlıdır.</p>
<p>Çok sık olmamakla birlikte gıda zehirlenmesine kimyasallardan gelen toksinler veya böcek ilaçları da neden olabilir. Ancak en sık zehirlenme nedeni olan bakteriler ve toksinleridir.</p>
<p>Burada besin zehirlenmesinin temel nedeni olan bakteri türlerini biraz tanıtmak istedik. Ancak siz türlerle ve neler yapabileceğine bakmak istemezseniz, “Besin zehirlenmelerinden korunmak için ne yapılmalı?” kısmına bir göz atın derim.</p>
<h4><strong>Besin zehirlenmelerine neden olan bakteriler:</strong></h4>
<p>Stafilokok Bakteriler: En çok görülen zehirlenmelerin sorumlusudur.  Bu bakteri doğal olarak insan, koyun, sığır, domuz ve kanatlılarda yoğunlukla burun ve deride bulunur. Ayrıca, derideki sivilce, çıban, iltihaplanmış yaralar ve kesiklerde de olabilir. Temel bulaşma kaynağı besinle uğraşan onunla temas halinde olan kişilerdir. Bu bakteriyi taşıma potansiyeli olan ve gerekli hijyenik önlemler alınmamış besinlerin tüketiminden sonra zehirlenme ortaya çıkar. Özellikle süt ürünleri, salatalar, kremalı pastalar, diğer tatlılar, çiğ et ve kümes hayvanı etlerinde kolayca ürer. Bakterinin bulaşmış olduğu gıda 100 derecede 10 dakika kaynatıldığında ancak bakteri etkinliğinin %50 si durdurulabilir.</p>
<p>Stafilokok bakteri veya toksinlerinin bulaştığı gıdanın tüketiminden 1-6 saat sonra gıda zehirlenmesi belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Vücut kusma reaksiyonu gösterir.</p>
<p><strong>Shigella</strong><strong> </strong><strong>türleri</strong><strong>:</strong> İnsan ve hayvan dışkısında bulunur. Temel kaynağı kirli içme suları, kontamine olmuş sularla temas etmiş tüm yiyecekler özellikle de tavuk, balık ve çiğ olarak yenilen sebze ve meyvelerdir. Shigella türleri bulaşıcıdır ve dizanteriye kadar varan ciddi hastalıklara neden olur. Stafilokok bakterilerinden farkı bunun ortaya çıkma süresi 1- 2 gündür. Bulantı, kusma, ateş, kramplar, karın ağrıları ve dışkıda kan şeklinde belirtileri görülür.</p>
<p><strong>Clostridium botilinum</strong>: En ciddi ve ölümcül besin zehirlenmelerinin sorumlusu olan bakteridir. Clostridium botilinum toksini bilinen en zehirli toksindir ve 1 gramı 10 milyon insanı öldürebilecek kadar etkilidir. Ancak ısıya duyarlı bir toksin olduğundan 5 dakikalık bir kaynatma işlemi bu toksinin aktivitesini ortadan kaldırmak için yeterlidir. Düşük asitli konservelerde, ette, sebze ve meyvede bulunabilir.</p>
<p>Belirtiler 12-72 saatte ortaya çıkar.  Nörotoksik olduğundan felç yapar, solunumu engeller ve ölümle sonuçlanır.</p>
<p><strong>Bacillus cereus:</strong> Toprakta ve birçok bitkide bulunan, özellikle pirinç, makarna, kremalar ve sütlü pudinglerde hızla üreyebilen bir bakteridir. Bacillus cereus’un neden olduğu zehirlenmelerin temel kaynağı genellikle pişmiş pirinç içeren yemeklerin uygun olmayan sıcaklıkta bekletilerek tekrar ısıtılmasıdır. Zehirlenme, bakterinin bulaştığı besinin (kontamine besinin) tüketilmesinden 8-16 saat sonra ishal ve kramp tarzında karın ağrısı ile kendini gösterir.</p>
<p><strong>Salmonella Türleri;</strong> Kuşlar dahil birçok kanatlı hayvanın bağırsaklarında bulunur. Bu sebeple, iyi pişirilmemiş tavuk, et, yumurta, balık ve pastörize edilmemiş çiğ sütler Salmonella türlerinin üreyebileceği besinlerdir.</p>
<p><strong>Clostridium perfringens:</strong> Bu bakteri toprakta, insan ve hayvanların sindirim sistemlerinde ve dışkı ile kirlenmiş sularda bulunur. Zehirlenmenin belirtileri 8-16 saat arasında ortaya çıkar. Çiğ et ve et ürünleri, pişirildikten sonra çok yavaş soğumaya bırakılan etler bu bakterinin hızla üredikleri besinlerdir.</p>
<p><strong>Escherichia coli (E.coli</strong><strong>): </strong>İnsan ve hayvan bağırsaklarında yaygın olarak bulunan bir bakteridir. Hayvansal yiyeceklerle insanlara bulaşan bu bakterinin hızla ürediği besinler; çiğ ve iyi pişmemiş kıyma, pastörize edilmemiş sütler, dışkı ile kontamine olmuş kaynak suları ve kirli sularla sulanmış ve iyi yıkanmamış sebze ve meyvelerdir.</p>
<p><strong>Listeria monocytogenes:</strong> Bu bakteri yaygın olarak çevrede bulunan oldukça dirençli bir türdür. Donma derecesine yakın sıcaklıklarda bile üreyebilmektedir. Neden olduğu besin zehirlenmelerinin büyük çoğunluğu çiğ et, tavuk, dondurulmuş besinler, peynir ve krema kaynaklıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong><a href="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/gıda-zehirlenmesi.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-1043" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/gıda-zehirlenmesi.jpg" alt="" width="900" height="506" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/gıda-zehirlenmesi.jpg 900w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/gıda-zehirlenmesi-300x169.jpg 300w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/gıda-zehirlenmesi-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></a>Besin zehirlenmelerinden korunmak için ne yapılmalı?</strong></h4>
<ul>
<li>Her türlü gıda maddesini satın alırken etiket bilgisini okuyun, üretim, son kullanma tarihi, ambalaj bütünlüğü ve saklama koşullarına dikkat edin.</li>
<li>Besinleri güvenilir yerlerden satın alın. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerden uzak durun. (Bakteriler koşullar müsaitse kısa sürede milyon tane olabilirler)</li>
<li>Soğuk gıdaları raflarından alışverişin sonunda alın. Satın aldığınızda eve dönüş süresini olabildiğince kısa tutun ve alışverişten döner dönmez buzdolabına yerleştirin.</li>
<li>Yumurtayı satın alırken çatlak olmamasına dikkat edin ve kullanmadan önce mutlaka yıkayın. (Yıkayıp dolaba koymak doğru değil, bozulmasına sebep olursunuz).</li>
<li>Çiğ ve pişmiş besinleri birbirine temas etmeyecek şekilde üzerleri kapalı olarak muhafaza edin.</li>
<li>Zararlı bakterileri öldürmek için eti doğru şekilde çözüp pişirdiğinizden emin olun ve çiğ ve yemeye hazır gıdalar için farklı kesme tablaları kullanın.</li>
<li>Güvenilir kaynaklardan su alın. Kaynağından emin olamadığınız suyu tüketmekte durumunda kalırsanız muhakkak kaynattıktan sonra tüketin.</li>
<li>Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerini kesinlikle kullanılmayın.</li>
<li>Yemekleri kızartmak yerine eşit sıcaklıklarla pişiren fırın ve ızgara olarak tercih edin. Eğer pişirme uyguladığınız besinin her tarafındaki sıcaklık 70 dereceye ulaşamazsa bakterilere üreme alanı kalır.</li>
<li>Pişirip, daha sonra tüketeceğimiz yemekleri oda sıcaklığında tezgah ve/veya ocak üzerinde asla 2 saatten fazla soğumaya bırakmayın. Havanın çok sıcak olduğu durumlarda ise bu sınır 1 saat olmalı. (Pişirme ile ortadan kaldıramadığımız bakteri sporları üremeye başlayabilir çünkü.)</li>
<li>Pestisit ve böcek ilacı nedeniyle zehirlenmeye maruz kalmamak için çiğ olarak tüketilen meyve ve sebzeleri sirkeli suda 5 dk beklettikten sonra akan bol su ile yıkayın ve öyle tüketin.</li>
<li>Konserve satın alırken, alt ve üst kapakları şişkin, kutusu hasar görmüş, kapağı gevşemiş ve son kullanma tarihi geçmiş olmamasına dikkat edin. Konserve yiyecekleri tüketmeden önce bir miktar ısıtın. (Bi’ fokurdatın)</li>
<li>Isıtılan yiyeceklerin kaynayana kadar ısındığından emin olun ve yiyecek hazırlamadan / yemeye hazır gıdalara dokunmadan önce ellerinizi yıkayın. Bir kereden fazla tekrar ısıtma işlemi yapmayın. Eğer yemek yeniden ısıtılacaksa yiyeceğiniz kadarını ısıtın.</li>
<li>Tahıl, kuru baklagil gibi kuru gıdaları nemli ortamlarda bekletmeyin. Kuru ve serin ortamlar bu besinlerde bakteri üremesini engeller.</li>
<li>Çiğ et sularının diğer gıdalarla temas etmesine engel olun ve evcil hayvanları tezgâhlardan ve yiyeceklerden uzak tutun.</li>
<li>Mutfakta kullanılan bezler, tutaçlar ve süngerler mikropların bir yerden başka bir yere taşınması için en iyi araçlardır. Bu yüzden her kullanım sonrası bezleri dezenfekte edin, ıslak ve sıkılı halde bırakmayın.</li>
</ul>
<h4><strong>Besin zehirlenmesi oluşmuşsa ne yapılmalı?</strong></h4>
<p>Sık görülen gıda zehirlenmesi türlerinin çoğunda 24-48 saat içinde zehirlenmenin neden olduğu belirtiler hafifler ya da ortadan kalkar. Ancak bazı gıda zehirlenmelerinin ciddi sorunlara neden olabileceğini unutmayın.</p>
<ul>
<li>Kusma ve ishal şikayetlerin başlamasını takiben 24 saat içerisinde kesinlikle bulantı ve ishali önleyici ilaçlar kullanılmamalıdır. Bu tablonun vücudun toksinlerekarşı verdiği tepki olduğunu unutmayın.</li>
<li>İshal ve kusmayı arttıracak diye hiçbir şey yiyip içmemek yapılacak en büyük yanlıştır. En iyi İshal tedavisi dinlenmek ve bol miktarda sıvı ( temiz içme suyu, ayran, maden suyu, şekersiz çay vb.) tüketmektir. Sıvı alımına özen gösterin.</li>
<li>İshal geçene kadar yoğurt, haşlanmış pirinç veya pirinç lapası, yağsız yayla çorbası, haşlanmış patates gibi besinler tüketin. Bağırsak hareketliliğini arttıran kayısı, incir, üzüm, erik, karpuz çiğ sebze, gibi posalı besinleri tüketmeyin.</li>
<li>Belirtiler hafiflemiyorsa, şiddetleniyorsa, dışkıda kan görülüyorsa, ishal 5 günden uzun (çocuklarda 2 gün) sürdüyse, baş dönmesi varsa, ateş varsa ve kusma 2 günden uzun sürdüyse, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna giderek profesyonel yardım alın.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
<u>https://gaiadergi.com/sicaklarla-gelen-tehlike-besin-zehirlenmesi/</u></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/sicaklarla-gelen-tehlike-besin-zehirlenmeleri/">Sıcaklarla Gelen Tehlike: Besin Zehirlenmeleri!</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsim geçişlerinde migren</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/mevsim-gecislerinde-migren/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[portakal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Apr 2017 13:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Migren Atakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nöroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Migren, genellikle ataklar şeklinde ortaya çıkan şiddetli baş ağrıları ile kendini gösteren nörolojik bir rahatsızlıktır. Birkaç saatten üç güne kadar devam edebilen migren atakları ile birlikte ışığa ve gürültüye karşı aşırı hassasiyet, bulantı, kusma gibi haller de ortaya çıkabilir. Migren atakları öncesinde kişilerde keyifsizlik, uyuşukluk, gözde parlayan sönen ışıklar, göz kararması, ışığa duyarlılık gibi atak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/mevsim-gecislerinde-migren/">Mevsim geçişlerinde migren</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Migren</strong>, genellikle ataklar şeklinde ortaya çıkan şiddetli baş ağrıları ile kendini gösteren nörolojik bir rahatsızlıktır. Birkaç saatten üç güne kadar devam edebilen migren atakları ile birlikte ışığa ve gürültüye karşı aşırı hassasiyet, bulantı, kusma gibi haller de ortaya çıkabilir.</p>
<p>Migren atakları öncesinde kişilerde keyifsizlik, uyuşukluk, gözde parlayan sönen ışıklar, göz kararması, ışığa duyarlılık gibi atak habercileri gözlenmektedir.</p>
<p>Stres ve duygu durumu değişiklikleri gibi psikolojik nedenler dışında migrenin en önemli tetikleyicileri maalesef beslenmemizin parçası olan tükettiğimiz bazı besinlerdir. Bu yiyecek ve içeceklerin etkisi kişiye özgü değişiklik göstermekte olduğundan deneyerek sizi etkileyen besinlerin hangisi olduğunu bulabilirsiniz.</p>
<h3>Migren ataklarını tetikleyebilen bazı besinler;</h3>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_inlineleft "></div>
<p>• Çikolatalar (her çeşidi maalesef belki beyaz çikolata istisna olabilir)<br />
• Kafeinli içecekler (çay, kahve, asitli içecekler)<br />
• Süt ürünleri özellikle peynir çeşitleri<br />
• Sodyum nitrat içeren şarküteri ürünleri (sucuk, salam sosis gibi)<br />
• Konserveler<br />
• Turunçgiller<br />
• Kabuklu deniz ürünleri<br />
• Füme balıklar<br />
• Bazı sebzeler (Bezelye, bakla)<br />
• Bazı meyveler (avokado, armut, muz, ananas, ahududu, erik)<br />
• Narenciyeler (limon, portakal, greyfurt, limonu)<br />
• Mayalar</p>
<h3>Migren ataklarını azaltmak için</h3>
<p>Sizin için migreni hangi besinlerin tetiklediğini belirlemeniz kişisel bir tablo oluşturmak için çok önemli. Bu nedenle size hangi besinin veya besinlerin iyi gelmediğini bulmak için sebze-meyve içeren bir diyet yapın ve yukarıda listelenen zararı olabilecek besinleri tek tek deneyin.</p>
<p>Beslenme günlüğü tutmak ataklarınızı neyin tetiklediğini belirlemeniz, herhangi bir tetikleyiciyi atlamamanız için iyi bir yöntemdir.</p>
<p>Sizin için atakları tetikleyici olduğunu belirlediğiniz besinleri mümkün olduğunca beslenmenizden çıkarın.</p>
<p>Beslenmenizde magnezyum ve B vitaminleri alımının yeterli olduğundan emin olun.</p>
<p>Düzenli olarak yüzme ve yürüyüş gibi aktiviteler yapmak ataklarınızın sıklığını azaltmanız konusunda yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Kaynak</strong></p>
<p><a href="https://gaiadergi.com/mevsim-gecislerinde-migren/" target="_blank">https://gaiadergi.com/mevsim-gecislerinde-migren/</a></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/mevsim-gecislerinde-migren/">Mevsim geçişlerinde migren</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vegan beslenme ile kanserden korunmak mümkün mü?</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/vegan-beslenme-ile-kanserden-korunmak-mumkun-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[portakal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Mar 2017 10:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[Veganlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vejetaryen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veganlık, vejetaryen beslenmenin alt sınıflarından biri olarak gösterilse de işin aslı bu değildir. Vejetaryenlik ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklı besinlerin tüketildiği beslenme tarzı/biçimiyken, veganlık başlı başına bir felsefeye sahip olup bir yaşam biçimidir. Vejetaryenliğin aksine, veganlık safi “etyemezlik” değil, sistemin hayvanları barbarca kullanmasına karşı çıkan bir direniş felsefesidir. Bu felsefe, sadece hayvansal ürün tüketmemekle, giysiyi dolabında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/vegan-beslenme-ile-kanserden-korunmak-mumkun-mu/">Vegan beslenme ile kanserden korunmak mümkün mü?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong>Veganlık, vejetaryen beslenmenin alt sınıflarından biri olarak gösterilse de işin aslı bu değildir. Vejetaryenlik ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklı besinlerin tüketildiği beslenme tarzı/biçimiyken, veganlık başlı başına bir felsefeye sahip olup bir yaşam biçimidir. Vejetaryenliğin aksine, veganlık safi “etyemezlik” değil, sistemin hayvanları barbarca kullanmasına karşı çıkan bir direniş felsefesidir.</strong></h5>
<p>Bu felsefe, sadece hayvansal ürün tüketmemekle, giysiyi dolabında bulundurmamakla sınırlı değildir. Veganlık, hayvanlara eziyet olarak değerlendirilen her türlü avcılıktan, sirklerden, hayvanat bahçesi ziyaretlerinden, kısacası hayvanların kullanıldığı her türlü eğlence ve etkinliklerinden de uzak durmayı ifade eder.</p>
<p>Tam da burada Pisagor’un (MÖ 530) bir sözünü paylaşmak ve hatırlatmak gerektiğini düşünüyorum. “<em>İnsan diğer varlıkların acımasız yok edicisi olduğu sürece sağlık ya da barış nedir bilmeyecektir. İnsanlar hayvanları katlettiği sürece birbirlerini öldürecekler. Cinayet ve acı tohumları eken sevinç ve sevgi biçemez</em>.” Matematikçi ve filozof olarak modern toplumda da kabul gören bu değerin beslenme konusunda bir tespit mi yaptığı yoksa insan davranışları üzerine bir öngörüde mi bulunduğuna varın siz karar verin.</p>
<p>Son dönemde dünyada vegan beslenmeye artan ilgi ile bu beslenme biçimini derinlemesine inceleyen bilimsel araştırmalar da hız kazanmaya başladı.</p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_inlineleft "></div>
<p>Bilim insanları, Ulusal Bilimler Akademisi Bildirisi’nde yayınlanan bir çalışma ile, diyetimizden sadece hayvansal kökenli besinleri çıkartarak 2050 yılına kadar 8,1 milyon insanın hayatını kurtarabilmemizin mümkün olduğunu gösterdiler.</p>
<p>Veganlar, dünyanın pek çok yerinde çeşitli organizasyonlarla birbirlerine destek olmakta, hayvansal besinlerin insan sağlığına zararlı olduğunu savunmaktadırlar. Bu savunulan görüşün tam olarak doğru olduğu kanıtlanamasa da, sadece bitkilerle beslenen hayvanların, etçil hayvanlara göre ömrünün daha uzun olduğu bilinen bir gerçektir.</p>
<p>Daha fazla dikkatinizi dağıtmadan vegan beslenmeye, sağlıklı beslenme protokolleri çerçevesinde yakından bakalım.</p>
<h3>Veganlığın beslenme değerlendirmesi:</h3>
<p>Vegan diyetler, karma diyetlere göre genellikle, kolesterol seviyesi daha düşük olduğundan kalp hastalığı riskini azaltır ve tansiyonun düşük seyretmesine yardımcı olur.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-768" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/sebze-meyve-kanserden-korur.jpg" alt="" width="728" height="546" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/sebze-meyve-kanserden-korur.jpg 728w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/sebze-meyve-kanserden-korur-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px" /></p>
<p>Bitkisel ağırlıklı bu beslenmede, doymuş yağ ve kolesterol içeriği karma beslenmeye göre daha düşüktür. Posa, magnezyum ve potasyum, C ve E vitaminleri, folik asit, karoten, flavonoid ve diğer bitkisel kimyasalların oranı ise daha yüksektir. Bu da çok yönlü olarak iyi dengelenmiş vegan diyetin sağlık faydalarını gözler önüne serer.<br />
Amerikan Beslenme Derneği 2009 yılında bir Vegan Beslenme raporu yayınlayarak; doğru (besin çeşitlilikleri iyi ayarlanmış) planlanmış vegan diyetlerin sağlıklı besin ögeleri açısından yeterli olduğu ve bazı hastalıkların önlenmesinde fayda sağlayabileceğini vurgulamıştır.</p>
<p>Vegan bireylerin besin çeşitliliklerini iyi ayarlaması son derece önemlidir. İyi ayarlanmamış vegan diyetlerin, Demir, Çinko ve Kalsiyum mineralleri, B12 ve D vitaminleri ve omega 3 (n-3) yağ asitleri açısından yetersiz olabileceği unutulmamalıdır.</p>
<h4>Veganlık ve kanser ilişkisi</h4>
<p>• Veganlar, vegan olmayan bireylere göre kanser açısından daha düşük risk taşımaktalar. Güncel veriler, hayvansal kökenli gıdalara beslenmelerinde ağırlık veren bireylerin, veganlara göre oldukça yüksek oranda kalın bağırsak ve prostat kanseri riski ile karşı karşıya kaldığını gösteriyor.</p>
<p>• Kabul gören bir sağlık verisi haline gelmiş olan obezitenin kanser riskini arttırdığı bilgisi değerlendirildiğinde ise yeşil insanlar daha şanslı. Veganların beden kitle indeksi, karışık beslenenlere göre daha düşük olduğundan kansere yakalanma riski de düşüktür.</p>
<p>• Vegan diyeti, ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyveler, kurubaklagil, taze sebze ve meyveler ile saflaştırılmamış tahıl ürünlerinden karışık beslenmeye göre zengindir. Bu besinler de kansere karşı koruyucu olarak bilinen antioksidan ögelerin (E vitamini, C vitamini, karotenoidler, bioflavonoid ve diğer biyoaktif bileşikler) alımını arttırarak vücut savunmasını güçlendirir.</p>
<p>• Düzenli meyve-sebze tüketimi bazı kanser türlerinin oluşumunu engellemektedir. Sebze meyveler antioksidan (yağların oksidasyonunu yavaşlatarak hücrelere zarar vermelerini önleyen madde), antiproliferatif (çoğalım önleyici anlamında tıbbi bir terim)ve antikanser fitokimyasallar (kansere karşı koruyucu bitkisel kimyasallar) içermektedir. Bu bitkisel kimyasallar kanser oluşumu ve ilerleyişine sebep olan bazı hücresel süreçleri engellerler.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-769" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/Vegan-beslenme-kanserden-korur-mu-.jpg" alt="" width="728" height="331" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/Vegan-beslenme-kanserden-korur-mu-.jpg 728w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/Vegan-beslenme-kanserden-korur-mu--300x136.jpg 300w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px" /></p>
<p>• Taze sebze meyve tüketiminin düzenli olması, çeşitli kanser türleri için koruyucu etkilidir. Vegan beslenmesinin önemli bir kısmını oluşturan taze sebze meyvelerin ağız kanseri, akciğer kanseri, mide kanseri ve yemek borusu kanseri için önemli ölçüde koruyucu olduğu, diğer kanser türleri için daha az olmakla birlikte koruyucu etkili olduğu görülmektedir.</p>
<p>• Kırmızı et tüketimi ve işlenmiş et ürünleri tüketiminin artışı ile kalın barsak kanseri artışı arasında doğrudan ilişki olduğu kabul edilmiştir. Kalın barsak kanserinden korunmada önemli etkiye sahip olan diyet lifi (posa) açısından yine veganlar daha şanslı. Vegan bireylerin günlük posa alımı, kırmızı et ve işlenmiş et ürünleri ile beslenenlere göre daha yüksektir. Düzenli olarak posa yönünden zengin beslendiklerinden veganlar kalın barsak kanseri yönünden daha düşük risk atındalar.</p>
<p>• Herhangi bir et grubu tüketmeyen kadınların, genel olarak kansere (özellikle meme kanseri) yakalanma oranının et tüketen kadınlara göre daha düşük risk taşıdıkları bilim insanlarınca öngörülmektedir.</p>
<h4>Son sözler;</h4>
<p>Oxford Üniversitesi’nden Dr. Marco Springmann liderliğindeki araştırmacılara göre; dünyadaki herkes vegan olsaydı, her yıl, koroner kalp hastalıkları kanser ve tip 2 diyabete bağlı ölümlerin sayısı yüzde 19 oranında daha az gerçekleşecekti.</p>
<p>Sadece et tüketiminden vazgeçilerek şişmanlık kaynaklı diyabet riskini yarıya indirmenin mümkün olduğunu bilim insanları söylüyor. Ancak doğru ve dengeli planlanmışsa.</p>
<p>Bilinçli beslenen veganların, et yiyenlere göre ortalama yaşam sürelerinin daha uzun ve daha sağlıklı olduğu ABD’de 50 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir araştırmada tespit edilmiştir.</p>
<p>Doğru planlanmayan, besin çeşitliliği iyi ayarlanmamış vegan diyetlerinin sağlığa zararlı olabileceği unutulmamalıdır. Vegan bireylerin yeterli protein, B12 vitamini, D vitamini, n-3, kalsiyum, demir ve çinko gibi besin öğelerinin alımına dikkat edilmeli, yeterli düzeyde olup olmadığı 6 ayda 1 kontrol edilmelidir. Yetersiz bir tablo varsa uzman yardımı almak için geç kalınmamalıdır.</p>
<p>Sağlık, hoşgörü ve umut dolu yarınlarda görüşmek üzere!</p>
<p><strong>Kaynak</strong></p>
<p><a href="https://gaiadergi.com/vegan-beslenme-ile-kanserden-korunmak-mumkun-mu/">https://gaiadergi.com/vegan-beslenme-ile-kanserden-korunmak-mumkun-mu/</a></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/vegan-beslenme-ile-kanserden-korunmak-mumkun-mu/">Vegan beslenme ile kanserden korunmak mümkün mü?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı içecek önerisi olarak 2200 yıllık alternatif Kombucha (Kombu çayı) !</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/saglikli-icecek-onerisi-olarak-2200-yillik-alternatif-kombucha-kombu-cayi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[portakal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2017 17:59:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basından]]></category>
		<category><![CDATA[Asitler]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İçecek]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketim]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski Çinlilerin ölümsüzlük iksiri olarak adlandırdığı içecek olan Kombucha’yı duydunuz mu? Ben 2016 yılının ilkbaharında tanıştım. Romatizma ağırlarından kurtulmak için yaklaşık üç aydır, Kombu çayı adlı bir içecek içmeye başladığını söyleyen bir tanıdığımdan duydum. Kendisi öyle körü körüne bir şeyler tüketen biri değildir. Uzun süre araştırdığını bir zararını duymadığını ancak benim fikrimi almak istediğini, bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/saglikli-icecek-onerisi-olarak-2200-yillik-alternatif-kombucha-kombu-cayi/">Sağlıklı içecek önerisi olarak 2200 yıllık alternatif Kombucha (Kombu çayı) !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski Çinlilerin <strong>ölümsüzlük iksiri</strong> olarak adlandırdığı içecek olan <strong>Kombucha</strong>’yı duydunuz mu? Ben 2016 yılının ilkbaharında tanıştım. Romatizma ağırlarından kurtulmak için yaklaşık üç aydır, <strong>Kombu çayı</strong> adlı bir içecek içmeye başladığını söyleyen bir tanıdığımdan duydum. Kendisi öyle körü körüne bir şeyler tüketen biri değildir. Uzun süre araştırdığını bir zararını duymadığını ancak benim fikrimi almak istediğini, bir zararını bulursam söylememi istedi. Tamam, ben inceleyeyim dedim. Bileşimini gördüğümde şaşkına döndüm. O sırada tatmam için 1 bardak getirmişti. Hem tattım hem de ondan hikayesini dinledim. Bir taraftan internetten araştırırken bir taraftan da kullanıcı hikayeleri dinlemeye başlamıştım. Uzun soluklu bir sohbetin ardından, kendisinden başlangıç kültürü ve bir de bebek mantarı alarak eve dönmüştüm. Aynı gece sayısız makale inceledim. İki gün sonra kendi içeceğimi mayalayıp fermantasyon için gerekli bir haftayı Kombu çayı ile ilgili güncel bilimsel verileri inceleyerek geçirdim. Şimdi, hayatıma zindelik katan bu içeceği gönül rahatlığı ile tüketiyorum (6 ay +). Müsaadenizle bu araştırmaları bir makalede derleyip sizi de tanıştırmak istiyorum.</p>
<p align="center"><i>Bilimsel delillerin “yokluğu”na bakılmaksızın, bu içeceğin arkasında 2.000 yıllık gelenek ve yıllardır tüketen topluluklar olduğu görüyoruz.</i></p>
<p>2200 yıldan uzun bir süredir tüketilen geleneksel bir içecekmiş oysa. (Kombuçayın tarihi şaşırtıcı ve heyecan verici öykülerle dolu, onu da ayrıca yazacağım.) Kanser, artrit ve diğer dejeneratif hastalıkları önleme ve savaşma olasılığı sunan birçok bileşen açısından zengin özelliklere sahip de ayrıca.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-625" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/kombucha-flier-half.jpg" alt="" width="728" height="1076" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/kombucha-flier-half.jpg 728w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/kombucha-flier-half-203x300.jpg 203w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/kombucha-flier-half-693x1024.jpg 693w" sizes="(max-width: 728px) 100vw, 728px" /></p>
<p>Batıda son döneme kadar ön plana çıkmayan bu içecek; çayda üreyen simbiyotik bakteri ve maya kolonisinden oluşan bir mantar tarafından fermente edilerek tatlandırılmış, köpüklü, hafif ekşimtırak tatlı, sirkeyi andıran hafif kokulu bir içecek.</p>
<p>20. yüzyılın ilk yarısında, Rusya ve Almanya’da Kombu çayının olası sağlık yararları üzerine yoğun bilimsel araştırmalar yapılmış. Bu araştırma, artmakta olan<strong> kanser vakaları </strong>için bir çare bulmak amacı ile yapılmaktaydı. Rus bilim insanları, geniş ülkesinin bazı bölgelerinin kansere görünürde bağışık olduklarını keşfetti. Daha sonra bu bölgelerde tüketilen, “<strong>çay kvası</strong>” (tea kvass) olarak adlandırılan Kombu çayının neden olduğu fikri üzerinde durdular. Böylece, sadece hipotezi doğrulamakla kalmayıp aynı zamanda Kombu çayının içinde çok faydalı olan şeyin tam olarak ne olduğunu tespit etmeye varan bir dizi deney başlattılar.</p>
<p>Alman bilim insanları bu araştırmayı ele alıp kendi yönünde devam ettirdiler. 1990’lı yıllarda, Kombu çayı ile ilgili araştırmalar yapıldı ancak bu çalışmalar yeterli değildi. Belki de herkesin evinde yapabileceği bir içecek ile ilgili çok da fazla araştırmaya gerek yoktu.</p>
<p>İçecek konusunda sınırlı miktarda araştırma yapılırken, her araştırmada içeriğinde B vitaminleri, antioksidanlar ve glukarik asitler gibi çok sayıda bileşen olduğu tespit edildi.</p>
<p>Bilimsel delillerin “yokluğu”na bakılmaksızın, bu içeceğin arkasında 2.000 yıllık gelenek ve yıllardır tüketen topluluklar olduğu görüyoruz. Bileşenleri ve olası sağlık faydalarına bir göz atınca “ölümsüzlük” sıfatı atfedilir mi bilemem ama “iksir” demek bence çok uygun.</p>
<p>Eğer başlangıç kültürü ve mantarınız varsa Kombu çayı yapmak için tüm ihtiyacınız; 5 litre doğal kaynak suyu, 15 yemek kaşığı toz şeker, 10 adet bardak poşet çay ve en az bir hafta zaman. Hepsi bu. Bu kadar kolay.</p>
<p>*(Genellikle siyah çay ile yapılmış olsa da, Kombu Çay yeşil veya oolog çay ile de yapılabileceği söylenmektedir. Ben yeşil çay ile yapmayı tercih ediyorum.)</p>
<p>Kombu çayı organik asitler, aktif enzimler, amino asitler ve bu mikroorganizmalar tarafından üretilen polifenollerle birden fazla türde bakteri içerir. Bitmiş çay aşağıdaki bileşenleri (mayalanma süresine göre miktar değişiklik göstermektedir) içermektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-626" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/vegan-kefir-ve-kombu-cayi-4.jpg" alt="" width="720" height="527" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/vegan-kefir-ve-kombu-cayi-4.jpg 720w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/vegan-kefir-ve-kombu-cayi-4-300x220.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<h3>Kombu çayının bileşenleri</h3>
<ul>
<li>Hafif anti bakteriyel olan asetik asit</li>
<li>Bütirik asit</li>
<li>B vitaminleri (vitamin B 1 , B 2 , B 6 , B 12)</li>
<li>Etil alkol</li>
<li>Glukonik asit:, glikozun oksidasyon ürünüdür.</li>
<li>Hyaluronik asit:</li>
<li>Laktik asit:</li>
<li>Folik asit: Pleroylglutamic asit</li>
<li>Malik asit (Elma asidi)</li>
<li>Mucoitinsülfat asit</li>
<li>Oksalik asit</li>
<li>Usnik asit</li>
<li>Tannic Asit</li>
<li>Chondroitinsülfat asit</li>
<li>Heparin</li>
</ul>
<h3>Kombu çayının sağlık faydaları</h3>
<h4><strong>Detoks kabiliyeti</strong></h4>
<p>Kombu çayı sağlıklı karaciğerin yenilenmesini uyarır ve kanser önlemeye yardımcıdır. En büyük sağlık yararlarından biri, vücudun <strong>detoks</strong> yapabilme kabiliyetidir. Karaciğerde hücre toksisitesini önleyici özelliktedir. Bir çalışmada, Kombu çayı tüketiminin karaciğer hücrelerini oksidatif yaralanmaya karşı koruduğu, aslında toksine maruz kalmış olmalarına rağmen hücrelerin normal fizyolojilerini muhafaza ettikleri gözlenmiştir.</p>
<p>Araştırmacılar, bunun “<em>muhtemelen antioksidan etkisinden kaynaklandığını ve oksidatif stresin önemli rol oynadığı bilinen karaciğer hastalıklarına karşı faydalı olabileceğini</em>” söylemektedirler. Vücutta üretilen enzimlerin ve bakteri asitlerinin çoğundan zengin olması sebebiyle sisteminizi detokslayarak pankreas yükünüzü azaltır ve karaciğerinizdeki yükü hafifletir. Kombu Çayın, Glucaric asit içeriği çok yüksektir ve son çalışmalar, glucaric asitin kanseri önlemeye yardımcı olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Kombu çayı tüketmeden önce idrar örnekleri alınan bireylerin idrarlarında hiçbir toksin bulgusuna rastlanmazken, Kombu çayı kürünü aldıktan bir süre sonra alınan idrar örneklerinde daha önce hiç bulunmayan kurşun, cıva, benzol, caeslum ve diğer toksinlerin izleri gözlendi.Bu da bize iyi bir detoks aracı olduğunu göstermektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-627" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/vegan-kefir-ve-kombu-cayi-3.jpg" alt="" width="720" height="347" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/vegan-kefir-ve-kombu-cayi-3.jpg 720w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/vegan-kefir-ve-kombu-cayi-3-300x145.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<h4><strong>Sindirim sistemi üzerine etkileri</strong></h4>
<p>Bu antik çaydaki antioksidanlar, doğal olarak, sindirim sisteminde kargaşa yaratan serbest radikallere karşı da savaşırlar. Kombu çayının sindirim sistemini desteklemesinin en büyük nedeni, yararlı asit, probiyotikler ve enzimleri yoğun olarak içermesinden kaynaklanmaktadır. Bazı durumlarda mide yanması ve ülser için sıklıkla kullanılan Prilosec gibi ilaçlar kadar etkili olduğu kanıtlanmıştır.</p>
<p>Bazı araştırmalar Kombu çayının sızdıran bağırsak sendromu ve mide ülserini önleme ve iyileştirme becerisi olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Kombu çayı sindirim sisteminde denge sağlamaya yardımcı olur. Candida mayasını bloke ederek bağırsağa faydalı bakterilerin yeniden nüfuz etmesine yardımcı olan canlı probiyotik kültürler içerdiğinden candida ile savaşmanın harika bir yoludur. Kombu çayında da bakteri vardır, ancak bunlar zararlı patojen bakteriler değil, bağırsak ve sindirim sistemindeki “kötü” patojen bakterilerle rekabet eden ve savaşan faydalı (“apathogens”) bir bakteri türüdür.</p>
<h4><strong>Enerji veren etkisi</strong></h4>
<p>Kombu çayının insanları canlandıran etkisi, fermantasyon işlemi sırasında siyah çaydan salınan demirden kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bazı kafein türleri (çok az miktarda olmasına rağmen) ve vücuda enerji verebilen B Vitaminleri içerir.</p>
<p>Şelasyon (chelation) olarak bilinen özel bir süreçle fermantasyon boyunca salınan demir, kan hemoglobini artırarak dokulardaki oksijen kapasitesini artırır ve dolayısıyla enerji üretim sürecini hücre seviyesinde uyarmaya yardımcı olur. Başka bir ifadeyle bu antik çay vücudun daha fazla enerji (ATP) üretmesine yardımcı olurken düzenli tüketicilerine enerjik hissettirir.</p>
<h4><strong>Bağışıklık sistemi üzerine etkileri</strong></h4>
<p>Kombu çayının antioksidan içeriği sayesinde serbest radikalleri kontrol etme kabiliyetindedir ve bu şekilde bağışıklık sistemini modüle eder. Klinik olarak oksidadif stres ve ilgili immün baskılamayı azalttığı kanıtlanan D-sakaric acid-1, 4-lactone (DSL) olarak bilinen güçlü bir antioksidanın, kombuçayın fermantasyon işlemi sırasında oluştuğu tek başına çayda bulunmadığı keşfedildi.</p>
<p>Bilim insanları, Kombu çayında bulunan DSL ve C vitamininin hücre hasarına, enflamatuar hastalıklara, tümörlere ve bağışıklık sisteminin genel depresyonuna karşı koruyucu esas etki olduğunu düşünüyorlar, ancak henüz mekanizması gizemini koruyor.</p>
<p>Ayrıca, biz diyetisyenler probiyotiklerin / probiyotik içeriğe sahip besinlerin de bağışıklık sistemini desteklediğini biliyoruz.</p>
<h4><strong>İskelet sistemi ve cilt üzerine etkileri</strong></h4>
<p>Kombu çayı, eklem hasarlarını çeşitli şekillerde iyileştirmeye, onarmaya ve önlemeye yardımcı olabilir.</p>
<p>Kombu çayına glukozamin eklendiğinde Hyaluronik asit üretimi artar. Bu, kollajenin korunmasını destekler ve artritik ağrıyı önler. Aynı şekilde kolajeni destekler, aynı zamanda tüm vücudun kolajenini desteklerken ciltteki kırışıklıkların görünümünü azaltır.</p>
<h4><strong>Kanser önleyici etkisi</strong></h4>
<p>Kombu Çayın sırrı, birçok hastalığı iyileştirmek değil, vücudunuzun birçok hastalığa karşı savaşmasını sağlayan savunma sistemini güçlendirmesidir. Savunma sisteminin güçlenmesinde yoğun probiyotik içeriğin önemli etkisi olduğu düşünülmektedir.</p>
<p><em>Cancer Letters</em>‘da yayınlanan bir çalışmada, Kombu çayında bulunan glucaric asit tüketiminin, insanlarda kanser riskini azalttığına dikkat çekilmiştir.</p>
<p>ABD başkanlarından Ronald Reagan‘ın mide kanseri ile savaşırken tedavi kürünün bir parçasını Kombu çayı oluşturmuştu.</p>
<h4><strong>Zayıflama üzerine etkisi</strong></h4>
<p>2005 yılında yapılan bir çalışmada elde edilen veriler, Kombu çayının metabolizmayı hızlandırdığı ve yağ birikimini sınırladığına ilişkin kanıtlara ulaşıldı. Bu sonuçların teyit edilebilmesi için daha fazla çalışma gerekmektedir. Ancak, Kombu çayının asetik asit içeriği (tıpkı elma sirkesi gibi) ve kilo kaybını artırmaya yardımcı olduğu kanıtlanmış olan polifenollerden yoğun olmasından dolayı ağırlık kaybını desteklediği görüşü oldukça mantıklı görünüyor.</p>
<p><strong>Kaynak</strong></p>
<p><a href="https://gaiadergi.com/saglikli-icecek-onerisi-olarak-2200-yillik-alternatif-kombucha-kombu-cayi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://gaiadergi.com/saglikli-icecek-onerisi-olarak-2200-yillik-alternatif-kombucha-kombu-cayi/</a></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/saglikli-icecek-onerisi-olarak-2200-yillik-alternatif-kombucha-kombu-cayi/">Sağlıklı içecek önerisi olarak 2200 yıllık alternatif Kombucha (Kombu çayı) !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
