<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Beslenme | Özgür Diyet | Dyt. Ayşegül Yılmaz | Ankara Diyetisyen</title>
	<atom:link href="https://ozgurdiyet.com/tag/saglikli-beslenme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ozgurdiyet.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 11:47:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>
	<item>
		<title>Metabolizmanı Kışa Hazırlama Vakti !</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/metabolizmani-kisa-hazirlama-vakti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 08:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik saat]]></category>
		<category><![CDATA[Dengeli Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Kışa hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[melatonin]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolik saat]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma nasıl hızlanır]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sirkadyen ritim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Metabolizma nasıl kışa hazırlayacağız ? Konuya giriş yapmadan önce bir metabolizmayı kısaca tanıtmakta &#8211; hatırlatmakta- tanıtmakta fayda var. Basitçe ifade etmek gerekirse metabolizma; kişiyi hayatta tutan, uykudayken bile 7/ 24 vücutta faaliyet gösteren tüm kimyasal süreçlerin toplamıdır. Vücudun dinlenme halindeyken ( yatay pozisyonda kılını bile kımıldatmadan gözler kapalı 24 saat uzandığınızı düşünün )  harcanan enerjiye bazal [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/metabolizmani-kisa-hazirlama-vakti/">Metabolizmanı Kışa Hazırlama Vakti !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metabolizma nasıl kışa hazırlayacağız ?</p>
<p>Konuya giriş yapmadan önce bir metabolizmayı kısaca tanıtmakta &#8211; hatırlatmakta- tanıtmakta fayda var. Basitçe ifade etmek gerekirse metabolizma; kişiyi hayatta tutan, uykudayken bile 7/ 24 vücutta faaliyet gösteren tüm kimyasal süreçlerin toplamıdır.</p>
<p>Vücudun dinlenme halindeyken ( yatay pozisyonda kılını bile kımıldatmadan gözler kapalı 24 saat uzandığınızı düşünün )  harcanan enerjiye <strong>bazal metabolizma hızı</strong> deniliyor. Bu hız gençken daha  yüksekken, yaş ilerledikçe azalıyor. Metabolizma hızı uzun boylu ,  ince yapılı ve  az yağlı çok kaslı  kişilerde, çocuklarda ve hamilelerde daha yüksek olabiliyorken,  vücutta yağ oranı/ yağ dokusu fazla olan kişilerde daha düşüktür. Ateşli hastalıklar, stres hormonları, ortam sıcaklığı (normalden sıcak veya soğuk olması)  bazal metabolizma hızını arttırırken,  uzun süreli aç kalma veya düzensiz uyku durumunda bazal metabolizma hızı azalıyor. Özellikle tiroit başta olmak üzere bazı hormonal hastalıklar metabolizma hızını düşürücü etki yapabiliyor. Yani bu metabolizma çok hassas bir denge ile çalışan, değişkenlik gösteren  birçok kimyasal tepkime dizisi. Her dönemde aynı olmaması da bu yüzden .  Eskiden daha çok yerdi ama kilo almazdım, şimdi azıcık kontrolü elden bıraksam kilo alıyorum diyenler nedeni tam da bu işte.</p>
<p>Peki, metabolizma ortam sıcaklığının artması veya düşmesi ile hızlanıyorsa kışın kilo almanın nedeni nedir?  Artan iştahı kontrol altına almak mümkün mü müdür? İştahı kontrol altına almak için neler yapılabilir? Bu şekilde sıralanan bir dizi soru akla gelir. Bu sorulara vereceğimiz yanıt aslında biyolojik saatimizi kışa ayarlamanın yolunu gösterecektir. O zaman hadi başlayalım…</p>
<p>Öneriler:</p>
<ul>
<li>Kış mevsiminde metabolik denge,  hava değişimine adapte olup kendini korumak için daha hızlı bir metabolizma ile kuruluyor. Ancak kişinin değişen ruh hali, beslenmesi, aktivite düzeyi ve yaşam biçiminin  de bu değişimi desteklemesi gerek. Uzayan geceler ile birlikte akşam yemeğinden sonra tüketimlerin mi artıyor? Kendine hacmi büyük ama kalorisi düşük seni oyalayacak yiyecekler bul.  Günlük kalorinin 100-200 kalorilik kısmını bu zaman dilimi için ayırabilirsin.</li>
<li>Saat 21:00’den sonra bir şey yememek metabolizmanı uykuya hazırlamanın önemli bir adımıdır! Biyolojik saat 21.00’de metabolizmanı uykuya hazırlamaya başlıyor, nasıl mı? Bu saat itibariyle melatonin hormonu salgılamaya başlayarak , vücudun kendini yavaş yavaş sindirime kapatıyor ve uyku hazırlıklarını başlatıyor. Son ara öğününü en geç 21.00-21.30’da yapmak , daha sonraya kalorisi olan herhangi bir besin bırakmamak senin için bu kışı fit geçirmenin ilk adımı olabilir.</li>
<li>Dikkat ! Geç saatlere sarkan akşam yemeğinde kırmızı et olmasın lütfen. Kırmızı et en zor sindirilen besinlerden biri . Akşam öğünün geç saatlere kalacaksa besin tercihin sebze yemeği ve yoğurt olabilir.</li>
<li>Güneş girmeyen eve artık tartı giriyor. Eğer evin yeterince güneş almıyorsa ve yaz aylarında da daha çok kapalı ortamdaysan ve çok sınırlı güneşten faydalanıyorsan, acilen D vitamini ( 25-OH VD3) değerlerine baktır. D vitamini metabolizmanı hızlandıran güneşin bize hediyesi çok değerli bir vitamin. Yetersizliği obezite ve yetersiz bağışıklık ile ilişkili. Takviye lazımsa ihmal etme emi.</li>
<li>Havalar soğudukça hareketin ve su tüketiminin azalması ile sindirim sistemi de yavaşlar. Bu durum bir yandan şişkinlik hissetmenize neden olurken bir yandan da kilo alımına neden olabilir. Lifli besinlerin tüketimini arttırmalısın. Bu dönemde lif/ posa kaynağı sebze ve meyvelere diyetinizde bol bol yer ver. Meyveleri kabuklu şekilde tüketmenin posa alımınızı bir miktar daha arttırmanın en pratik yolu! Buna ek olarak, salatalara zeytinyağı alternatifi olarak keten tohumu eklemek, yararlı yağlar ve posa açısından zengin olan bu besinden  faydalanmak da lifi artırmanın başka bir yolu.</li>
<li>Mevsimi gelmişken haftada 2 kez balık tüketin! Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Beslenme Bölümü raporlarında yayınlanan rapora göre; haftada en az 2-3 kere ve her defasında 200 gramı geçmeyecek kadar balık tüketmek şişmanlığın oluşumunda en önemli engelleyici besin olarak görev yapar. Ayrıca balık bağışıklık sisteminin güçlü ajanı omega-3 açısından oldukça zengin bir besindir.</li>
<li>Depresyondan korunmak için omega- 3 ü ihmal etme! Yazın güneşli sıcak ve geç kararan hava, dışarıda fazla vakit geçirmenin ardından kışa girerken güneş ışığının azalmaya başlaması, havanın erken kararması ve soğuması nedeniyle hüzün ve depresyon eğilimi artabilir. Omega-3 yağ asitlerinin eksik olması sizi depresyona karşı korumasız hale getirebilir.. Antidepresan etkili bir beslenme planı için balığa ilaveten omega-3 yağ asitlerinden zengin diğer besinleri (ceviz, fındık, badem, keten tohumu, semiz otu) içeren bir beslenme olmalıdır .</li>
<li>Vücutta seratonin miktarını arttıran hindi eti, ıspanak, muz, bitter çikolata gibi besinler bu dönem beslenmenizde mutlaka yeri olsun .</li>
<li>Her gün 1 yumurta tüket! Yeterli protein tüketimi bağışıklık sistemini desteklemekte önemli bir rol oynar. Kaliteli protein içeriği , tok tutucu özelliğiyle kahvaltılarınızın baş tacı yumurta olsun.</li>
<li>Kırmızı biber, sarımsak, zencefil, tarçın, yeşil çay gibi besinler yağ yakma potansiyelleri yüksek olan belli başlı besinlerdir .Bu yağ yakıcı etkilerini vücut sıcaklığını ve enerji harcamasını artırarak yaparlar. Bu besinlerden gün içerisinde küçük porsiyonlarda tüketmek ekstra kalori harcamasını artırarak , metabolizmayı ateşler.</li>
<li>Mevsiminde mevsiim sebze-meyvelerini tüketmeye özen göster! Alışverişlerini sağlıkla yap unutma alışveriş sepetin sağlıklıysa mutfağın da sen de sağlıklısındır. Mandalinanın çıktığı mevsimde çilek yiyorsan yanlış yapıyorsun. Bir de kış hastalıklarından korunmak için 1 kg portakal tüketmene gerek yok. Unutma C vitaminin fazlası idrarla atılıyor.. Günlük 300-400 gram meyve tüketimi yeterli.</li>
<li>Uyku en kıymetli besin! Uyku kaliten ve uyku saatin de metabolizmanın düzenli çalışması için önemli rol üstleniyor. Günde ortalama 6-8 saat uyumaya özen göster. Az veya fazla olmasın. Yatak odasının uyku saatleri içinde sessiz ve ışıksız olması ise uyku kalitesi ve dahası gece salınan hormonları artıran unsurlardan biri.</li>
<li>Bu kış akşam yemeğinden sonra tatlı alışkanlığına son ver! Günün tatlı saatini akşam 17.00’den önce tercih et. Bu şekilde  hem tatlıdan eksik kalmamış  metabolizmanı yormamış olursun. tabi kontrollü olmak şartıyla.</li>
<li>Kışın duygusal açlık atakları artıyor dikkat! Havalar soğudu, kendini yorgun hissediyorsun. Mutlu olmak, modunu yükseltmek  için canın sürekli birşeyler yemek mi istiyor? Dur ve bir kez daha düşün. Gerçekten aç mısın,  aç olan beynin mi, miden mi ? işte asıl mesele bu sorunun  cevabında saklı. Bu gibi durumlarda; Roisbos çayı gibi rahatlatıcı çaylar ile yeme ataklarını kontrol altına almayı dene.</li>
</ul><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/metabolizmani-kisa-hazirlama-vakti/">Metabolizmanı Kışa Hazırlama Vakti !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo yönetiminde cinsiyet avantajı var mı?</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/kilo-yonetiminde-cinsiyet-avantaji-var-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Oct 2021 09:28:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeek]]></category>
		<category><![CDATA[Fit Vücut]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle vücut ağırlığının yönetiminde erkeklerin daha avantajlı olduğu  ve daha çabuk kilo verdikleri düşünülür. Peki gerçekten her iki cinsiyet arasında bir avantaj farkı var mı? Bu soruya en net cevabı verebilmek için metabolizma hızına etki eden faktörlere yakından bakmak gerek. Çünkü vücut ağırlığı ve yağ dağılımı aşağıda sıralanan faktörlerden  etkilenir. Cinsiyet Yaş Genetik özellikler Beslenme geçmişi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/kilo-yonetiminde-cinsiyet-avantaji-var-mi/">Kilo yönetiminde cinsiyet avantajı var mı?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle vücut ağırlığının yönetiminde erkeklerin daha avantajlı olduğu  ve daha çabuk kilo verdikleri düşünülür. Peki gerçekten her iki cinsiyet arasında bir avantaj farkı var mı?</p>
<p>Bu soruya en net cevabı verebilmek için metabolizma hızına etki eden faktörlere yakından bakmak gerek. Çünkü vücut ağırlığı ve yağ dağılımı aşağıda sıralanan faktörlerden  etkilenir.</p>
<ol>
<li>Cinsiyet</li>
<li>Yaş</li>
<li>Genetik özellikler</li>
<li>Beslenme geçmişi ( diyet öyküsü)</li>
<li>Stres durumu</li>
<li>Hormonal denge</li>
<li>Sağlık durumu ( kronik hastalık, düzenli ilaç kullanımı)</li>
<li>Aktivite durumu</li>
<li>Gebelik / emziklilik</li>
</ol>
<p>Vücut ağırlığı ve  yağ dağılımını temelden belirleyen metabolizma hızı yukarıda sıralanan  dokuz değişkenin bütününün bir sonucudur. Yani cinsiyet kilo verme hızını etkileyen önemli bir faktör olarak ele alınsa da tek başına değerlendirmek yeterli olmayacaktır. Peki bu sorunun temelinde ne yatıyor diye soracak olursanız özetle:</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-1907 alignleft" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-300x206.jpg" alt="" width="486" height="334" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-300x206.jpg 300w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-768x527.jpg 768w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-1024x703.jpg 1024w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet.jpg 1333w" sizes="(max-width: 486px) 100vw, 486px" /></p>
<p>Cinsiyetin metabolizmaya etkisi; salgılanan cinsiyet hormonlarının farklı bölgelerde yağlanmayı uyarması ile ortaya çıkar. Erkekteki testesteron hormonu  bel ve karın çevresindeki yağlanmayı uyarırken,  kadında baskın olan östrojen hormonu basen/ kalça bölgesinde yağlanmayı uyarır. Yaşlanma  bu hormanların düzeyinde  değişime neden olurken yağlanma bölgelerinde de değişimlere sebep olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bireyin yaşı metabolizma üzerinde etkilidir. Çünkü kadın veya erkek  her iki cinsiyette de  30 lu yaşlardan sonra kas kaybı oluşmaya başlar. Fiziksel olarak aktivitenin de azalması kas dokusunu azaltır, bu durum neticesinde de azalan kas kitlesi ile doğru orantılı olarak  metabolizma hızı da yavaşlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Genetik olarak erkekler kadınlara göre daha fazla kas kütlesine sahip olduklarından ve kas kütlesi yağ kütlesine göre daha vücuda fazla enerji harcatabildiğinden dolayı avantajlı sayılabilirler. Kadınlar daha fazla yağ kütlesine sahiplerdir ancak, bu yağ kütlesi kadınların fizyolojisinin bir parçasıdır.  Ve “fazla yağ” olarak nitelendirmek doğru değildir. Hem kadın hem erkek bireylerde vücuda göre fazla olarak nitelendirilen ve sağlık sorunlarını işaret eden durum  yağ kütlesinin bel çevresinde yoğunlaşmasıdır. Bel çevresinde oluşan yağlanma kalp damar hastalıkları, tip 2 diyabet gibi  bir çok sağlık problemi ile ilişkilidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öte yandan sağlıklı bireylerin metabolizmaları daha dengeli iken düzenli ilaç kullanan bireylerde kullanılan ilaç ve tedavilere göre sindirim süreci ve dolayısı ile  metabolik hız faklı etkilenmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aktivite durumunuz kas kütlesini artıracağı gibi ilerleyen yaşlarda ortaya  çıkacak kas kitlesi azalmasını da minimize edecektir. O nedenle hareket düzeyi metabolizma hızınızla o da vücut ağırlığınızla doğrudan ilişkilidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadınlarda gebelik ve emziklilik döneminde bebeğin gelişimi ve/ veya beslenmesi için enerji ihtiyacı ortaya çıktığından metabolizma hızı artar. Ancak artan enerji ihtiyacı ve hormonal değişim iştah mekanizmasını da her bireyde farklı etkileyerek  yağ depolanmasını etkileyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neticede;  Kilo verme süreci birçok etmenden etkilenir ve cinsiyet bu etmenlerden sadece biridir. Cinsiyetiniz bir dönem avantaj olabilirken  başka bir dönemde dezavantaja dönüşür.Kişiye özel olduğu takdirde ( ki bunun için <a href="https://ozgurdiyet.com/online-diyet/">Online Özgür Diyet</a> hemen yanınızda)  erkekler de kadınlar da sağlıklı vücut ağırlığına ve sağlıklı bir yaşama ulaşmak için eşit şansa sahiptirler. Yeter ki bedeninizin ihtiyaçlarını bilin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çünkü ; tükettiğiniz her şey diyetinizdir.  Ve eğer diyet tükettiklerinizin toplamıysa; herkes diyet yapbilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sağlıkla kalın.</p>
<p><strong> </strong></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/kilo-yonetiminde-cinsiyet-avantaji-var-mi/">Kilo yönetiminde cinsiyet avantajı var mı?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adaçayı nedir? Nasıl ve ne kadar tüketilmelidir?</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/adacayi-nedir-nasil-ve-ne-kadar-tuketilmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2021 13:48:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı hakkındaki bilimsel veriler nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı nasıl kullanılır?]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Fitoöstrojen]]></category>
		<category><![CDATA[Karnosol]]></category>
		<category><![CDATA[Kimler adaçayı içmemeli?]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Online Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Rosmarinik asit]]></category>
		<category><![CDATA[Sage tea]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adaçayı nedir ve hakkındaki bilimsel  veriler nelerdir? Bilimsel adı Salvia Officinalis olan adaçayı, griye çalan yeşil yapraklı ve odunsu bir sapı olan bir bitkidir. Kekik, lavanta, nane, biberiye ile aynı familyada ( ballıbabagiller) yer alan bu bitki Orta Doğu ve Akdeniz bölgelerinde ortaya çıkmıştır. Yaz başına doğru beyaz, pembe ve mor renkli çiçekler açar. Ülkemizde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/adacayi-nedir-nasil-ve-ne-kadar-tuketilmelidir/">Adaçayı nedir? Nasıl ve ne kadar tüketilmelidir?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong><span style="color: #000000;">Adaçayı nedir ve hakkındaki bilimsel  veriler nelerdir?</span></strong></h4>
<p>Bilimsel adı Salvia Officinalis olan adaçayı, griye çalan yeşil yapraklı ve odunsu bir sapı olan bir bitkidir. Kekik, lavanta, nane, biberiye ile aynı familyada ( ballıbabagiller) yer alan bu bitki Orta Doğu ve Akdeniz bölgelerinde ortaya çıkmıştır. Yaz başına doğru beyaz, pembe ve mor renkli çiçekler açar. Ülkemizde yaklaşık 80 farklı türü doğal olarak yetişmektedir. Halk arasında şalba, çalba, karaot gibi isimlerle de kullanılır. Baharat olarak yaygın olarak kullanılan ada çayı, alternatif ve geleneksel tıpta uzun bir kullanım geçmişine sahiptir. Ancak hakkındaki bilimsel araştırmaların hala başlangıç ​​aşamasında olduğunu belirtmekte fayda var.</p>
<p>2500 yıl önce Eski Yunan Tıp okullarında “ölümsüzlük ilacı” olarak adlandırılan,  bu bitkiye İngilizce’de “ulu, bilge çayı” anlamına gelen “sage tea” adı verilmiştir. Özellikle çayı, potansiyel sağlık yararları ile doludur. K, B6, C, E, A, B3, B9 vitaminleri yanında potasyum, kalsiyum, demir, manganez, çinko, magnezyum ve bakır mineralleri de içerir.</p>
<p>Güncel bilimsel araştırmalar adaçayının menopoz döneminde yaşanan ter basması gibi şikâyetlerin giderilmesinde yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır. Adaçayının yapısında bulunan “fitoöstrojen” (luteolin-7-glukozit) denilen bileşenler vücuttaki östrojen reseptörlerine bağlanarak vücudun östrojen eksikliğini hissetmesini önleyebileceğini göstermektedir. Menopoz döneminde östrojen eksikliğinden dolayı hormonal dengesizliklere bağlı yaşanan aşırı terleme, sıcak basmaları ve sinirlenmeleri “vücutta östrojen var “etkisi yaratarak yatıştırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda adet düzensizliğine, sancılarına ve adetten kesilme sorunlarına yardımcı olabileceği öngörülmektedir. İngiltere’ de yürütülen klinik bir çalışmada 4 hafta kullanımda ter basması şikayetlerinde % 50 ve 8 haftalık kullanımda %64 oranında azalma sağladığı gözlemlenmiştir.</p>
<p>Östrojene benzer etkiler içerdiğinden erkeklerin fazla miktarda ve uzun süre içmesi önerilmez.</p>
<p>Adaçayı içerdiği rosmarinik asit sayesinde mide ve bağırsak spazmlarını önler, ishal ve gastritle savaşır. Sindirim sistemine iyi gelir, mideyi rahatlatır.</p>
<p>İçerdiği karnosol, kuersetin ve rosmanirik asit gibi güçlü antioksidanlar sayesinde kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve kansere karşı savaşır.</p>
<p>İçinde doğal uyarıcı maddeler olduğu için gündüz saatlerinde içilmeli, akşam yatarken içilmemelidir, fazlası uykuyu kaçırabilir. Tansiyon düşüklüğüne iyi gelir. Hem doğu hem de batı kültürlerinde bu çayın, kişinin ruhsal açıdan daha pozitif olmasına yardımcı olduğuna inanılır. Haşlama veya demleme yöntemiyle yapılır; uzun süre kaynatılmaz, üç dakikadan fazla kaynatılırsa yararlı özelliklerini kaybeder.</p>
<p>1- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. İçerdiği bileşenler bağışıklık sistemine gelebilecek darbelere karşı koruyucu bir kalkan görevi görür. Zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar ve hasta olmayı engeller. Yaraları iyileştirici özelliği de vardır. Çay olarak tüketilebileceği gibi, merhem halinde cilt yaralarında kullanılabilir.</p>
<p>2- Unutkanlığa karşı oldukça faydalıdır . Hafızayı güçlendirir ve kuvvetlendirir. Alzheimer ve demans hastalıklarına olumlu yönde etkisi olduğu gözlemlenmiştir.</p>
<p>3- İç organlarda oluşabilecek iltihapları engeller. Ada çayının içilerek tüketilmesi özellikle solunum ve sindirim sisteminde oluşan iltihapları giderebilir. Eklem hastalıklarına, romatizma hastalıklarına ve kalp hastalıklarına iyi gelir.</p>
<p>4- Mikrop öldürücü özelliği vardır. Boğaz enfeksiyonlarında ve yangılarında etkilidir. Gargara olarak kullanılabilir. Larenjit ve faranjit gibi oldukça sık görünen boğaz iltihaplarında sık sık tüketilmesi önerilir. Öksürüğü azaltır.</p>
<p>5-Bronşit ve astım tedavisine yardımcıdır. Göğsü açarak solunum sistemini rahatlatır ve yeterli seviyede nefes almaya yardımcı olur.  Buharını veya tütsüsünü solumak  bronşları açıcı etki gösterir.</p>
<p>6- İçeriğinde bulunan K vitamini, kemik yoğunluğunu korumada gereklidir . Kemiklere iyi gelir. Antimikrobiyal ve antiseptik bileşenlere sahip olan adaçayı, boğaz enfeksiyonları, diş apseleri, diş eti enfeksiyonları ve ağız yaralarının hızlı iyileşmesine yardımcıdır.   Dişleri güçlendirir ve beyazlatır. Demlenmiş ve soğutulmuş adaçayı ile günlük ağız gargaranızı yaparak boğaz ağrılarından kurtulabilirsiniz. Her gargaradan sonra 1 saat hiçbir şey yiip içilmemesi gerekir. Adaçayının aynı zamanda dişleri beyazlatma özelliği de vardır.</p>
<p>7- Bağırsaklarda oluşabilecek iltihap, enfeksiyon gibi sorunların tedavisinde kullanılabilir. Hazımsızlık şikayetlerinde sindirim sistemini rahatlatır. Etkili bir gaz söktürücü oluşuyla hazmı kolaylaştırır, safra kesesinin çalışmasına ve  dolayısıyla sindirime yardımcı olur. Ayrıca mide bulantısını da önler.</p>
<p>8- Kan dolaşımını temizler. Kan temizleyici etkisiyle vücuttan toksinleri uzaklaştırır ve karaciğer hastalıklarında faydalıdır.</p>
<p>9- Terlemeyi azaltır. Belirli bir süre düzenli kullanıldığı takdirde terleme sorununu yarı yarıya azalttığı gözlemlenmiş</p>
<p>10- Sinir sistemini rahatlatmaya yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Depresyon ve strese iyi gelir. Bu sayede stres kaynaklı uyku problemlerine de çözüm getirir .Baş ağrılarını hafifletir.</p>
<p>11- Kanser hücrelerinin büyümesini engelleyerek kanserle savaşır. Ağız kanseri, cilt kanseri, meme kanseri, karaciğer kanseri, serviks kanserlerinde kenserli hücre büyümesini azaltıcı etkilidir.</p>
<p>12- Cilde iyi gelir. Antibakteriyel özelliğiyle, adaçayı içeren kremler egzama, sedef hastalığı ve akne gibi cilt sorunlarında yardımcıdır. Ciltteki yaşlanma belirtilerinin giderilmesinde yardımcı olur.</p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Adaçayı nasıl kullanılır?</strong></span></h4>
<p>Demleyerek içebilirsiniz. Ada çayını aktarlardan direkt çiçekli bitki haliyle ya da kurutulmuş yapraklar olarak satın alabilirsiniz. 250-300 ml için 1 tatlı kaşığı ada çayı demlemek yeterli olacaktır. Kaynamış suyu yaprak/ kuru çiçek üzerine ekleyerek demleyin. 2-3 dk demleme  yeterli olacaktır. Ardından yaprakları suyun içerisinden çıkartın ve içmeye hazır. Beş dakikadan fazla demlerseniz tadı çok acı olur.</p>
<p>Ada çayını çay olarak tüketebileceğiniz gibi yemekleriniz için de baharat olarak kullanabilirsiniz. Özellikle et yemeklerinde kekik gibi koku ve tat vermesi için kullanılabilmektedir. Et haşlamalarınıza defne yaprağı gibi 1-2 yaprak ada çayı ekleyerek hem hoş bir koku yayılmasını, hem de hafif bir aroma vermesini sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Adaçayı tütsüsü nasıl kullanılır, faydaları nelerdir?</p>
<p>Tütsü olarak kullanmak için en uygun adaçayı türü, beyaz adaçayıdır. Birkaç dal adaçayını ya da bir avuç adaçayı yaprağını ucundan yakın ve üfleyerek alevi söndürün. Bir pencereyi aralık bırakın ve tütsüyü de pencereden uzak bir yere koyun. Adaçayı yakarak bitki içindeki uçucu yağların ortama yayılmasını sağlar ve ortamın havasını mikroplardan ve zararlı bakterilerden arındırır. Aynı zamanda kötü enerjileri de dağıttığına inanılmaktadır.</p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Adaçayı ne kadar tüketilmeli ve kimler dikkatli olmalı?</strong></span></h4>
<p>Günde 2-3 fincan adaçayı tüketmek genel olarak güvenli kabul edilir. Daha fazla tüketilmesi alerjik reaksiyonlar, mide problemleri ve kalp çarpıntılarına sebep olabilir.</p>
<p>Kalp hastalığı yönünden risk altındaysanız günde 2 fincandan fazla tüketmemelisiniz.<br />
Kadınlık hormonuna destek olan fitoöstrojence zengin olduğu için erkeklerin çok sık (günde 1 fincandan fazla) tüketmesi pek önerilmiyor.</p>
<h4><strong>Kimler adaçayı içmemeli?</strong></h4>
<ul>
<li>Hamile kadınlarda düşük riski oluşturabileceği için tüketilmesi önerilmez</li>
<li>Emziren annelerde süt kalitesini azaltabileceği için kullanılması uygun değildir.</li>
<li>Epilepsi hastalarında atak sıklığını artırabileceği için kullanımı uygun değildir.</li>
<li>6 yaşından küçük çocukların ada çayı tüketmesi  önerilmez.</li>
<li>Kronik hastalığı olan veya düzenli olarak ilaç kullananlar ( özellikle hipertansiyon ve kalp ilaçları) kullananlar doktoruna danışmalıdır. Günde 1 fincan kadar  içilmesi güvenli olarak görülse de tansiyon üzerinde olumsuz etkileri olabildiği görülmüştür.</li>
</ul><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/adacayi-nedir-nasil-ve-ne-kadar-tuketilmelidir/">Adaçayı nedir? Nasıl ve ne kadar tüketilmelidir?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamileliğin 6. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/hamileligin-6-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 09:59:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[aşerme]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Dengeli Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum kiloları]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte 6. ay]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte kilo alma]]></category>
		<category><![CDATA[hamile beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı gebelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayda Annedeki Değişiklikler: Kilo artık düzenli olarak artmaktadır. Hamilelik hormonları dişetlerinin şişmesine ve iltihaplanmasına yol açarak kolayca kanamasına neden olur. Diş fırçalarken dişetleri kanayabilir, bu hamilelikte sık karşılaşılan bir durumdur. Dişlerin düzenli ve yumuşak hareketlerle, yumuşak diş fırçasıyla fırçalanması ve iple temizlenmesine özen gösterilmelidir. Dişetleri acısa da hamilelikte çürükleri önlemek için koruyucu işlemlerin yapılması, diş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-6-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 6. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="6">
<li><strong> Ayda Annedeki Değişiklikler:</strong></li>
</ol>
<p>Kilo artık düzenli olarak artmaktadır. Hamilelik hormonları dişetlerinin şişmesine ve iltihaplanmasına yol açarak kolayca kanamasına neden olur. Diş fırçalarken dişetleri kanayabilir, bu hamilelikte sık karşılaşılan bir durumdur.</p>
<p>Dişlerin düzenli ve yumuşak hareketlerle, yumuşak diş fırçasıyla fırçalanması ve iple temizlenmesine özen gösterilmelidir. Dişetleri acısa da hamilelikte çürükleri önlemek için koruyucu işlemlerin yapılması, diş kayıplarını önlemek için çok önemlidir.</p>
<p>Göğüslerdeki çatlakları destekleyici sutyen kullanmak önleyebilir. Hamileliğin bu döneminde bu çatlakların görülmesi tipiktir, doğumdan sonra solarak gümüş beyaz renge dönüşür, tamamen kaybolmayabilir.</p>
<p>Rahim daha yukarı çıktığı için idrar torbası üzerindeki baskısı azaldığından idrar yapma sıklığı azalır. Rahim kaslarında gerilme ve gevşemeleri anneyi doğuma hazırlar.</p>
<p>Aniden kasıkta ve karnının yan tarafına ilerleyen keskin ağrılar hissedilebilir. Rahimi destekleyen bağ ve yapıların krampı nedeniyle oluşan bu ağrılar zamanla anneyi doğuma hazırlayacaktır.</p>
<p>Ani hareket ve dönmelerden kaçınmalısınız.- Karın veya yüzde ciltte renk değişikliği olabilir.- Ayak bileklerinde, ayaklarda,el ve yüzde şişme olabilir.- Sırt ve bel ağrıları olabilir.- Cinsel isteğiniz her hafta değişebilir, azalabilir, artabilir.- Dalgın olabilir, ağırlık nedeniyle sıkılmış olabilirsiniz.- Bebeğinizin büyümesini içinizde daha fazla hissedersiniz. Hamileliğiniz sırasında ortaya çıkan problemleri ve bebeğinizin sağlığına etkilerini düşünebilirsiniz. Çoğu hamile kadın bu nedenle endişelenebilir.<br />
<strong>6.Ayda Bebekteki Değişiklikler: </strong></p>
<p>Bebeğin boyu yaklaşık 30-34 santimetreye, ağırlığı ise 650 &#8211; 700 grama ulaşır.</p>
<p>Her şeyiyle artık minyatür bir bebek görünümündedir, dudakları daha belirgin, gözleri ise oldukça gelişmiştir. Gözlerini açıp kapayabilir, kaşlarını çatabilir, yan bakabilir ve sesleri duyabilir. Anne karnına ışık kaynağı yöneltilirse, bebek başını çevirir. Bazı solunum hareketlerini yapmaya başlar, ama akciğerlerinde henüz hava değil amniyotik sıvı bulunur. Öksürebilir, hıçkırabilir ve hareketlerini anne hissedebilir. Cildi hala kırmızı ve kırışıktır. Amniyotik sıvı yaklaşık 4 saatte bir kendini yeniler, bebeğin ısını düzenler ve darbelerden korur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gebeliğin 6. Ayı İçin Diyetisyen Tavsiyeleri:</strong></p>
<p><strong>Aşermeler artabilir, ancak abur cubur yemekten uzak durmaya çalışılmalıdır. İştah iyi ve bulantılar nadiren olabilir. Buna rağmen ağır, yağlı, acılı yiyecekleri takiben mide ekşimeleri olabilir. </strong></p>
<p><strong>Bu ayda sıcağa karşı daha duyarlı olan anne adayı, daha çok terleyebilir. Daha önce de bahsedildiği gibi sıvı kaybı arttığında daha bol su içilmeli ve sıvı açığı kapatılmalıdır. </strong></p>
<p><strong>Probiyotik desteği bu dönemde her zamankinden çok daha önemlidir. Sağlıklı bir bağırsak demek sağlıklı bir vücut demektir. Normal bireylerde durum böyle iken, gebelikte daha da önemlidir. Yapılan çalışmalar; gebelikte düzenli probiyotik tüketen annelerin çocuklarında alerji riskinin, egzama-dermatit gibi hastalıkların görülme olasılığının daha az olduğunu ve bağışıklık sistemlerinin çok daha güçlü olduğunu göstermektedir.</strong> <strong>Yoğurt bu dönemde kalsiyum, B6 vitamini ve probiyotik desteği için ideal bir besindir. Bilinen en doğal probiyotik yoğurttur. Kefir de probiyotik için iyi bir kaynak olarak hamilelikte tüketilebilir. Hamilelikte besinler dışındaki probiyotik desteklerinin kullanımı da güvenli olarak bilinir.</strong> <strong>Probiyotiklerin etkili olabilmesi için bu bakterilerin kalın bağırsağa değişime uğramadan ve canlı olarak ulaşması gerekir.  Bu yüzden besin desteği olarak probiyotik ürün satın alırken mide asidi ve safraya karşı dayanıklı olanlar tercih edilmelidir. </strong></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-6-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 6. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamileliğin 5. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/hamileligin-5-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 May 2019 09:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Dengeli Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeliğin 5. ayı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte 5. ay]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte kilo artışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı gebelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayda Annedeki Değişiklikler: Bebeğin en hızlı büyüdüğü, iştahın hızla arttığı bir dönemdir. Göğüsler daha fazla büyümeye, yumuşamaya, toplardamarlar görülmeye başlar. Göğüslerden Colostrum adı verilen, ilk süt kıvamlı bir sıvı gelebilir. Göğüs ucundaki koyu renk alan areolanın, genişlemeye başladığı fark edilebilir, hatta  bazen göğsün yarısını kaplayacak kadar da büyüyebilir. Bu hamileliğin zararsız bir yan etkisi olmakla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-5-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 5. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="5">
<li><strong> Ayda Annedeki Değişiklikler:</strong></li>
</ol>
<p>Bebeğin en hızlı büyüdüğü, iştahın hızla arttığı bir dönemdir. Göğüsler daha fazla büyümeye, yumuşamaya, toplardamarlar görülmeye başlar. Göğüslerden <strong>Colostrum</strong> adı verilen, ilk süt kıvamlı bir sıvı gelebilir. Göğüs ucundaki koyu renk alan <strong>areo</strong>lanın, genişlemeye başladığı fark edilebilir, hatta  bazen göğsün yarısını kaplayacak kadar da büyüyebilir. Bu hamileliğin zararsız bir yan etkisi olmakla birlikte, bebeğin doğumundan sonra 12 aya kadar büyük kalabilir.</p>
<p>Rahim karın içinde iyice büyümüştür, üst sınırı göbek deliğine ulaşmıştır. Karnın alt kısmında bazı ağrılar hissedilebilir. Telaşa kapılmaya gerek yoktur.  Büyüyen rahmi destekleyen kaslar ve bağlar gerilmektedir. Saçlar daha ince ve yağlı olabilir. Ciltteki olumlu değişiklikler nedeniyle de anne adayı kendini daha güzelleşmiş ve iyi hissedecektir.</p>
<p>Bebeğin büyümesi ile genişleyen rahim kalın bağırsaklara baskı yapar ve barsak alışkanlığı düzensizleşir, kabızlık artabilir. Biraz nefes darlığı normaldir, büyüyen rahim akciğerleri ittikçe bu şikayetler biraz daha artabilir. Karnın fazla büyümesi ve cildin gerilmesi karın çatlaklarına neden olabilir. Bu çatlakların olması esasen annenin cilt yapısının esnekliği ile ilgilidir.</p>
<p>Hamilelik sırasında sıklıkla bacaklardaki kan damarları görünür hale gelir, varisler oluşabilir, yaygınlaşabilir. Bunu en aza indirmek veya önlemek için, uzun süre ayakta durmak veya oturmaktan kaçınılmalıdır</p>
<p>Artık hamilelik gerçeği kabullenilmiştir ve duygusal gelgitlerde azalma olur.</p>
<p><strong>5.Ayda Bebekteki Değişiklikler:</strong></p>
<p>Bu ay başlangıcında ortalama 13 cm boy ve 150 gram kadar ağırlığa sahip olan bebek, ay tamamlandığında 25 -27cm boy ve 350-400 gram kadar ağırlığa ulaşır.  Bebeğin cilt altı dokusunda yağ depolanması artar ve bebek daha hızlı kilo almaya başlar. Bu yağ depolanması bebeğin ısı dengesi açısından önemlidir.</p>
<p>Bebeğin cildinini kaplayan ve <strong>lanugo</strong> adı verilen tüylerine, <strong>verniks kazeoza</strong> denilen kaygan madde eklenir. Beyaz peynirimsi bu madde bebeğin bütün cildini kaplar ve bebeğin cildini içinde bulunduğu amniyotik sıvıdan korur. Bazı bebekler doğduğunda da üzerinde hala beyazımsı bir örtü bulunur.</p>
<p>Bebek oldukça aktif duruma gelmiştir, çok tekme atar, çok döner, sıkça hareket eder.  Kulakları tamamen gelişmiştir ve rahim içerisinde annesinin damarlarından ve barsaklarından gelen sesleri duyabilir, dışarıdan gelen kuvvetli sesleri de duyabilir.Dışarıdaki yüksek sesler bebeğin hareket etmesine neden olabilir.</p>
<p>Bebeğine şarkı söyleyip, kitap okuyan veya onunla konuşan ebeveynleri bebek duyabilir. Bazı çalışmalar, bebeklerin rahim içindeyken okunan kitabın, doğum sonrasında okunduğunu duyunca, beslenmeye daha istekli oldukları ve daha hızlı emdiklerini göstermiştir.</p>
<p><strong>Mekonyum</strong> adı verilen bebeğin ilk dışkısı bağırsaklarında birikmeye başlar.</p>
<p>Bu dönem duyusal gelişim için çok önemlidir. Beyinde koku, tat, görme ve dokunma için özelleşmiş alanlar gelişir.</p>
<p>Bebeğinizin cinsiyetini öğrenme zamanı gelmiştir.</p>
<p><strong>Gebeliğin 5. Ayı İçin Diyetisyen Tavsiyeleri: </strong></p>
<p><strong>Beşinci ay itibariyle kilo alımı da çok daha fazla hızlanmakta, ayda ortalama 300 – 500 gram kadar ağırlık kazanılmaktadır. Tabi  burada belirtmek gerekir ki bu aralık kişiye göre değişebilmektedir Gebeliğin başından doğuma kadar normalde alınması gereken kilo 9-12 kilo kadardır. Hamileliğin başında normalden daha zayıf olan anneler biraz daha fazla 15-17 kilo kadar alabilirler. Hamileliğin başında aşırı kilolu olan annelere de fazla kilo almaları önerilmez ve genellikle 7-8 kilo almaları yeterli kabul edilir. </strong></p>
<p><strong>Gereğinden fazla kilo alan annelerde, gebeliğe bağlı diyabet hastalığı (gestasyonel diyabet) çıkma riski yüksek olur ve buna bağlı bebekte aşırı kilo, zor doğum gibi zararlı etkiler meydana gelebilir. Aşırı beslenmeden ve gereğinden fazla ağırlık kazanımından kaçınılmalıdır. Düzenli yürüyüş yapılmalı veya doktorun kişiye özel olarak önerdiği başka bir egzersiz yapılarak hareketli kalmaya özen gösterilmelidir.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme kurallarına özen göstermeye devam etmeli; aşırı tatlı, şekerli, unlu, hamur işi tüketilmemeli, aşırı meyve tüketiminden de kaçınılmalıdır. Tekrar hatırlatmakta fayda var ki gebelik boyunca yeterli Omega 3 alımı çok önemlidir. Haftanın 2-3 günü balık tüketmek gerçekten önem teşkil etmekte. Özellikle mevsimindeki balığı tüketmek çok daha doğru ton balığı veya kılıç balığı gibi ağır metal içeren balıklar yerine diğer balıkları tercih etmek çok daha iyi olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Bu aylarda yine su alımı oldukça önemlidir. Gün içerisinde 2,5- 3 litreye kadar su ihtiyacı artmaktadır. Hamileliğin bu evresinde daha sık idrara çıkıldığından, su ihtiyacı artık daha fazladır. Eğer gaz şikayeti varsa yemeklerle birlikte değil de, aralarda ve yudum yudum birer bardak şeklinde su tüketmek önemli bir tüketim önerisidir. Zira birdenbire kocaman bir şişeyi tüketmiş olmak da gaz şikayetlerini arttırabilir.</strong></p>
<p><strong> </strong></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-5-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 5. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazanda kilo almamak için, beslenme nasıl olmalı?</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/ramazanda-kilo-almamak-icin-beslenme-nasil-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 May 2019 08:46:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[açlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[oruç ve beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Susuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milyonlarca kişi nefsin isteklerinden bilinçli olarak uzak durarak, manevi doyum için oruç tutacak. Acıkınca yememeyi, susayınca su içmemeyi , açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanmayı ve anlamayı gerektiren , bu yönüyle bir tür sabır ve irade eğitimi olan ibadet ayıdır ramazan. Bu sabır ve iradeyi ortaya koymaya niyet eden herkese hayırlı ramazanlar. Ramazan ayının gelmesiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/ramazanda-kilo-almamak-icin-beslenme-nasil-olmali/">Ramazanda kilo almamak için, beslenme nasıl olmalı?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milyonlarca kişi nefsin isteklerinden bilinçli olarak uzak durarak, manevi doyum için oruç tutacak. Acıkınca yememeyi, susayınca su içmemeyi , açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanmayı ve anlamayı gerektiren , bu yönüyle bir tür sabır ve irade eğitimi olan ibadet ayıdır ramazan. Bu sabır ve iradeyi ortaya koymaya niyet eden herkese hayırlı ramazanlar.</p>
<p>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte oruç tutanların rutin beslenme alışkanlıkları ve öğün sayısı birdenbire değişir. Oruç tutarken sağlıklı beslenme adına doğru besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması her zamankinden daha fazla dikkat gerektirir . Ancak, genelde oruç tutan kişiler sahurda aldıkları aşırı ve yüksek kalorili besinler ile gün boyunca açlıklarını dengeleyebileceklerini sanırlar. Böyle beslenen kişiler farkında olmadan sağlıksız beslenmenin kapılarını aralamış olurlar.</p>
<p>Aslında oruç tutanların da tükettiği besinlere dikkat ederek sağlıklarını ve kilolarını korumaları mümkündür.</p>
<p>Sağlıklı bir şekilde oruç tutabilmeniz için sahurda şu detaylara dikkat  etmekte fayda var.</p>
<div class="C7I1f ">
<ul>
<li class="C4VMK">Mümkün olan en geç saatte sahurunuzu yapmak, açlık sürenizi uzatmamış olacağı gibi sağlığınıza da iyi gelecektir.</li>
<li class="C4VMK"> Sahurdaki içeceğiniz tarçınlı ve ılık bir bardak süt olabilir. Çay olmadan sahur yapamam diyenlere, çayınız açık ve limon ilaveli ise neden olmasın diyorum. Ama kahve uygun değil.</li>
<li class="C4VMK">Mutlaka bir tane yumurta tüketin. Yumurta gibi protein içeren, peynir, süt, yoğurt ve kefir gibi besinler daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.<br />
Sebze -meyveler, ve tam tahıllar ;vitamin ve mineral açığı oluşmasını önlemekle birlikte tüm vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için sahur sofranızda yerini almalı.</li>
<li class="C4VMK">Süt grubu, sebze-meyve grubu ve tahıl grubu yiyeceklerden en az bir çeşit sofranızda bulundurun. Meyvelerden şekersiz komposto yaparak sıvı desteği sağlayarak su kaybını telafi edebilirsiniz.</li>
<li class="C4VMK"> Demli çay, kahve gibi kafeinli içecekler, salamuralar ve kızartmalardan uzak durun. Çünkü bu besinler su kaybınızı ve gündüz yaşayacağınız susuzluk hissini arttırır.</li>
<li class="C4VMK">Bedeninizin susuz kalması; yorgunluk, kas krampları, deride kuruma, sindirim sisteminde zorluk, sersemlik ve sıcaklık hissine sebep olur.</li>
<li class="C4VMK"> Sahuru en az 2 su bardağı su içerek tamamlayın. Akşamdan içine çilek, nane/fesleğen yaprağı, , kabuk tarçın, zencefil, limon dilimi gibi seçeneklerden 2~3 tanesi veya hepsini ekleyerek hazırlayabileceğiniz aromalı su ile hem vitamin ve sıvı desteğiniz daha güçlü olur.</li>
</ul>
<p>İftar öğünü için;</p>
<ul>
<li>İftarınızı hafif açın ve yavaş yemeye gayret edin.</li>
<li>Uzun süreli açlıktan sonra bir anda aşırı yemek tüketerek, vücudunuzdaki tüm fonksiyonların aşırı çalışması ve yorulmasına neden olmayın. Bu tarz yüklemeler bir anda oluşan yoğunluk ile mide ve sindirim rahatsızlıklarına yol açabilir ve kan şekerinizi aniden yükselterek kendinizi daha halsiz hissetmenize neden olabilir.  Bu sebeple öğünü ikiye bölerek tüketin.</li>
<li>İftarınızı hurma ya da zeytinle açtıktan sonra üzerine yudum yudum bir bardak su için. Böylece uzun süre boş kalan midenizi yemeğe alıştırmış olursunuz.</li>
<li>Çorba ve salata gibi hafif yemeklerle devam ederek ana öğüne geçmeden önce bir sürenin geçmesine izin verin. Hem doyma sinyalini arttırmış hem de kan şekeri ve vücut fonksiyonlarını alıştırarak geçiş sağlamış olursunuz. yavaş ve tadını çıkararak yemek hem sindirim sisteminizi aşırı yükten koruyacak, hem de ramazanın manevi doyumuna destek olacak.</li>
<li>Ana öğünden en az 1-2 saat sonra bir tabak karışık meyve salatası, bir kase meyveli yoğurt veya bir avuç ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişlerden veya sağlıklı bir şekilde yapılmış bir porsiyon sütlü veya meyveli tatlılardan birini tüketebilirsiniz.</li>
<li>Yemek arasında, sırasında ya da sonrasında zamana bağlı kalmaksızın su tüketin. Gündüz alamadığınız ve kaybettiğiniz suyu yerine koymalısınız.</li>
<li>İftardan sonra 1 öğün daha tüketebilir ve sıvı ihtiyacınızı yatana kadar desteklemeye çalışabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Sağlıklı yarınlarınız olsun. ?</p>
<div class=" Igw0E IwRSH eGOV_ _4EzTm pjcA_ aGBdT "></div>
</div>
<div class="_4l6NB"></div>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/ramazanda-kilo-almamak-icin-beslenme-nasil-olmali/">Ramazanda kilo almamak için, beslenme nasıl olmalı?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık Dostu &#8220;EKİNEZYA&#8221;</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/ekinezya-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2018 13:23:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı kesici]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık]]></category>
		<category><![CDATA[Bitki çayı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[doğal ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Ekinezya]]></category>
		<category><![CDATA[Grip]]></category>
		<category><![CDATA[İnülin]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1608</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Mevsim değişikliği sebebiyle artan viral ve bakteriyel hastalıklar ile her an karşılaşıyoruz. Peki bu dönemde sağlıklı kalabilmek ve bu riskleri minimuma indirebilmek için bağışıklığınızı güçlendirmenin yanında özellikle gribal enfeksiyonlara karşı vücudunuzu korumada ekinezyanın etkin rolü olabileceğini biliyor musunuz? Ekinezya, doğu ve kuzey Amerika&#8217;da ve Avrupa’nın belirli bölgelerinde doğal olarak yetişen; papatya ailesinden pembe-mor çiçekli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/ekinezya-nedir/">Bağışıklık Dostu “EKİNEZYA”</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://ozgurdiyet.com/tariflerde-bugun-kis-cayi/">Mevsim değişikliği </a>sebebiyle artan viral ve bakteriyel hastalıklar ile her an karşılaşıyoruz. Peki bu dönemde sağlıklı kalabilmek ve bu riskleri minimuma indirebilmek için <a href="https://ozgurdiyet.com/guclu-bagisiklik-sistemi-icin-beslenme-onerileri/">bağışıklığınızı güçlendirme</a>nin yanında özellikle <a href="https://ozgurdiyet.com/dogru-beslenme-ile-gripten-korunun/">gribal enfeksiyonlar</a>a karşı vücudunuzu korumada ekinezyanın etkin rolü olabileceğini biliyor musunuz?</p>
<p>Ekinezya, doğu ve kuzey Amerika&#8217;da ve Avrupa’nın belirli bölgelerinde doğal olarak yetişen; papatya ailesinden pembe-mor çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçeğin ortasında sivri ve koyu kahverengini-kırmızı koni şeklinde çıkıntılı tohum kafası bulunur. Çeşitli türlerinin yaprakları, çiçekleri ve kökleri ilaç yapımında kullanılır. Anti-inflamatuar, antioksidan ve antiviral özellikleri nedeniyle literatürde bağışıklık güçlendirici ajan olarak tanımlanmaktadır. Kimyasal bileşenlerinin çoğu uçucu yağlar, flavonoidler, inülin, polisakkaritler ve C vitamini gibi güçlü bağışıklık sistemi uyarıcıları olduğundan önemli bir terapötik değer sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Bağışıklığı güçlendirir.</strong></p>
<p>Yapılan birçok çalışma, ekinezyanın soğuk algınlığına karşı koruyucu etki gösterdiğini söylüyor. Birçok çalışmaya göre özellikle “rhino virüs” kaynaklı soğuk algınlığına karşı ekinezya büyük etkiye sahip. 2012 yılında Evidence-Based Complementary and Alternative Medicine’da yapılan araştırma, ekinezya bitkisinin gribe karşı bağışıklığı güçlendirerek vücudunu koruduğunu söylüyor. 2010 yılı Journal of Medicinal Plants Research’teki çalışmaya göre ekinezya anti-viral özelliği ile virüslerin aktivitesini durdurarak soğuk algınlığına karşı vücudu koruyor. Lancent Enfeksiyon Dergisi’nde yayınlanan14 farklı çalışmanın değerlendirildiği bir analiz raporunda ekinezyanın, soğuk algınlığına yakalama şansını % 58 oranında azaltırken, soğuk algınlığının süresini neredeyse bir buçuk gün kısaltan doğal grip ilacı olarak tanımlanmıştır. Bugüne kadar yapılan araştırmalar, ekinezyanın soğuk algınlığı semptomlarını azalttığını, ancak soğuk algınlığı semptomları başladığında etkilsinin daha güçlü olduğunu göstermektedir.</p>
<p><strong>Doğal ağrı kesicidir.</strong></p>
<p>Bağırsak, diş, bademcik, karın, boğaz, baş ağrısı  ve menstüral ağrılar üzerinde etkilidir. Ağrı kesici etki için çay olarak tüketilebilineceği gibi, kuru ekinezya otu ve çiçeğinden macun yapıp ağrılı bölgeye masaj yaparak da kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Barsak hareketlerini hızlandırır.</strong></p>
<p>Birçok bitki gibi, ekinezya özellikle mide ve tüm sindirim sistemi için iyileştiricidir. Ekinezya yapısındaki inülin gibi çözünür lifler sayesinde doğal kabızlık giderici ve sakinleştirici hafif bir doğal müshil etkilidir. Çay içmek özellikle bu müshil etkisi konusunda yardımcı olmak için yeterlidir.  Kronik durumlar için, her gün bir fincan çay bağırsakları gevşetmeye yardımcı olabilir. Ancak sürekli kullanıma uygun olmadığı ve bir doğal ilaç olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Antioksidan etkilidir.</strong></p>
<p>Ekinezyanın alkol extraktı 2 doğal kimyasal bileşenden oluşmaktadır. Bu bileşenlerden birisi lipofilik alkamidler ve diğeri de suda çözünen kafeik asittir. Kafeik asit, vücutta antioksidan özellik göstermek ile beraber dokulardaki fazla geçirgenliği azaltarak enfeksiyonlara karşı da vücudun korunmasına yardımcı oluyor.</p>
<p><strong>Enfeksiyon önleyicidir</strong>.</p>
<p>Muhtemelen dünya çapında bir numaralı katil birçok hastalığın kökeninde yatan enfeksiyonlardır. Stres, gıdalarımıza bulaşmış toksinler ve yetersiz uyku dahil olmak üzere çeşitli faktörler enfeksiyonların oluşumuna katkıda bulunuyor.  British Columbia Üniversitesi&#8217;nin yayınladığı raporda, düzenli ekinezya tüketimi çeşitli iltihap türlerini etkili bir şekilde tersine çevirebilir ve hafifletebilir olduğu bilgisi yer almaktadır. Romatoid artrit gibi kronik iltihaplı hastalıklarla mücadele edenler için, düzenli kullanımla etkili sonuçlar alabilecekleri söylenmiştir.</p>
<p><strong>Ciltte yaşlanmayı geciktirir.</strong></p>
<p>Birçok çalışma ekinezyanın cilde karşı olumlu etkisi olduğunu gösteriyor. 2010 yılında International Journal of Cosmetic Science’ta yapılan bir araştırmaya göre ekinezya cildi oksidatif stresten korumada ve hidrasyonunun artışını sağlamada etkili olduğu saptanmıştır.  Çalışma aynı zamanda ekinezyanın krem formülasyonlarının kullanımının, cilt yenilenmesini hızlandırırken egzama gibi kronik cilt hastalıklarının seyrinde olumlu etkiler gösterebileceğini ve kırışıklıkları azaltmada da etkili olabileceğini ortaya koymuştur. Phytotheraphy Research’teki başka bir çalışmaya göre de ekinezya anti-mikrobiyal özelliği sayesinde akne tedavisinde de olumlu cevap verirken, bazı araştırmalar bu özelliği sayesinde Herpes Simplex virüsüne karşı da koruyucu olabileceğini ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Stresle mücadele eder.</strong></p>
<p>2015 yılında yayınlanan bir çalıma; ekinezyanın içindeki alkamidlerle, vücutta cannobioid reseptörlere (CB1 ve CB2) etki göstererek anxiete kontrolünde yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Stresli bir dönemden geçerken hem bağışıklığı kuvvetlendirmek hem de stres yönetimine destek olmak için 1 bardak ekinezya içmek iyi bir çözüm olabilir.</p>
<p><strong>Ekinezya sadece bir bitki çayı değil doğal bir ilaçtır.</strong></p>
<p>Tüm bitkilerde olduğu gibi ekinezyada da yeterli ve dengeli tüketim terapötik  etki sağlarken, aşırı tüketim sağlık sorunlarına yol açabilir.  Gereğinden fazla tüketilirse böbrek ve karaciğere fazla yük binmesine sebep olabilir.  Bazı alerjileri olan bireylerde ekinezya da alerjiyi tetikleyebilir, bulantı- kusma gibi sonuçlar ortaya çıkarabilir.  Mevsimsel alerjilerde kullanılması önerilmez. Astım semptomlarını kötüleştirebilir. Avantajlarından yararlanmak için içmeniz gereken ekinezya çayının miktarı , çayın kendi içeriğine  ve ne kadar süre demlendiğine bağlı olarak değişir. Ticari olarak satılan ekinezya ürünleri, tabletler, meyve suyu ve çay dahil olmak üzere sıvı tentür, tabletler, merhemler, kapsüller gibi birçok formda bulunur.</p>
<p><strong>Satın alma notu:</strong> Endemik bir bitki türü olması sebebiyle dünyanın her yerine ulaşması farklı maliyetlere sebep olmaktadır. Piyasada bazı ekinezya ürünlerinin kalitesi hakkında  bu sebeple endişeler vardır. İçeriğinde ekinezya var diye beyan edilen birçok üründe yapılan içerik araştırmasında ürünlerin % 10 u hiç ekinezya içermezken önemli bir kısmı da belirtilen miktarın çok altında içerdiği saptanmıştır. Bu nedenle ekinezya ürününü nereden aldığınız çok önemli. İçeriği net olarak belirtilmiş saygın ve köklü markalardan satın almak ve kalitesini doğrulamak önemlidir.</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/ekinezya-nedir/">Bağışıklık Dostu “EKİNEZYA”</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DÜNYANIN EN ÜNLÜ PSİKOAKTİF MADDESİ KAFEİN!</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/dunyanin-en-unlu-psikoaktif-maddesi-kafein/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Nov 2018 11:10:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyette kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinli besinler]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinli içecekler]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kakao]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[psikoaktif madde]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kafein, dünyada en az 63 tür bitkinin meyvesi, tohumu ve/veya yaprağında doğal olarak bulunan, beyni uyaran maddelerden olarak bilinen alkoloid grubu bir organik bileşiktir.  Güne çay veya kahveden biri ile başlıyor ve başka türlü kendime gelemiyorum diyorsanız bir kafein-seversiniz. Çünkü hemen her gün birini tükettiğimiz çay, kahve, meşrubat veya çikolata çeşitlerinin her biri birer kafein [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/dunyanin-en-unlu-psikoaktif-maddesi-kafein/">DÜNYANIN EN ÜNLÜ PSİKOAKTİF MADDESİ KAFEİN!</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kafein, dünyada en az 63 tür bitkinin meyvesi, tohumu ve/veya yaprağında doğal olarak bulunan, beyni uyaran maddelerden olarak bilinen alkoloid grubu bir organik bileşiktir.  Güne çay veya kahveden biri ile başlıyor ve başka türlü kendime gelemiyorum diyorsanız bir kafein-seversiniz. Çünkü hemen her gün birini tükettiğimiz çay, kahve, meşrubat veya çikolata çeşitlerinin her biri birer kafein kaynağı.  Azı karar çoğu zarar bir bileşik olan kafeini ne kadar tanıyorsunuz?  Düzenli ve kontrollü tüketici olmanın faydaları ve aşırı tüketimin zararlarının neler olduğunu biliyor musunuz?</p>
<p>Besinlerin kafein içerikleri, tüketilen içeceğin veya yiyeceğin çeşidine, miktarına ve hazırlama yöntemine bağlı olarak değişmektedir. Çaya göre %50-70 oranında daha fazla kafein içeren kahve  ana kafein kaynağıdır. Kahve, kafein haricinde yaklaşık 400 kimyasal bileşen, eser miktarda antioksidan ve niasin bulunurken ayrıca çeşitli mineraller, tanen ve karamelize olmuş şeker de içerir. Kahvenin kendisi kalori içermez ancak süt, krema ve şeker eklemesiyle yüksek kalorili bir içecek haline dönüşebilmektedir. Aynı şekilde eğer çaya süt veya şeker gibi enerji içeren bir ilave yapmazsanız çaydan kalori almazsınız, ama kafeinin çaydaki formu teini alırsınız.</p>
<p>Kafein tüketimi, kafeinin kaynağı, kafeini tüketen kişinin yaşı, cinsi, beslenme durumu, alışkanlıkları ve iklim gibi birçok faktöre bağlı olarak değişmektedir. Erişkinlerin kafeini daha çok çay ve kahveden, çocuklar ve ergenlerin ise kolalı içecekler ve buzlu çaydan aldıkları bilinmektedir. Kafein kan dolaşımında ya da vücutta birikmez, alındıktan 4-6 saat sonra atılır.  Vücuda alınan kafeinin ortalama 4,9 saatlik yarılanma süresi vardır. Ancak bu süre hamilelerde 11 saate kadar çıkabilmektedir. Başka bir ifadeyle, şimdi 100 mg kafein içeren bir içecek tüketirseniz yaklaşık bir saat içinde tamamı kana geçecektir, kandaki seviyesi yaklaşık 5 saat sonra yarıya düşecektir.</p>
<p><strong>Kafeinin Yararları Nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>Metabolik hızı ve yağ yıkımını en iyi uyaran organik bileşiklerden biri olan kafein, beyaz yağ dokusunda bulunan ve yağ yakımını düzenleyen ana faktörü artırır. Beraberinde kafein alımı sempatik sinir sistemini uyararak beyaz yağ dokusundaki reseptörleri aktif hale getirir. Bu da yağ yakımını uyarıcı bir etki gösterir. Yapılan bir çalışmada 100 mg kafeinin enerji harcamasını 36,5 kkal artırdığı gözlenmiştir.</li>
<li>Beyinde salgılanan adenozinin kan damarlarını genişletici özelliktedir. Kafein de bu genişlemeyi engelleyerek damar kaynaklı baş ağrılarının giderilmesinde etkilidir.</li>
<li>Kafein alımıyla hipofiz bezi, böbrek üstü bezlerini adrenalin salgılanması için uyararak solunum yolunun genişlemesini sağlar. Bu yolla astım krizlerini azaltıcı bir etkiye sahiptir.</li>
<li>Alkole bağlı siroz ve karaciğer kanseri riskini azaltmaktadır. Kahve tüketiminin karaciğer hasarına yol açan serum y-glutamil transferaz enzim düzeyinin azalmasını desteklediği, böylece karaciğer koruyucu etkili olduğu yapılan bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir.</li>
<li>Kas koordinasyonunu ve gücü artırır.</li>
<li>Kafeinin Kimyasal yapısı, astım hastalarının tedavisinde kullanılan teofilin isimli madde ile benzerdir. Uyarıcı etkisi nedeniyle astım, prematüre apnesi ve brankopulmonari displesi gibi hastalıkların tedavisinde destekleyici olduğu rapor edilmiştir.</li>
<li>Günlük iki-üç fincan kahve tüketiminin Parkinson ve Alzheimer hastalığına karşı koruyucu etki sağlarken, safra taşı oluşumunu minimuma indirir. Düzenli olarak günde bir fincan kahve içenlerde, içmeyenlere göre Parkinson hastalığı riskinin % 30-50 daha düşük olduğu kanıtlanmıştır.</li>
<li>Günde 1-2 fincan kahve tüketilmesinin glikoz kullanımını arttırarak Tip-2 Diyabet üzerine de olumlu etkileri bulunmaktadır. Ancak bu Tip-2 Diyabet oluşumunu engeller demek değildir.</li>
</ul>
<p><strong>Kafeinin Zararları Nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li>Mide asit salgısını arttırarak mide rahatsızlıklarının ilerlemesine sebebiyet verir.</li>
<li>Düzenli kafein kullanımı haftalar içinde bağımlılık yapar. Beyin daha fazla adenozin reseptörü üreterek önlemini alır. Bu da kafein kullanımından aynı etkiyi almak için arttırmayı gerektirir ve bağımlılık ortaya çıkar.</li>
<li>Migreni tetikleyebilir.</li>
<li>Uykusuzluk, sinirlilik gibi ruhsal sıkıntılar yaratabilir.</li>
<li>Yemek sırasında ya da sonrasında alınması çinko ve demir emilimini azaltır</li>
<li>Günde 300 mg dan fazla alınan kafeinin İdrar yoluyla kalsiyum, magnezyum, sodyum ve potasyum gibi minerallerin idrarla atımını artırır. Günlük 400 mg kafein alımının vücuttan 20 mg kalsiyumun fazladan atılmasına sebep olduğu unutulmamalıdır.</li>
<li>Kafeinin düzenli ve uzun süreler alınması, beynin hipokampüs bölgesini etkileyerek öğrenmeyi zorlaştırır.</li>
<li>Stres hormonunun artışını hızlandırır.</li>
<li>Fazla oranda alınan kafeinin kalp kası fonksiyonlarını bozabilir. Eğer günde 4-5 fincan kahve tüketiyorsanız bu miktardaki kahvenin içerdiği kafein kan basıncını 5 birim yükseltebileceği bilinmektedir. Bu gibi yüksek oranda kafein alımı kalp kası ritmini bozabilir.</li>
<li>Gebelik döneminde alınan aşırı kafein bebeğin kalp atımlarında ve solunum yolunda artışa sebep olabilir. Eğer bu dönemde alınan kafeinin miktarı daha da artarsa bebeğin beyin gelişimini geriletir.</li>
<li>Kahvedeki Akliramid kahve çekirdeğinin yüksek derece ısılarda kavrulması nedeniyle oluşan potansiyel bir çeşit kanserojen madde oluşturur.</li>
<li>Kimyasal yapısının DNA’ya benzemesi sebebiyle DNA tamir mekanizmasını engelleyebileceği ve bu sebeple kanser riskini arttırabileceği düşünülmektedir. Bazı çalışmalar mutasyon oranını arttırdığını göstermekle birlikte henüz yeterli veri yoktur.</li>
<li>Kafein, köpekler ve kuşlar için özellikle ölümcüldür. Metabolizmaları, kafeini sindirmeye uygun değildir. Evcil hayvanlarınız konusunda dikkatli olun.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kafein Ne Zaman Zararlıdır?</strong></p>
<p>AB gıda güvenliği gözlem kurumunun ilk rehberinde günlük kafein limitinin sağlıklı yetişkin bireyler için güvenilir doz olarak 400 mg/gün kafein olarak rapor edilmiştir. Ancak birçok çalışmada, yetişkinler için güvenli olarak tüketilebilecek kafein miktarının günde 300 mg (yaklaşık 3-4 fincan kahve ya da 5-6 büyük bardak çay) olduğu belirtiliyor. Hamile ve emziklilik döneminde ise günde 150-200 mg’dan fazla kafein riskli bulunuyor. İçeceğiniz çayın ve kahvenin miktarını buna göre belirleyin.</p>
<p><strong> </strong>Kafein sağlık için belli bir orana kadar gereklidir ancak fazlası ciddi problem oluşturur. Kafein alımı miktarı 500mg’ı aştığında GABA nörotransmitterini çok daha fazla uyardığı gözlenmiştir, bu durumun uykusuzluk, anksiyete (gereksiz endişelilik hali) ve kalp çarpıntısı gibi yan etkileri görülür. Zehirleyici etkisi de olan kafeinin öldürücü hale gelmesi için kilogram başına yaklaşık 150 mg tüketilmesi gerekir. 60 kilo ağırlıktaki yetişkin bir bireyde bu 9 kg’lık kafein tüketimi anlamına gelir. Küçük bir hesapla kafeinden ölme riski için 180 kutu kola, 180 bardak büyük çay veya 120 fincan nescafe tüketmeniz gerekir. Besin tüketimi ile mümkün gibi görünmese de siz yine de aşırı dozlar kafeinden kaçının. Uluslararası otoriteler günde 400 mg’ın üzerinde kafein alımı riskli bulurken, bir çok çalışma güvenli miktar olarak günde 300 mg’ın güvenli miktar olduğunu belirtmektedir. Kafeinin fazlası insan vücudu için son derece zararlı bir hal alır. Bu nedenle kafeinli yiyecekler ve içecekler tüketirken günlük oranlarına dikkat etmek son derece önemlidir. Günlde1 gram kafein tüketmek; baş ağrısı, kalp çarpıntısı ve iştahsızlığa neden olurken, 5 gram kafein tüketmek; komaya girme, solunum ve kalp yetmezliğine kadar gidebilir. Eğer  10 gramdan fazla kafein alınırsa işte bu öldürücü etki yapar.</p>
<p><strong>Hangi yiyecek/içecekte ne kadar kafein vardır?</strong></p>
<ul>
<li>Demleme Siyah Çay (220ml): 35-70 mg ( demlenme süresi artınca artar)</li>
<li>Sallama Siyah Çay (220 ml): 30 mg</li>
<li>Yeşil çay (150-250 ml): 20-30 mg</li>
<li>Soğuk Çay (330 ml): 20 mg</li>
<li>Sıcak Çikolata (150 ml): 4 mg</li>
<li>Asitli İçecekler (330 ml): 39 mg</li>
<li>Şekersiz Asitli İçecekler (330 ml): 41 mg</li>
<li>Icetea (330ml): 75 mg</li>
<li>Enerji İçecekleri (330 ml): 80 mg</li>
<li>Sütlü Çikolata (30 g): 6 mg</li>
<li>Bitter Çikolata (30 g): 20 mg</li>
<li>Filtre kahve (125 ml): 90 mg</li>
<li>Türk Kahvesi (65 ml): 60 mg</li>
<li>Espresso (30 ml): 50 mg</li>
<li>Nescafe (200 ml): 75mg</li>
<li>Latte (240 ml): 35 mg</li>
<li>Kafeinsiz Kahve (125 ml): 3 mg</li>
<li>Kafeinli ağrı kesiciler ( 1 tablette):30-50 mg</li>
<li>Cappucino (200ml): 100 mg</li>
</ul><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/dunyanin-en-unlu-psikoaktif-maddesi-kafein/">DÜNYANIN EN ÜNLÜ PSİKOAKTİF MADDESİ KAFEİN!</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eylül Ayının Sebze Ve Meyveleri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/eylul-ayinin-sebze-ve-meyveleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Sep 2018 08:20:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Barbunya]]></category>
		<category><![CDATA[Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Fındık]]></category>
		<category><![CDATA[İncir]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Salçalık biber]]></category>
		<category><![CDATA[Taze fasuyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1531</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayın Sebzeleri Mantar, Taze Kabak, Mısır, Barbunya, Patlıcan, Dolmalık Biber, Biberiye, Domates, Salatalık, Yeşil Biber, Kabak, Soğan, Kırmızı Salçalık Biber, Havuç, Taze Fasulye, Börülce, Bamya, Fesleğen, Pazı. Ayın Meyveleri  Fındık, İncir, Üzüm, Ceviz, Kavun, Karpuz, Şeftali, Kızılcık, Mürdüm Eriği . &#160; Eylül ayı mevsim geçişinin başladığı, bedeninizi kışa hazırlayacağınız aydır. Soğuk iklime bizi hazırlayacak olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/eylul-ayinin-sebze-ve-meyveleri/">Eylül Ayının Sebze Ve Meyveleri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td width="160">Ayın Sebzeleri</td>
<td width="444">Mantar, Taze Kabak, Mısır, Barbunya, Patlıcan, Dolmalık Biber, Biberiye, Domates, Salatalık, Yeşil Biber, Kabak, Soğan, Kırmızı Salçalık Biber, Havuç, Taze Fasulye, Börülce, Bamya, Fesleğen, Pazı.</td>
</tr>
<tr>
<td width="160">Ayın Meyveleri</td>
<td width="444"> Fındık, İncir, Üzüm, Ceviz, Kavun, Karpuz, Şeftali, Kızılcık, Mürdüm Eriği .</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eylül ayı mevsim geçişinin başladığı, bedeninizi kışa hazırlayacağınız aydır. Soğuk iklime bizi hazırlayacak olan mevsim ürünlerini tüketmeniz mevsim geçişlerinden olumsuz etkilenmenizi önleyecektir.</p>
<p>Sonbaharın gelişi ile bitkilerin su içeriği azalmaya, daha sıkı dokuya sahip olanlar sebze ve meyveler yetişmeye başlamaktadır. Yılın <strong>Yağlı tohumları</strong> ise yeni yeni ortaya çıkmaya başlar.</p>
<p>Hala biber veya domates salçası yapmak için geç değil. Vakit varken kış hazırlıklarını yapabilirsiniz.</p>
<p>Pek üzücü ama önce karpuzun ardından da kavunun sonu yaklaşmakta benden söylemesi.</p>
<p><strong>Mantar</strong> lezzetli ama hassas bir konu. Bazı zehirli türleri de var bu nedenle kültür mantarı olduğundan emin olmalısınız. Yaş ağırlığının önemli bir kısmı su ve yüzde 1’i ise madensel tuzlardır. 100 gramında 1,5- 2 gram istiridye mantarı 0,5 gram karbonhidrat içerir ve ortalama 35 kaloridir. Az miktarda protein içermesine karşılık protein içeriği esas olarak enzimlerden oluştuğundan tüm elzem aminoasitleri içermektedir. Mantar ile ana yemeklerinizin yanına sağlıklı bir çeşniler yapabilirsiniz.</p>
<p>Yeni mahsul <strong>fındık</strong> çıkmıştır bu ayda. Yağ ve kalori içeriği yüksek olduğundan ölçülü tüketilmesi gereken fındık; folik asit, E,K ve C vitaminleri, demir, çinko, bakır gibi mineraller, lif ve protein açısından zengin bir kaynaktır. İçerdiği doymamış yağ asitleri sayesinde kalp sağlığını koruyucudur. Tüketirken 1 avuç fındığın 150 kalori olduğunu unutmayın.</p>
<p>Güçlü bir antioksidan kaynağı olan <strong>üzüm</strong> için en bereketli zaman. Birçok tür olgunlaşmış durumdadır. Kabuğundaki <strong>resveratrol </strong>kansere karşı koruyucudur, çekirdeğindeki <strong>kuersetin</strong> kan yapımına yardımcı bir bileşendir. Üzümün kan şekerini hızlı yükseltmesi nedeniyle miktara dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>Ceviz</strong> de folik asit ve E vitamini, demir, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko mineralleri içerir. Ayrıca omega 3 yağ asidi açısından zengin bir kaynaktır. Yüksek kolesterol, kanser ve <strong>alzheimer </strong>gibi hastalıklara karşı koruyucu özelliği nedeniyle beslenmenize genel olarak günde 2 tüm ceviz eklemenizde fayda var.</p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonlarına, kansere ve kalp sağlığına iyi geldiği bilinen <strong>kızılcık,</strong> A ve C vitamini, potasyum açısından zengindir. 1 porsiyon meyve ortalama 1 avuç kadardır ve 55 kaloridir.</p>
<p>Sağlıklı beslenmek, hastalıklara karşı vücut savunmasını güçlendirmek ve bireysel beslenme hizmeti almak için bizimle <a href="https://ozgurdiyet.com/iletisim/">iletişime</a> geçebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/eylul-ayinin-sebze-ve-meyveleri/">Eylül Ayının Sebze Ve Meyveleri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Beslenmede Balığın Yeri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/saglikli-beslenmede-baligin-yeri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2018 10:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[A vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[Balık]]></category>
		<category><![CDATA[D Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[DHA]]></category>
		<category><![CDATA[EPA]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi ay hanhi balık]]></category>
		<category><![CDATA[Omega3]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1524</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 Eylül itibariyle balık sezonu açıldı. Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olan balık; içerdiği %18-20 civarındaki protein ile hücre gelişimi ve bağışıklık sistemini desteklerken, aynı zamanda kolay hazmedilebilen sağlıklı bir besin kaynağıdır. Kırmızı et ve tavuk etine göre daha az miktarda total yağ ve doymuş yağ içerir. Balıkların yağ içeriği, çoklu doymamış yağ asitlerinden EPA ve DHA [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/saglikli-beslenmede-baligin-yeri/">Sağlıklı Beslenmede Balığın Yeri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Eylül itibariyle balık sezonu açıldı. Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olan balık; içerdiği %18-20 civarındaki protein ile hücre gelişimi ve bağışıklık sistemini desteklerken, aynı zamanda kolay hazmedilebilen sağlıklı bir besin kaynağıdır. Kırmızı et ve tavuk etine göre daha az miktarda total yağ ve doymuş yağ içerir. Balıkların yağ içeriği, çoklu doymamış yağ asitlerinden EPA ve DHA (vücuttaki enerji üretiminde aktif rol oynar ve, mental -fiziksel kapasiteyi arttıran elzem yağ asitleri) içermesi ile beslenmede ayrı bir yer tutar. Vücut tarafından üretilmeyen bu yağ asitleri balık tüketimi ile alınabilir. Düzenli tüketimi ile içerdiği Omega-3 sayesinde konsantrasyon gücünü attırır ve enerji verir. Öyle ki beyinin temel yağ bileşeni DHA’dır ve içerisinde Omega-3 barındırmaktadır. Ayrıca hamile ve emziren kadınların haftada 3-4 kez balık tüketmeleri hem anne için hemde bebek gelişimi için önemlidir.</p>
<p>Folik asit, fosfor, kalsiyum, iyot ve selenyum gibi zengin mineral içeriğiyle kıymetli bir besin olan balık, B grubu vitaminlerden tiamin (B1), niasin (B3), pridoksin (B6), B12 ve yağda eriyen vitaminlerden A ve D vitaminlerinin iyi kaynaklarından biridir.A vitamini bilindiği üzere kemik gelişimi, görme yetisi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkilidir. Bunun yanı sıra barındırdığı D vitamini ile kalsiyum mineralinin kemik içerisine emilimine katkıda bulunur. Öte yandan K ve B vitamini ile de kan pıhtılaşması için önemlidir.</p>
<p>Mevsiminde tüketilen balık şifadır. Kış mevsiminde tüketilen hamsi ile yaza kadar muhafaza edilen hamsiden aynı faydayı bekleyemeyiz.  Bu nedenle her balığı mevsiminde , besin değeri ve lezzet yönünden en iyi durumda olduğunda tüketmenizi öneriyoruz. Hangi ay hangi balığı yemeliyim, hangi yöntemle pişirmeliyim sorusunun cevabı ise tablomuzda.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-1525 alignleft" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/bu-ay-hangi-balik-yenmeli-ins-300x207.jpg" alt="" width="519" height="358" /></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/saglikli-beslenmede-baligin-yeri/">Sağlıklı Beslenmede Balığın Yeri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
