<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel | Özgür Diyet | Dyt. Ayşegül Yılmaz | Ankara Diyetisyen</title>
	<atom:link href="https://ozgurdiyet.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ozgurdiyet.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Jan 2022 14:29:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.5</generator>
	<item>
		<title>Sorularla; Hamilelikte Beslenmenin Önemi, Besin Ögesi Gereksinimleri , Vitamin- Mineral  Takviyeleri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/sorularla-hamilelikte-besin-ogesi-gereksinimleri-ve-beslenmenin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Jan 2022 09:40:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[B12 vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[B6 vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[C Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[D Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[Demir]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kilolu olak]]></category>
		<category><![CDATA[Folik Asit]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte takviye edici gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamileyken su tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[iyot]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[kolin]]></category>
		<category><![CDATA[Omega 3]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1974</guid>

					<description><![CDATA[<p>     1. Hamilelikte beslenme neden önemlidir? Hamilelik, yeme alışkanlıklarınızın başka bir kişiyi doğrudan etkilediği hayatınızdaki tek zamandır. Sağlıklı beslenmek , hamilelik sırasında yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. İyi beslenme, hamileliğiniz ilerledikçe bedeninizde oluşan  ekstra ihtiyaçları karşılamanıza yardımcı olur. Döllenmenin başlangıcından  itibaren ilk  8 hafta sağlıklı bir şekilde tamamladığında, zigot adı verilen döllenmiş yumurta  artık  fetüs adını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/sorularla-hamilelikte-besin-ogesi-gereksinimleri-ve-beslenmenin-onemi/">Sorularla; Hamilelikte Beslenmenin Önemi, Besin Ögesi Gereksinimleri , Vitamin- Mineral  Takviyeleri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #33cccc;"><strong>     1. <a href="https://ozgurdiyet.com/gebelikte-beslenme-ve-diyetisyen/">Hamilelikte beslenme </a>neden önemlidir?</strong></span></p>
<p>Hamilelik, yeme alışkanlıklarınızın başka bir kişiyi doğrudan etkilediği hayatınızdaki tek zamandır. Sağlıklı beslenmek , hamilelik sırasında yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. İyi beslenme, <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-ilk-ayi-beslenme-rehberi/">hamileliğiniz ilerledikçe </a>bedeninizde oluşan  ekstra ihtiyaçları karşılamanıza yardımcı olur. Döllenmenin başlangıcından  itibaren ilk  8 hafta sağlıklı bir şekilde tamamladığında, zigot adı verilen döllenmiş yumurta  artık  <span style="color: #33cccc;"><strong>fetüs</strong></span> adını alır.  Gebelik döneminde beslenmede  amaç; fetüsün büyümesini desteklemek için yeterli besin almayı ve sağlıklı bir kiloyu korumayı dengelemektir. Besleyici ve dengeli bir şekilde renkli  beslenme planı, gelişmekte olan bebeğinize vereceğiniz en büyük hediyelerden biri olabilir.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">     2. <strong>Hamilelikte ne kadar yemeliyim?</strong></span></p>
<p>Yaygın inanış , hamile kadınların &#8220;iki kişilik beslenmesi  gerek&#8221; şeklindedir, ancak artık bilimsel veriler ile  kanıtlanmıştır  ki  hamilelik sırasında normal miktarın iki katı yemek yemek aslında ihtiyaç değil aksine  tehlikelidir. “İki kişilik yemek” yerine, onu iki kat daha sağlıklı yemek olarak düşünmek daha akılcıdır. Yediğiniz besinlerin daha sağlıklı  olanlarından seçmeye ekstra bir özen göstermeniz yerinde bir davranış olacaktır. Eğer tekil bir bebeğe hamileyseniz, <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-4-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">ikinci üç aylık</a> dönemden başlayarak  ( 4. ay itibari ile)  günde fazladan 150 kaloriye (ve üçüncü üç aylık dönemde biraz daha fazlası olan  300 kaloriye) ihtiyacınız vardır.   iri boy bir elma  ile birlikte yenilecek 8-10 fındık içi  veya 1 kupa süt size 150 kalorilik sağlıklı bir ek sağlamak için yeterlidir. Tüketim miktarını ikiye katlamaya gerek yok.</p>
<p><strong><span style="color: #33cccc;">     3. Besinler ile aldığım yetmez mi , neden hamileyken ek olarak vitamin almalıyım?</span></strong></p>
<p>Vitamin ve mineraller  vücut fonksiyonlarınızın tamamı için önemli roller üstlenirler. Eksiklikleri ciddi fonksiyonel yetersizlikler/ işlev eksikliklerine sebep olabilir.Her sağlıklı insanın belirli vitamin ve mineralleri yeterli ölçüde alacak şekilde besleniyor olması gerekir.  Gebelikte yeterli vitamin alınıp alınmadığı konusu daha da önemli hale gelir, çünkü artık sizinle birlikte içinizde büyüyen bebeğin de gelişimini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için vitaminlere ihtiyacı vardır. Gebelikte  alınan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve minerallerin sadece bebeğin sağlıklı büyümesi için değil, anne adayının da sağlıklı ve rahat bir süreç  geçirebilmesi için önemli olduğunu unutmamak lazım.</p>
<p>Sağlıklı beslenmeye özen gösteren , beslenmesinde besin çeşitliliğini sağlayabilen hamilelerin ilave vitamin takviyesi almasına gerek olmayabilir. Ancak her gün yeterince düzenli beslenemiyor, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yaşıyor, sebze-meyveye  tazeyken ulaşamıyor, kirli havada yaşıyorsanız işler değişir. Bir de  bulantı ve kusma veya başka bir stres nedeniyle düzenli ve yeteri kadar iyi beslenemiyorsanız; doktorunuz size ilave vitamin tavsiye edecektir. Her bireyin vitamin ihtiyacı aynı değildir.  Bir başka kişinin kullandığı takviyelerin aynısını almak yapılacak en büyük yanlışlardan biridir.  Özellikle  A ve D vitamininin gereğinden fazla alınması faydadan çok zarar yaratabilir.</p>
<p><strong><span style="color: #33cccc;">     4</span><span style="color: #33cccc;"><strong>. </strong>Hangi vitamin ve mineralleri ne kadar ve ne sıklıkta almalıyım?</span></strong></p>
<p>Takviyeleri elbette günlük olarak almalısınız .  Kadın doğum uzmanınız  hangi  vitamin veya minerale  ne kadar ihtiyacınız olduğunua karar verip gerek gördüğü takviyeleri doz ayarlaması yaparak reçete edecektir. Bu takviyeler genel önerilerle değil hekiminizin önerdiği şekilde alınmalıdır.  Her gebe/ gebelik kendine özeldir ve farklı takviyeler gerektirebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #33cccc;">     5. Unuttuğum bir dozu telafi etmek için çift doz vitamin  alabilir miyim? </span></strong></p>
<p>Hayır, günlük vitamininizi önerilen dozdan fazla almayın. A vitamini gibi bazı multivitamin bileşenleri  yüksek dozlarda  alındığında  bazı doğum kusurlarına neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #33cccc;"><strong>     6-Hamilelik boyunca hangi vitamin ve minerallere ihtiyacım var?</strong></span></p>
<p>Hamilelik sırasında folik asit, demir, kalsiyum, D vitamini, kolin, omega-3 yağ asitleri, B vitaminleri ve C vitaminine ihtiyaç vardır.  Aşağıda belirtilen miktarlar  toplam gereksinimlerdir.  Bir kısmı veya tamamı besinler ile karşılanabilir. Doktoorunuzun tamamını size reçete etmesi gerekmez.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">Kalsiyum( 1000 mg/gün) :</span><a href="https://ozgurdiyet.com/kalsiyum-nedir-yararlari-nelerdir/">Kalsiyum</a>, fetüsün kemiklerini ve dişlerini oluşturan bir mineraldir. 18 yaş ve altındaki kadınların günde 1.300 mg kalsiyuma ihtiyacı vardır. 19 yaş ve üstü kadınların ise  günde 1.000 mg&#8217;a ihtiyacı vardır. Güçlü kemikler ve dişler için gereklidir. En iyi kaynakları: Süt , peynir ve yoğurt gibi diğer süt ürünleri de  en iyi kalsiyum kaynaklarıdır. Süt ürünlerini sindirmekte zorluk çekiyorsanız, kalsiyumu brokoli,  kuruyemişler,  susam, sardalye, hamsi ,  koyu yeşil yapraklı sebzeler  ve kalsiyumdan zenginleştirilmiş gıdalar,gibi diğer kaynaklardan alabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #33cccc;">Folik Asit ( 600 mcg / gün) :</span> </span> Folat olarak da bilinen folik asit, hamile kadınlar için önemli olan bir B vitaminidir. Folik asit, nöral tüp defektleri (NTD&#8217;ler) olarak adlandırılan fetüsün beyin ve omurgasındaki büyük doğum kusurlarını önlemeye yardımcı olabilir.  Folik asit yönünden zenginleştirilmiş  ürünler( tahıl,  ekmek ve makarna,)  yer fıstığı, koyu yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller   kaynakları olarak sıralanabilir. Ancak hızlı kayba ugradığındn gebelik döneminde eksikliğine müsade edilmeyecek şekilde takviye alınması önerilir.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">Demir( 27 mg/gün) :</span> <a href="https://ozgurdiyet.com/demir-eksikligi-neden-onemli/">Demir</a> vücudunuz tarafından hamilelik sırasında sizin ve fetüsün ihtiyaç duyduğu ekstra kanı yapmak için kullanılır. Hamile olmayan kadınların günde 18 mg demire ihtiyacı vardır. Hamile kadınların  daha fazlasına  (günde 27 mg) ihtiyacı vardır. Bu artan miktar çoğu doğum öncesi vitaminde bulunur. Kırmızı kan hücrelerinin fetüsünüze oksijen vermesine yardımcı olur. En iyi kaynakları: Yağsız kırmızı etler, sakatatlar, kümes hayvanları, balık,  karides,kuru fasulye, mercimek, bezelye,  kuru erik, kuru dut gibi demir açısından zengin besinler  tüketmelisiniz.  Ayrıca portakal suyu, greyfurt, çilek, brokoli ve biber gibi vücudunuzun demiri emmesine yardımcı olan  C vitamininden zengin besinler ile birlikte  tüketmeniz  uygun olacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #33cccc;">C Vitamini( 85 mg/gün)</span><span style="color: #000000;"><span style="color: #33cccc;"> </span></span><strong><span style="color: #000000;">:</span></strong></span> C vitamini sağlıklı bir bağışıklık sistemi için önemlidir. Ayrıca güçlü kemik ve kas yapımına yardımcı olur. .Diş, diş etleri  ve kemik sağlığını destekler. En çok  bilinen vitamindir. Narenciyeler,  brokoli, domates, çilek , yabanmersini gibi kırmızı mor meyveler en iyi kaynaklarıdır. pişirme ile kayba uğrar.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">İyot( 220 mcg/ gün )</span><strong> :</strong> Sağlıklı beyin gelişimi için gerekli. En iyi kaynakları: İyotlu sofra tuzu, süt ürünleri, deniz ürünleri, kırmızı et, yumurtalar.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="color: #33cccc;">Kolin( 450 mg/ gün)</span> <strong><span style="color: #000000;">:</span></strong></span> Tam olarak vitamin ya da mineral gibi görülmese de benzer özellikler göstermesi bakımından B vitamini grubuna dahil edilir.Fetüsün beyin ve omurilik gelişimi için gereklidir.  Süt, sığır karaciğeri, yumurta, yer fıstığı, soya ürünleri en iyi kolin kaynaklarıdır. Yeterli ve dengeli beslenmede bu ürünler yeterince yer aldığından eksikliği görülmez.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">A vitamini ( 700 mcg/ gün) :</span> Sağlıklı bir cilt ve görme  işlevi için gereklidir. Ayrıca  kemik gelişiminde ve büyümesinerolu vardır.  Havuç, tatlı patates gibi turuncu meyveler  en iyi kaynaklarıdır. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler de A vitamini kaynağıdırlar.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">D vitamini ( 600 IU / gün ) : </span> D vitamini, fetüsün kemiklerinin ve dişlerinin gelişmesine yardımcı olmak için kalsiyum ile birlikte çalışır. D vitamini ayrıca sağlıklı cilt ve görme yeteneği için gereklidir. Hamile olsun ya da olmasın tüm kadınların günde 600 IU D vitaminine ihtiyacı vardır  Annenin kemik sağlığı ve bağışıklığını da destekler. Güneş ışığı en iyi D vitamini kaynağıdır. Yağlı balıklar (somon, sardalye, uskumru), balık karaciğer yağları ve yumurta sarısı kaynaklar arasında sayılabilir.Pek çok insan yeterli D vitamini almıyor. Kadın doğum uzmanınız D vitamini seviyenizin kontrol etmek için bir test isteyebilir, gerek görürse takviye olarak verebilir.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">B6 Vitamini ( 1,9 mg/ gün)</span>:  Kırmızı kan hücrelerinin oluşmasına destek olmakla birlikte , vücudun protein, yağ ve karbonhidratları kullanmasına yardımcı olur. Kaynakları; Sığır eti, karaciğer,  tam tahıllar, muz</p>
<p><span style="color: #33cccc;">B12 Vitamini ( 2,6 mcg/ gün)</span> : Sinir sistemini korumakla birlikte, kırmızı kan hücrelerinin oluşmasına yardımcı olur. Et, balık, kümes hayvanları, süt  iyi kaynaklarıdır. Bu ürünleri  tüketmeyen ek olarak B12 almalıdır.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">Omega-3  ( 300 mg / gün EPA) :</span> <a href="https://ozgurdiyet.com/omega-3-nedir/">Omega-3 </a>yağ asitleri, birçok balık türünde doğal olarak bulunan bir yağ türüdür. Omega-3&#8217;ler doğum öncesi ve sonrası beyin gelişimi için önemli olabilir. Keten tohumu (öğütülmüş veya yağ olarak) iyi bir omega-3 kaynağıdır. Diğer omega-3 kaynakları arasında brokoli, kavun, barbunya fasulyesi, ıspanak, karnabahar ve ceviz bulunur.</p>
<p><span style="color: #33cccc;"><strong>      7.Fazla kilolu veya obez olmak hamilelikte nasıl sorunlara neden olabilir?</strong></span></p>
<p>Hamilelik sırasında fazla kilolu olmak  : Hipertansiyon, preeklampsi erken doğum,  gestasyonel diyabet gibi çeşitli hamilelik ve doğum komplikasyonları ile ilişkilidir:  Ayrıca hamilelik sırasında obez olmak: makrozomi ( 4kg dan daha ağır bebek) , doğum yaralanması ,sezaryen doğum,  doğum kusurları, özellikle nöral tüp  defekti ( NTD) gibi riskleri artırır.</p>
<p><span style="color: #33cccc;">     <strong>  8. Hamileyken bazı balıklar yenmezmiş, hangi balıkları yememeliyim ? </strong></span></p>
<p>Bazı balık türleri diğerlerinden daha yüksek cıva seviyelerine sahiptir. Cıva, doğum kusurlarıyla bağlantılı bir metaldir. Büyük gözlü ton balığı, kral uskumru, marlin, kılıç balığı veya kiremit balığı yemeyin. Beyaz (albacore) ton balığını haftada sadece 170 gr  ile sınırlayın.</p>
<p><span style="color: #33cccc;"><strong>      9.Hamilelik boyunca  su tüketimim  ne kadar olmalı ?</strong></span></p>
<p>Sadece susadığınız zaman değil, gün boyunca su için. Sıvı alımı hamilelik döneminde ihmal edilmemesi gerekli bir konudur. Sizin ve bebeğinizin artan kan hacmi için ortalama değer olarak  en az 10-12 bardak su içilmeli denebilir.  Ayrıca suyun vücudumuz için en iyi detoks aracı olduğunu da unutmayalım. Daha net olarak miktar belirlemek isterseniz günde en az kilogram başına 0,033lt su tüketmenin uygun olacağını söyleyebiliriz.K ilonuz arttıkça içmeniz gereken su miktarı da artacaktır.  Örneğin 60 kg ağırlığında birinin ( 60*0,033lt= 1,98 )   1,98 litre tüketmesi yeterli olacakken, 75 kilogram ağırlığında birinin ( 75*0,033lt= 2,475lt)  yaklaşık 2,5 litre su tüketmesi daha uygundur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6>Kaynaklar:</h6>
<ul>
<li>
<h6>www.acog.org/womens-health</h6>
</li>
<li>
<h6>https://americanpregnancy.org/</h6>
</li>
<li>
<h6>https://www.unicef.org/nutrition/maternal</h6>
</li>
<li>
<h6>The effects of gestational weight gain and maternal body mass index discrepancy on all stages of labor (Çoşkun, B., Gülümser, Ç., Aydın, E., Çoşkun, B., Serpim, G., Güçlü, T. &#8230; Akkurt, M. Ö. (2020). The effects of gestational weight gain and maternal body mass index discrepancy on all stages of labor. Journal of Clinical Obstetrics and Gynecology, 29(4), 141-147. https://dx.doi.org/10.5336/jcog.2019-71902)</h6>
</li>
</ul>
<div id="gtx-trans" style="position: absolute; left: 383px; top: 2224.67px;"></div><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/sorularla-hamilelikte-besin-ogesi-gereksinimleri-ve-beslenmenin-onemi/">Sorularla; Hamilelikte Beslenmenin Önemi, Besin Ögesi Gereksinimleri , Vitamin- Mineral  Takviyeleri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hem spor yapıyorum hem de diyet,  ama yine de kilo veremiyorum &#8221; diyorsanız bu yazı sizin için !</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/hem-spor-yapiyorum-hem-de-diyet-ama-yine-de-kilo-veremiyorum-diyorsaniz-bu-yazi-sizin-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Nov 2021 10:21:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Fit Vücut]]></category>
		<category><![CDATA[Kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Vücut]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenmenize dikkat diyor ve egzersiz yapıyorsunuz . Ancak kilo veremediğiniz gibi ipleri biraz gevşettiğinizde  kilo almaya başlıyorsanız başka  sağlık problemleri yaşıyor olabilirsiniz. Çok sık ve de çok düşük kalorili diyet yapmak: Eğer size gerekenden çok daha az enerji ve besin öğesi alarak uzun bir dönem geçirmişseniz,  sık sık kendinizi aç bırakacak derecede az besleniyorsanız, bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hem-spor-yapiyorum-hem-de-diyet-ama-yine-de-kilo-veremiyorum-diyorsaniz-bu-yazi-sizin-icin/">“Hem spor yapıyorum hem de diyet,  ama yine de kilo veremiyorum ” diyorsanız bu yazı sizin için !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenmenize dikkat diyor ve egzersiz yapıyorsunuz . Ancak kilo veremediğiniz gibi ipleri biraz gevşettiğinizde  kilo almaya başlıyorsanız başka  sağlık problemleri yaşıyor olabilirsiniz.</p>
<ol>
<li><strong>Çok sık ve de çok düşük kalorili diyet yapmak:</strong></li>
</ol>
<p>Eğer size gerekenden çok daha az enerji ve besin öğesi alarak uzun bir dönem geçirmişseniz,  sık sık kendinizi aç bırakacak derecede az besleniyorsanız, bu durum organ işlevlerinizin eksiksiz çalışmasını sağlayacak olan bazal metabolizma hızınızı düşürür. Dolayısıyla  çok yemeyen ama  kolay kilo veremediği gibi çabucak kilo alan bir bünyeye sahip olmanıza yptığınız şok diyetler ve yanlış beslenme sebep olmuş  olabilir.</p>
<ol start="2">
<li><strong>Kalitesiz uykuya sahip olmak: </strong></li>
</ol>
<p>Kaliteli uyku dinlenmiş bir metabolizma demektir. 6 saatten az 8 saatten fazla uyumak metabolizmanızın yavaşlamasına sebep olur. Yeterli uyumuyor ve dinlenemiyorsanız kilo almanız kaçınılmaz. Çünkü geç saatlere kadar oturduğunuzda sirkadyen ritim ile değişen hormon düzeyinizde farklılıklar meydana gelerek iştahınızı  artırır. Bu şekilde gece atıştırmaları kaçınılmaz hale gelir. Hem fazladan enerji alırsınız, hem de etkin sindirilip etkin harcanamayacağı için aldığınız enerji çabucak yağ olarak depolanır.</p>
<ol start="3">
<li><strong>Yoğun stres altında olmak : </strong></li>
</ol>
<p>Stres hormonu olarak bilinen “kortizol” iştahınızın artmasına neden olur. Kontrolsuz besin tüketimine zemin hazırlayarak aç olmadığınız halde birşeyler tüketmenize yol açabilir.</p>
<ol start="4">
<li><strong>Antidepresan ilaç kullanmak: </strong></li>
</ol>
<p>Bazı antidepresanlar ruha iyi gelirken bedene yük getirebiliyorlar. Her antidepresan her bireyde aynı etkiyi yaratmayacağı gibi genellikle en yaygın ve en talihsiz yan etkilerinden biri de kilo alımına sebep olmalarıdır. Eğer kullandığınız antidepresanın kilo almanıza sebep olduğunu düşünüyorsanız tedavi planınızda değişiklik yapma konusunda doktorunuzla konuşun. Ayrıca,  tedavi edilmemiş depresyonun kendisinin de kilo değişikliklerine / artışına neden olabileceğini unutmayın.</p>
<ol start="5">
<li><strong>Steroid ilaç kullanmak: </strong></li>
</ol>
<p>Steroid anti-inflamatuar bazı ilaçlar vucutta sıvı tutmasına ve de iştahınızın açılmasına neden olabilir.</p>
<ol start="6">
<li><strong>Yetersiz çalışan tiroid bezlerine sahip olmak: </strong></li>
</ol>
<p>Tiroid  hormonun yetersizliği veya kullanımının etkin olmamasına bağlı hastalıklar metabolizmanızı yavaşlatarak kilo almanıza neden olabilir. Beslenmenize ve egzersizlerinize dikkat ettiğiniz halde geçmeyen bir yorgunluğunuz ve  kontrol edilemeyene ağırlık artışınız varsa  mutlaka bir endokrinoloğa  görünmelisiniz.</p>
<ol start="7">
<li><strong>Kortizol ile tedavi edilen bir hastalığı olmak (Cushing Sendromu) : </strong></li>
</ol>
<p>Astım, artrit veya lupus gibi romotolojik hastalıkların tedavisi  için kortizol kullanımı Cushing sendromu adı verilen başka bir soruna yol çabiliyor.  Cushing Sendromu’nda kilo yüz, boyun, üst sırt veya bel çevresinde daha belirgin yağ dokusu artışı olabilir.</p>
<ol start="8">
<li><strong>Polikistik Over Sendromu: </strong></li>
</ol>
<p>Polikistik Over Sendromu ( PKOS)  doğurganlık çağındaki kadınlarda sık görülen hormonal bir sorundur. Bu sendromu yaşayan kadınların çoğunda yumurtalıklarda çok sayıda küçük kistler görülür. Bu durum menstüral döngüyü etkileyerek; hormon dengesizliklerine, aşırı tüylenme ve sivilcelenmeye neden olur. PKOS olan kadınlarda ayrıca insülin direnci çok sık görülür. K arın çevresine yağlanma bu kişilerde daha fazladır.</p>
<ol start="9">
<li><strong>Sigarayı Bırakmak: </strong></li>
</ol>
<p>Sağlığı için en mükemmel kararı verip sigarayı bırakan kişiler nikotin ihtiyaçlarını besinlerle gidermeye çalışırken kilo alabiliyorlar. Bu   durumda ağırlık artşının sorumlusu vücutta nikotin yokluğu değil,  geçmişte sürekli tekrarlanan eli ağza götürme alışkanlıklarının  yerini acıkmadan besin tüketimine bırakmış olmasıdır. Bol bol su içip spor yapmak ve eli başka işle meşgul etmek  hızla kilo almanızı önelemenin en pratik yoludur.</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hem-spor-yapiyorum-hem-de-diyet-ama-yine-de-kilo-veremiyorum-diyorsaniz-bu-yazi-sizin-icin/">“Hem spor yapıyorum hem de diyet,  ama yine de kilo veremiyorum ” diyorsanız bu yazı sizin için !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Metabolizmanı Kışa Hazırlama Vakti !</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/metabolizmani-kisa-hazirlama-vakti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 08:14:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik saat]]></category>
		<category><![CDATA[Dengeli Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Kışa hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[melatonin]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolik saat]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma nasıl hızlanır]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sirkadyen ritim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Metabolizma nasıl kışa hazırlayacağız ? Konuya giriş yapmadan önce bir metabolizmayı kısaca tanıtmakta &#8211; hatırlatmakta- tanıtmakta fayda var. Basitçe ifade etmek gerekirse metabolizma; kişiyi hayatta tutan, uykudayken bile 7/ 24 vücutta faaliyet gösteren tüm kimyasal süreçlerin toplamıdır. Vücudun dinlenme halindeyken ( yatay pozisyonda kılını bile kımıldatmadan gözler kapalı 24 saat uzandığınızı düşünün )  harcanan enerjiye bazal [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/metabolizmani-kisa-hazirlama-vakti/">Metabolizmanı Kışa Hazırlama Vakti !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Metabolizma nasıl kışa hazırlayacağız ?</p>
<p>Konuya giriş yapmadan önce bir metabolizmayı kısaca tanıtmakta &#8211; hatırlatmakta- tanıtmakta fayda var. Basitçe ifade etmek gerekirse metabolizma; kişiyi hayatta tutan, uykudayken bile 7/ 24 vücutta faaliyet gösteren tüm kimyasal süreçlerin toplamıdır.</p>
<p>Vücudun dinlenme halindeyken ( yatay pozisyonda kılını bile kımıldatmadan gözler kapalı 24 saat uzandığınızı düşünün )  harcanan enerjiye <strong>bazal metabolizma hızı</strong> deniliyor. Bu hız gençken daha  yüksekken, yaş ilerledikçe azalıyor. Metabolizma hızı uzun boylu ,  ince yapılı ve  az yağlı çok kaslı  kişilerde, çocuklarda ve hamilelerde daha yüksek olabiliyorken,  vücutta yağ oranı/ yağ dokusu fazla olan kişilerde daha düşüktür. Ateşli hastalıklar, stres hormonları, ortam sıcaklığı (normalden sıcak veya soğuk olması)  bazal metabolizma hızını arttırırken,  uzun süreli aç kalma veya düzensiz uyku durumunda bazal metabolizma hızı azalıyor. Özellikle tiroit başta olmak üzere bazı hormonal hastalıklar metabolizma hızını düşürücü etki yapabiliyor. Yani bu metabolizma çok hassas bir denge ile çalışan, değişkenlik gösteren  birçok kimyasal tepkime dizisi. Her dönemde aynı olmaması da bu yüzden .  Eskiden daha çok yerdi ama kilo almazdım, şimdi azıcık kontrolü elden bıraksam kilo alıyorum diyenler nedeni tam da bu işte.</p>
<p>Peki, metabolizma ortam sıcaklığının artması veya düşmesi ile hızlanıyorsa kışın kilo almanın nedeni nedir?  Artan iştahı kontrol altına almak mümkün mü müdür? İştahı kontrol altına almak için neler yapılabilir? Bu şekilde sıralanan bir dizi soru akla gelir. Bu sorulara vereceğimiz yanıt aslında biyolojik saatimizi kışa ayarlamanın yolunu gösterecektir. O zaman hadi başlayalım…</p>
<p>Öneriler:</p>
<ul>
<li>Kış mevsiminde metabolik denge,  hava değişimine adapte olup kendini korumak için daha hızlı bir metabolizma ile kuruluyor. Ancak kişinin değişen ruh hali, beslenmesi, aktivite düzeyi ve yaşam biçiminin  de bu değişimi desteklemesi gerek. Uzayan geceler ile birlikte akşam yemeğinden sonra tüketimlerin mi artıyor? Kendine hacmi büyük ama kalorisi düşük seni oyalayacak yiyecekler bul.  Günlük kalorinin 100-200 kalorilik kısmını bu zaman dilimi için ayırabilirsin.</li>
<li>Saat 21:00’den sonra bir şey yememek metabolizmanı uykuya hazırlamanın önemli bir adımıdır! Biyolojik saat 21.00’de metabolizmanı uykuya hazırlamaya başlıyor, nasıl mı? Bu saat itibariyle melatonin hormonu salgılamaya başlayarak , vücudun kendini yavaş yavaş sindirime kapatıyor ve uyku hazırlıklarını başlatıyor. Son ara öğününü en geç 21.00-21.30’da yapmak , daha sonraya kalorisi olan herhangi bir besin bırakmamak senin için bu kışı fit geçirmenin ilk adımı olabilir.</li>
<li>Dikkat ! Geç saatlere sarkan akşam yemeğinde kırmızı et olmasın lütfen. Kırmızı et en zor sindirilen besinlerden biri . Akşam öğünün geç saatlere kalacaksa besin tercihin sebze yemeği ve yoğurt olabilir.</li>
<li>Güneş girmeyen eve artık tartı giriyor. Eğer evin yeterince güneş almıyorsa ve yaz aylarında da daha çok kapalı ortamdaysan ve çok sınırlı güneşten faydalanıyorsan, acilen D vitamini ( 25-OH VD3) değerlerine baktır. D vitamini metabolizmanı hızlandıran güneşin bize hediyesi çok değerli bir vitamin. Yetersizliği obezite ve yetersiz bağışıklık ile ilişkili. Takviye lazımsa ihmal etme emi.</li>
<li>Havalar soğudukça hareketin ve su tüketiminin azalması ile sindirim sistemi de yavaşlar. Bu durum bir yandan şişkinlik hissetmenize neden olurken bir yandan da kilo alımına neden olabilir. Lifli besinlerin tüketimini arttırmalısın. Bu dönemde lif/ posa kaynağı sebze ve meyvelere diyetinizde bol bol yer ver. Meyveleri kabuklu şekilde tüketmenin posa alımınızı bir miktar daha arttırmanın en pratik yolu! Buna ek olarak, salatalara zeytinyağı alternatifi olarak keten tohumu eklemek, yararlı yağlar ve posa açısından zengin olan bu besinden  faydalanmak da lifi artırmanın başka bir yolu.</li>
<li>Mevsimi gelmişken haftada 2 kez balık tüketin! Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Beslenme Bölümü raporlarında yayınlanan rapora göre; haftada en az 2-3 kere ve her defasında 200 gramı geçmeyecek kadar balık tüketmek şişmanlığın oluşumunda en önemli engelleyici besin olarak görev yapar. Ayrıca balık bağışıklık sisteminin güçlü ajanı omega-3 açısından oldukça zengin bir besindir.</li>
<li>Depresyondan korunmak için omega- 3 ü ihmal etme! Yazın güneşli sıcak ve geç kararan hava, dışarıda fazla vakit geçirmenin ardından kışa girerken güneş ışığının azalmaya başlaması, havanın erken kararması ve soğuması nedeniyle hüzün ve depresyon eğilimi artabilir. Omega-3 yağ asitlerinin eksik olması sizi depresyona karşı korumasız hale getirebilir.. Antidepresan etkili bir beslenme planı için balığa ilaveten omega-3 yağ asitlerinden zengin diğer besinleri (ceviz, fındık, badem, keten tohumu, semiz otu) içeren bir beslenme olmalıdır .</li>
<li>Vücutta seratonin miktarını arttıran hindi eti, ıspanak, muz, bitter çikolata gibi besinler bu dönem beslenmenizde mutlaka yeri olsun .</li>
<li>Her gün 1 yumurta tüket! Yeterli protein tüketimi bağışıklık sistemini desteklemekte önemli bir rol oynar. Kaliteli protein içeriği , tok tutucu özelliğiyle kahvaltılarınızın baş tacı yumurta olsun.</li>
<li>Kırmızı biber, sarımsak, zencefil, tarçın, yeşil çay gibi besinler yağ yakma potansiyelleri yüksek olan belli başlı besinlerdir .Bu yağ yakıcı etkilerini vücut sıcaklığını ve enerji harcamasını artırarak yaparlar. Bu besinlerden gün içerisinde küçük porsiyonlarda tüketmek ekstra kalori harcamasını artırarak , metabolizmayı ateşler.</li>
<li>Mevsiminde mevsiim sebze-meyvelerini tüketmeye özen göster! Alışverişlerini sağlıkla yap unutma alışveriş sepetin sağlıklıysa mutfağın da sen de sağlıklısındır. Mandalinanın çıktığı mevsimde çilek yiyorsan yanlış yapıyorsun. Bir de kış hastalıklarından korunmak için 1 kg portakal tüketmene gerek yok. Unutma C vitaminin fazlası idrarla atılıyor.. Günlük 300-400 gram meyve tüketimi yeterli.</li>
<li>Uyku en kıymetli besin! Uyku kaliten ve uyku saatin de metabolizmanın düzenli çalışması için önemli rol üstleniyor. Günde ortalama 6-8 saat uyumaya özen göster. Az veya fazla olmasın. Yatak odasının uyku saatleri içinde sessiz ve ışıksız olması ise uyku kalitesi ve dahası gece salınan hormonları artıran unsurlardan biri.</li>
<li>Bu kış akşam yemeğinden sonra tatlı alışkanlığına son ver! Günün tatlı saatini akşam 17.00’den önce tercih et. Bu şekilde  hem tatlıdan eksik kalmamış  metabolizmanı yormamış olursun. tabi kontrollü olmak şartıyla.</li>
<li>Kışın duygusal açlık atakları artıyor dikkat! Havalar soğudu, kendini yorgun hissediyorsun. Mutlu olmak, modunu yükseltmek  için canın sürekli birşeyler yemek mi istiyor? Dur ve bir kez daha düşün. Gerçekten aç mısın,  aç olan beynin mi, miden mi ? işte asıl mesele bu sorunun  cevabında saklı. Bu gibi durumlarda; Roisbos çayı gibi rahatlatıcı çaylar ile yeme ataklarını kontrol altına almayı dene.</li>
</ul><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/metabolizmani-kisa-hazirlama-vakti/">Metabolizmanı Kışa Hazırlama Vakti !</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo yönetiminde cinsiyet avantajı var mı?</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/kilo-yonetiminde-cinsiyet-avantaji-var-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Oct 2021 09:28:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeek]]></category>
		<category><![CDATA[Fit Vücut]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle vücut ağırlığının yönetiminde erkeklerin daha avantajlı olduğu  ve daha çabuk kilo verdikleri düşünülür. Peki gerçekten her iki cinsiyet arasında bir avantaj farkı var mı? Bu soruya en net cevabı verebilmek için metabolizma hızına etki eden faktörlere yakından bakmak gerek. Çünkü vücut ağırlığı ve yağ dağılımı aşağıda sıralanan faktörlerden  etkilenir. Cinsiyet Yaş Genetik özellikler Beslenme geçmişi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/kilo-yonetiminde-cinsiyet-avantaji-var-mi/">Kilo yönetiminde cinsiyet avantajı var mı?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle vücut ağırlığının yönetiminde erkeklerin daha avantajlı olduğu  ve daha çabuk kilo verdikleri düşünülür. Peki gerçekten her iki cinsiyet arasında bir avantaj farkı var mı?</p>
<p>Bu soruya en net cevabı verebilmek için metabolizma hızına etki eden faktörlere yakından bakmak gerek. Çünkü vücut ağırlığı ve yağ dağılımı aşağıda sıralanan faktörlerden  etkilenir.</p>
<ol>
<li>Cinsiyet</li>
<li>Yaş</li>
<li>Genetik özellikler</li>
<li>Beslenme geçmişi ( diyet öyküsü)</li>
<li>Stres durumu</li>
<li>Hormonal denge</li>
<li>Sağlık durumu ( kronik hastalık, düzenli ilaç kullanımı)</li>
<li>Aktivite durumu</li>
<li>Gebelik / emziklilik</li>
</ol>
<p>Vücut ağırlığı ve  yağ dağılımını temelden belirleyen metabolizma hızı yukarıda sıralanan  dokuz değişkenin bütününün bir sonucudur. Yani cinsiyet kilo verme hızını etkileyen önemli bir faktör olarak ele alınsa da tek başına değerlendirmek yeterli olmayacaktır. Peki bu sorunun temelinde ne yatıyor diye soracak olursanız özetle:</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-1907 alignleft" src="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-300x206.jpg" alt="" width="486" height="334" srcset="https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-300x206.jpg 300w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-768x527.jpg 768w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet-1024x703.jpg 1024w, https://ozgurdiyet.com/wp-content/uploads/metabolizma-ve-cinsiyet.jpg 1333w" sizes="(max-width: 486px) 100vw, 486px" /></p>
<p>Cinsiyetin metabolizmaya etkisi; salgılanan cinsiyet hormonlarının farklı bölgelerde yağlanmayı uyarması ile ortaya çıkar. Erkekteki testesteron hormonu  bel ve karın çevresindeki yağlanmayı uyarırken,  kadında baskın olan östrojen hormonu basen/ kalça bölgesinde yağlanmayı uyarır. Yaşlanma  bu hormanların düzeyinde  değişime neden olurken yağlanma bölgelerinde de değişimlere sebep olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bireyin yaşı metabolizma üzerinde etkilidir. Çünkü kadın veya erkek  her iki cinsiyette de  30 lu yaşlardan sonra kas kaybı oluşmaya başlar. Fiziksel olarak aktivitenin de azalması kas dokusunu azaltır, bu durum neticesinde de azalan kas kitlesi ile doğru orantılı olarak  metabolizma hızı da yavaşlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Genetik olarak erkekler kadınlara göre daha fazla kas kütlesine sahip olduklarından ve kas kütlesi yağ kütlesine göre daha vücuda fazla enerji harcatabildiğinden dolayı avantajlı sayılabilirler. Kadınlar daha fazla yağ kütlesine sahiplerdir ancak, bu yağ kütlesi kadınların fizyolojisinin bir parçasıdır.  Ve “fazla yağ” olarak nitelendirmek doğru değildir. Hem kadın hem erkek bireylerde vücuda göre fazla olarak nitelendirilen ve sağlık sorunlarını işaret eden durum  yağ kütlesinin bel çevresinde yoğunlaşmasıdır. Bel çevresinde oluşan yağlanma kalp damar hastalıkları, tip 2 diyabet gibi  bir çok sağlık problemi ile ilişkilidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öte yandan sağlıklı bireylerin metabolizmaları daha dengeli iken düzenli ilaç kullanan bireylerde kullanılan ilaç ve tedavilere göre sindirim süreci ve dolayısı ile  metabolik hız faklı etkilenmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aktivite durumunuz kas kütlesini artıracağı gibi ilerleyen yaşlarda ortaya  çıkacak kas kitlesi azalmasını da minimize edecektir. O nedenle hareket düzeyi metabolizma hızınızla o da vücut ağırlığınızla doğrudan ilişkilidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadınlarda gebelik ve emziklilik döneminde bebeğin gelişimi ve/ veya beslenmesi için enerji ihtiyacı ortaya çıktığından metabolizma hızı artar. Ancak artan enerji ihtiyacı ve hormonal değişim iştah mekanizmasını da her bireyde farklı etkileyerek  yağ depolanmasını etkileyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neticede;  Kilo verme süreci birçok etmenden etkilenir ve cinsiyet bu etmenlerden sadece biridir. Cinsiyetiniz bir dönem avantaj olabilirken  başka bir dönemde dezavantaja dönüşür.Kişiye özel olduğu takdirde ( ki bunun için <a href="https://ozgurdiyet.com/online-diyet/">Online Özgür Diyet</a> hemen yanınızda)  erkekler de kadınlar da sağlıklı vücut ağırlığına ve sağlıklı bir yaşama ulaşmak için eşit şansa sahiptirler. Yeter ki bedeninizin ihtiyaçlarını bilin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çünkü ; tükettiğiniz her şey diyetinizdir.  Ve eğer diyet tükettiklerinizin toplamıysa; herkes diyet yapbilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sağlıkla kalın.</p>
<p><strong> </strong></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/kilo-yonetiminde-cinsiyet-avantaji-var-mi/">Kilo yönetiminde cinsiyet avantajı var mı?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Virüslerle Savaşan ve Bağışıklık Sistemini Güçlendiren  “Antiviral Bitkiler “</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/viruslerle-savasan-ve-bagisiklik-sistemini-guclendiren-antiviral-bitkiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2021 08:36:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Antiviral Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekinezya]]></category>
		<category><![CDATA[Kekik]]></category>
		<category><![CDATA[Meyan kökü]]></category>
		<category><![CDATA[Online Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sarımsak]]></category>
		<category><![CDATA[Virus]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytin Yaprağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Virüsler dünya tarihinde hiç bu denli toplumun ana gündemi olmamış, bu kadar konuşulmamıştı. Son bir yıldır hemen herkesin yaşamını temelden etkileyen ana sohbet konusu haline geldi.  Şu sıralar en popüler olan ”Covid19” olsa da, dünya üzerinde soğuk algınlığı, grip, hepatit, ve HIV dahil çeşitli enfeksiyonlara neden olabilecek 400&#8217;den fazla farklı virüs çeşidi var. Neyse ki, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/viruslerle-savasan-ve-bagisiklik-sistemini-guclendiren-antiviral-bitkiler/">Virüslerle Savaşan ve Bağışıklık Sistemini Güçlendiren  “Antiviral Bitkiler “</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Virüsler dünya tarihinde hiç bu denli toplumun ana gündemi olmamış, bu kadar konuşulmamıştı. Son bir yıldır hemen herkesin yaşamını temelden etkileyen ana sohbet konusu haline geldi.  Şu sıralar en popüler olan ”Covid19” olsa da, dünya üzerinde soğuk algınlığı, grip, hepatit, ve HIV dahil çeşitli enfeksiyonlara neden olabilecek 400&#8217;den fazla farklı virüs çeşidi var. Neyse ki, doğada bağışıklık sistemini güçlendiren, iltihabı azaltan ve enfeksiyonlarla savaşan güçlü antiviral bitkiler / besinler de var.</p>
<p><strong>Virüs Nedir?</strong></p>
<p>Virüs, yalnızca diğer organizmaların canlı hücrelerinin içinde çoğalabilen, her türlü yaşam formunu enfekte edebilen – bakteriler de dahil olmak üzere insanlar, hayvanlar, bitkiler ve mikroorganizmalar- küçük bir bulaşıcı ajandır. Canlı olarak kabul edilmesi gereken hücre yapısından yoksun oldukları halde; genetik materyal taşıdıkları, çoğaldıkları, mutasyona uğradıkları ve doğal seçilim yoluyla evrimleştiği için “yaşamın sınırındaki organizmalar” olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Bir virüsün yayılmasının birden çok yolu vardır.  Son dönemde sıkça tekrarlandığından hemen herkesin bilgi sahibi olduğu bulaşma yollarına değinmeden, bizleri birer virüs savaşçısı yapacak besinlere geçmek istiyorum.</p>
<p><strong>En İyi Antiviral Bitkiler</strong></p>
<ol>
<li><strong> Sarımsak</strong></li>
</ol>
<p>Yapılan çalışmalar sarımsağın &#8211; veya sarımsakta bulunan belirli kimyasal bileşiklerin &#8211; tüberküloz, zatürree, pamukçuk ve uçuk gibi viral enfeksiyonların bazılarından sorumlu olan sayısız mikroorganizmayı öldürmede oldukça etkili olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Sadece uçuk virüsü için en iyi antiviral bitkilerden biri olarak düşünmeyin. Aynı zamanda göz enfeksiyonlarının tedavisine yardımcı olduğu gibi kulak enfeksiyonları için de doğal bir çözümdür. Sarımsağın diğer bazı faydaları arasında kanser riskini azaltma, yüksek tansiyonu düşürücü etki,  Kalp damar sağlığı destekleme ve saç dökülmesini azaltma gibi birçok sağlık faydası içerir.</p>
<p>Bir diş çiğ sarımsağı yutmak için yüzlerce geçerli sebep vardır. Bölmeden yutulabilecek kadar küçükse bir kez ısırıp hap gibi suyla yutmak da bir tüketim seçeneği olabilir. Bütün olarak yutmak yerine sarımsak dişi üzerindeki zarda bir çentik açmak Allisin&#8217;i serbest bırakır faydalı etkiyi almak için yeterlidir. Eğer diş çok büyükse ikiye bölerek tüketmek de mümkün.</p>
<p>Diğer bir tüketim yolu sarımsağın yağını kullanmaktır. Evde kolaylıkla sarımsak yağı yapılabilir. Sarımsaklar ezilir ve zeytinyağına ( yada istediğiniz başka bir yağ da olabilir) eklenir. Karışım yaklaşık beş saat bekletilir. Ardından sarımsak parçalarını süzülürerek yağ elde edilir. Bu yağı kapaklı bir kavanozda saklayabilirsiniz. Yemeklerde / salatalarda  kullanımının yanısıra , topikal olarak kullanıldığında ( deriye uygulama)  uçuklar için çözüm sunabilir.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Zeytin Yaprağı</strong></li>
</ol>
<p>Zeytin yaprağı; soğuk algınlığı dahil olmak üzere bir çok tehlikeli virüs enfeksiyonuna karşı mücadele yeteneği veren antiviral özelliklere sahiptir.  Candida semptomları , menenjit, zatürre, hepatit B, sıtma, ve tüberküloz; aynı zamanda diş, kulak ve idrar yolu enfeksiyonlarında etkilidir. Ayrıca zona için doğal bir tedavi yöntemi olarak kabul görmeye başlamıştır.</p>
<p>Araştırmalar, zeytin yaprağı özlerinin, grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan bazı virüsler de dahil olmak üzere bir dizi hastalığa neden olan mikroplara karşı etkili bir şekilde savaştığını göstermektedir. Zeytin yapraklarında bulunan güçlü bileşikler, istilacı organizmaları yok eder ve virüslerin çoğalmasına ve enfeksiyona neden olmasına izin vermez.</p>
<p>Aslında, zeytin yaprağı sağlığımız için o kadar faydalıdır ki, zeytin yaprağı özleri ile tedavi, New York Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde yapılan bir çalışmada HIV-1 enfeksiyonu ile ilişkili birçok  olumsuzluğu  tersine çevirdiği gözlenmiştir.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Kekik</strong></li>
</ol>
<p>Kekik, antibakteriyel ve antifungal özelliklere sahip iki güçlü bileşik olan <strong>karvakrol</strong> ve <strong>timol </strong>molekülleri içerdiğinden,  güçlü bir antiviral bitkidir.  Tıbbi aromatik yağ olan uçucu kekik yağı elde edebilmek için oldukça fazla doğal kekik kullanılmaktadır. 1 birim uçucu yağ için 1000 birim taze kekik kullanılmalıdır. Uçucu yağlarının damıtılması ile iyileştirici bileşiklerini korunur.</p>
<p>Kekik yağının zararlı yan etkileri yoktur. Bu nedenle bazı antibiyotiklere göre daha üstün kabul edilir.</p>
<p>İçeriğindeki karvakrol; viral enfeksiyonların yanı sıra alerjileri, tümörleri, parazitleri ve hastalığa neden olan iltihabı azaltıcı etkilidir.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Adaçayı</strong></li>
</ol>
<p><a href="https://ozgurdiyet.com/adacayi-nedir-nasil-ve-ne-kadar-tuketilmelidir/">Adaçayı</a>, geleneksel Çin tıbbı ve Ayurveda tıbbı için önemli bir bileşen olmasının yanında; hem doğu hem de batı kültürlerinde bu çayın, kişinin ruhsal açıdan daha pozitif olmasına yardımcı olduğuna inanılır.  Enfeksiyonlarla savaşma ve bir dizi rahatsızlığı iyileştirme yeteneğine sahiptir.</p>
<p>Araştırmalar adaçayının, antiviral antioksidan ve antienflamatuar etkileri  olduğunu göstermenin yanında,  adaçayındaki diterpenlerin viral enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Adaçayı kullanmanın en iyi  ve pratik yollarından biri, adaçayı bitkisini çay olarak içmektir. Sakinleştirici ve iyileştirici özelliklere sahiptir. Evinizde taze adaçayı yapraklarıyla yapılabileceği gibi aktarlardan kurutulmuş olarak da satın alabilirsiniz.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Meyan Kökü</strong></li>
</ol>
<p>Meyan kökü, hepatit C, HIV ve grip gibi hastalıkların tedavisi ve önlenmesinde önemli bir oyuncu olarak ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Çin Viroloji Dergisinde yayınlanan çalışmaya göre meyan kökü bitkisinin içerdiği  <strong>triterpenoit</strong> bileşeninin antiviral etkili olduğu  vurgulanmıştır. Bir başka çalışmada meyan kökünün antioksidan, serbest radikal temizleyici ve immün sistemi uyarıcı etkilerine dikkat çekiliyor.</p>
<p>Meyan kökünün faydalarından bazıları şunlardır:</p>
<ul>
<li>Boğaz ağrılarında hızlı rahatlama</li>
<li>Öksürük için doğal çözüm</li>
<li>Sızdıran bağırsak belirti ve semptomlarını azaltıcı etki</li>
<li>Kas yorgunluğu azaltıcı etki</li>
<li>Ağrı kesici etki</li>
</ul>
<ol start="6">
<li><strong> Ekinezya</strong></li>
</ol>
<p><a href="https://ozgurdiyet.com/ekinezya-nedir/">Ekinezya</a>, içerdiği fotokimyasalların virüs enfeksiyonlarını ve tümörlerini azaltma kapasitesine sahip olduğunu gösteren önemli kanıtlar çalışmalar var. Bakteri ve virüslerin sağlıklı hücrelere nüfuz etmesini engelleyen <strong>ekinezin</strong> adı verilen bir bileşik içerir ve bu sayede en güçlü doğal antivirallerden biridir. Düzenli ekinezya tüketimi her türlü enfeksiyona yakalanma olasılığını büyük ölçüde azaltır.</p>
<p><strong>Nasıl tüketilmeli? </strong></p>
<p><em>En pratik yol bitki çayı olarak kullanmak!</em></p>
<p>Çaylar, bitkilerin antiviral faydalarından her gün yararlanmak için harika bir yoldur. Bir çorba kaşığı bitkiyi sıcak suda 5–10 dakika demleyip içebilirsiniz.</p>
<p><em>İnfüzyon yapmak da diğer bir seçenek olabilir.</em></p>
<p>İnfüzyonun yapmak için, bir bardak antiviral bitkiyi  ( yukarıdakiler  gibi)  yaklaşık 6-7 saat bir bardak suda bekletin ve süzün. Hava geçirmez bir kavanozda saklayın. Soğuk veya ısıtılmış olarak içebilirsiniz. Bitkisel infüzyonlar çaylardan daha güçlüdür çünkü daha fazla miktarda bitki gerektirirler.  İnfüzyonlar çok güçlü olduğu için günde bir fincandan fazla içmeyin.</p>
<p><strong>Dikkat!</strong></p>
<p>İnfüzyon veya uçucu yağ kullanıyorsanız, ürünlerin son derece güçlü olduğunu ve uzun süre kullanılmaması gerektiğini unutmayın. Bu bitkiler antiviral özellikleri için kullanılan doğal ilaçlar olarak düşünülebilir. İki haftadan daha uzun süre tüketmeyin. En az kullanım süresi kadar  bir mola vermek önemlidir.</p>
<p>Hamileyseniz, uçucu yağları kullanmayın.</p>
<p>Bu bitkiler ilaçlarla etkileşime girebilir. Bu yüzden ilaç etkileşimleri ile ilgili doktorunuza mutlaka danışın.</p>
<p><strong>Ne yapmalı? </strong></p>
<p>Bir virüsten nasıl kurtulacağınız, nasıl kendimizi koruyabiliriz diye endişeli misiniz? Grip , covid gibi oldukça bulaşıcı virüslerin dolaşımda olmasıyla, insanlar gerçekten işe yarayacak doğal olarak virüsten koruyan bileşikler arıyorlar. Vücudunuzun kaçınılmaz olarak karşılaşacağı patojenlerle savaşabilmesi için sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip olmak ve sistemin sürekliliğini sağlamak gerekir. Virüsler ile ilgili olarak devam eden çokça çalışma var ve yapılmaya da devam ediyor. Her geçen gün daha çok veri ve bilgi sahibi oluyo ve güncelleniyoruz. Ancak  virüsler de mutasyon geçirerek  kendilerini güncelliyorlar.  Bu gün doğru bildiğimiz bilgi /çözüm/ tedavi yarın başka bir mutasyonda etkisiz  hale dönüşebiliyor. Bu yüzden temel çözüm bağışıklığı güçlü tutmaktan geçiyor. Besinler de dahil olmak üzere doğal antiviral bitkiler, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve vücudun grip, herpes, HIV ve hatta belki de HPV gibi viral enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olur. Bu nedenle antiviral çayları, infüzyonları ve uçucu yağları beslenmenizin bir parçası haline getirin.</p>
<p>Kişiselleştirilmiş beslenme programı  ile bağışıklığı desteklemek için  bizimle<a href="https://ozgurdiyet.com/iletisim/"> iletişime</a> geçerek yüzyüze  diyetisyen desteği alabilir veya  hemen yukarıda yer alan <a href="https://ozgurdiyet.com/online-diyet/">online diyet</a> sekmesi üzerinde yer alan formu doldurup  &#8220;Online Özgür Diyet &#8221; randevusu talep edebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6>Kaynaklar:</h6>
<ul>
<li>
<h6>Anti-HIV activity of olive leaf extract (OLE) and modulation of host cell gene expression by HIV-1 infection and OLE treatment (pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/12878215/)</h6>
</li>
<li>
<h6>Chemistry, Pharmacology, and Medicinal Property of Sage (Salvia) to Prevent and Cure Illnesses such as Obesity, Diabetes, Depression, Dementia, Lupus, Autism, Heart Disease, and Cancer (ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4003706/)</h6>
</li>
<li>
<h6>Echinacea: a Miracle Herb against Aging and Cancer? Evidence In vivo in Mice (PMCID: PMC1193558)</h6>
</li>
</ul><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/viruslerle-savasan-ve-bagisiklik-sistemini-guclendiren-antiviral-bitkiler/">Virüslerle Savaşan ve Bağışıklık Sistemini Güçlendiren  “Antiviral Bitkiler “</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adaçayı nedir? Nasıl ve ne kadar tüketilmelidir?</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/adacayi-nedir-nasil-ve-ne-kadar-tuketilmelidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2021 13:48:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı hakkındaki bilimsel veriler nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı nasıl kullanılır?]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[Adaçayı zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Fitoöstrojen]]></category>
		<category><![CDATA[Karnosol]]></category>
		<category><![CDATA[Kimler adaçayı içmemeli?]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Online Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Rosmarinik asit]]></category>
		<category><![CDATA[Sage tea]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adaçayı nedir ve hakkındaki bilimsel  veriler nelerdir? Bilimsel adı Salvia Officinalis olan adaçayı, griye çalan yeşil yapraklı ve odunsu bir sapı olan bir bitkidir. Kekik, lavanta, nane, biberiye ile aynı familyada ( ballıbabagiller) yer alan bu bitki Orta Doğu ve Akdeniz bölgelerinde ortaya çıkmıştır. Yaz başına doğru beyaz, pembe ve mor renkli çiçekler açar. Ülkemizde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/adacayi-nedir-nasil-ve-ne-kadar-tuketilmelidir/">Adaçayı nedir? Nasıl ve ne kadar tüketilmelidir?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong><span style="color: #000000;">Adaçayı nedir ve hakkındaki bilimsel  veriler nelerdir?</span></strong></h4>
<p>Bilimsel adı Salvia Officinalis olan adaçayı, griye çalan yeşil yapraklı ve odunsu bir sapı olan bir bitkidir. Kekik, lavanta, nane, biberiye ile aynı familyada ( ballıbabagiller) yer alan bu bitki Orta Doğu ve Akdeniz bölgelerinde ortaya çıkmıştır. Yaz başına doğru beyaz, pembe ve mor renkli çiçekler açar. Ülkemizde yaklaşık 80 farklı türü doğal olarak yetişmektedir. Halk arasında şalba, çalba, karaot gibi isimlerle de kullanılır. Baharat olarak yaygın olarak kullanılan ada çayı, alternatif ve geleneksel tıpta uzun bir kullanım geçmişine sahiptir. Ancak hakkındaki bilimsel araştırmaların hala başlangıç ​​aşamasında olduğunu belirtmekte fayda var.</p>
<p>2500 yıl önce Eski Yunan Tıp okullarında “ölümsüzlük ilacı” olarak adlandırılan,  bu bitkiye İngilizce’de “ulu, bilge çayı” anlamına gelen “sage tea” adı verilmiştir. Özellikle çayı, potansiyel sağlık yararları ile doludur. K, B6, C, E, A, B3, B9 vitaminleri yanında potasyum, kalsiyum, demir, manganez, çinko, magnezyum ve bakır mineralleri de içerir.</p>
<p>Güncel bilimsel araştırmalar adaçayının menopoz döneminde yaşanan ter basması gibi şikâyetlerin giderilmesinde yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır. Adaçayının yapısında bulunan “fitoöstrojen” (luteolin-7-glukozit) denilen bileşenler vücuttaki östrojen reseptörlerine bağlanarak vücudun östrojen eksikliğini hissetmesini önleyebileceğini göstermektedir. Menopoz döneminde östrojen eksikliğinden dolayı hormonal dengesizliklere bağlı yaşanan aşırı terleme, sıcak basmaları ve sinirlenmeleri “vücutta östrojen var “etkisi yaratarak yatıştırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda adet düzensizliğine, sancılarına ve adetten kesilme sorunlarına yardımcı olabileceği öngörülmektedir. İngiltere’ de yürütülen klinik bir çalışmada 4 hafta kullanımda ter basması şikayetlerinde % 50 ve 8 haftalık kullanımda %64 oranında azalma sağladığı gözlemlenmiştir.</p>
<p>Östrojene benzer etkiler içerdiğinden erkeklerin fazla miktarda ve uzun süre içmesi önerilmez.</p>
<p>Adaçayı içerdiği rosmarinik asit sayesinde mide ve bağırsak spazmlarını önler, ishal ve gastritle savaşır. Sindirim sistemine iyi gelir, mideyi rahatlatır.</p>
<p>İçerdiği karnosol, kuersetin ve rosmanirik asit gibi güçlü antioksidanlar sayesinde kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve kansere karşı savaşır.</p>
<p>İçinde doğal uyarıcı maddeler olduğu için gündüz saatlerinde içilmeli, akşam yatarken içilmemelidir, fazlası uykuyu kaçırabilir. Tansiyon düşüklüğüne iyi gelir. Hem doğu hem de batı kültürlerinde bu çayın, kişinin ruhsal açıdan daha pozitif olmasına yardımcı olduğuna inanılır. Haşlama veya demleme yöntemiyle yapılır; uzun süre kaynatılmaz, üç dakikadan fazla kaynatılırsa yararlı özelliklerini kaybeder.</p>
<p>1- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. İçerdiği bileşenler bağışıklık sistemine gelebilecek darbelere karşı koruyucu bir kalkan görevi görür. Zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar ve hasta olmayı engeller. Yaraları iyileştirici özelliği de vardır. Çay olarak tüketilebileceği gibi, merhem halinde cilt yaralarında kullanılabilir.</p>
<p>2- Unutkanlığa karşı oldukça faydalıdır . Hafızayı güçlendirir ve kuvvetlendirir. Alzheimer ve demans hastalıklarına olumlu yönde etkisi olduğu gözlemlenmiştir.</p>
<p>3- İç organlarda oluşabilecek iltihapları engeller. Ada çayının içilerek tüketilmesi özellikle solunum ve sindirim sisteminde oluşan iltihapları giderebilir. Eklem hastalıklarına, romatizma hastalıklarına ve kalp hastalıklarına iyi gelir.</p>
<p>4- Mikrop öldürücü özelliği vardır. Boğaz enfeksiyonlarında ve yangılarında etkilidir. Gargara olarak kullanılabilir. Larenjit ve faranjit gibi oldukça sık görünen boğaz iltihaplarında sık sık tüketilmesi önerilir. Öksürüğü azaltır.</p>
<p>5-Bronşit ve astım tedavisine yardımcıdır. Göğsü açarak solunum sistemini rahatlatır ve yeterli seviyede nefes almaya yardımcı olur.  Buharını veya tütsüsünü solumak  bronşları açıcı etki gösterir.</p>
<p>6- İçeriğinde bulunan K vitamini, kemik yoğunluğunu korumada gereklidir . Kemiklere iyi gelir. Antimikrobiyal ve antiseptik bileşenlere sahip olan adaçayı, boğaz enfeksiyonları, diş apseleri, diş eti enfeksiyonları ve ağız yaralarının hızlı iyileşmesine yardımcıdır.   Dişleri güçlendirir ve beyazlatır. Demlenmiş ve soğutulmuş adaçayı ile günlük ağız gargaranızı yaparak boğaz ağrılarından kurtulabilirsiniz. Her gargaradan sonra 1 saat hiçbir şey yiip içilmemesi gerekir. Adaçayının aynı zamanda dişleri beyazlatma özelliği de vardır.</p>
<p>7- Bağırsaklarda oluşabilecek iltihap, enfeksiyon gibi sorunların tedavisinde kullanılabilir. Hazımsızlık şikayetlerinde sindirim sistemini rahatlatır. Etkili bir gaz söktürücü oluşuyla hazmı kolaylaştırır, safra kesesinin çalışmasına ve  dolayısıyla sindirime yardımcı olur. Ayrıca mide bulantısını da önler.</p>
<p>8- Kan dolaşımını temizler. Kan temizleyici etkisiyle vücuttan toksinleri uzaklaştırır ve karaciğer hastalıklarında faydalıdır.</p>
<p>9- Terlemeyi azaltır. Belirli bir süre düzenli kullanıldığı takdirde terleme sorununu yarı yarıya azalttığı gözlemlenmiş</p>
<p>10- Sinir sistemini rahatlatmaya yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Depresyon ve strese iyi gelir. Bu sayede stres kaynaklı uyku problemlerine de çözüm getirir .Baş ağrılarını hafifletir.</p>
<p>11- Kanser hücrelerinin büyümesini engelleyerek kanserle savaşır. Ağız kanseri, cilt kanseri, meme kanseri, karaciğer kanseri, serviks kanserlerinde kenserli hücre büyümesini azaltıcı etkilidir.</p>
<p>12- Cilde iyi gelir. Antibakteriyel özelliğiyle, adaçayı içeren kremler egzama, sedef hastalığı ve akne gibi cilt sorunlarında yardımcıdır. Ciltteki yaşlanma belirtilerinin giderilmesinde yardımcı olur.</p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Adaçayı nasıl kullanılır?</strong></span></h4>
<p>Demleyerek içebilirsiniz. Ada çayını aktarlardan direkt çiçekli bitki haliyle ya da kurutulmuş yapraklar olarak satın alabilirsiniz. 250-300 ml için 1 tatlı kaşığı ada çayı demlemek yeterli olacaktır. Kaynamış suyu yaprak/ kuru çiçek üzerine ekleyerek demleyin. 2-3 dk demleme  yeterli olacaktır. Ardından yaprakları suyun içerisinden çıkartın ve içmeye hazır. Beş dakikadan fazla demlerseniz tadı çok acı olur.</p>
<p>Ada çayını çay olarak tüketebileceğiniz gibi yemekleriniz için de baharat olarak kullanabilirsiniz. Özellikle et yemeklerinde kekik gibi koku ve tat vermesi için kullanılabilmektedir. Et haşlamalarınıza defne yaprağı gibi 1-2 yaprak ada çayı ekleyerek hem hoş bir koku yayılmasını, hem de hafif bir aroma vermesini sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Adaçayı tütsüsü nasıl kullanılır, faydaları nelerdir?</p>
<p>Tütsü olarak kullanmak için en uygun adaçayı türü, beyaz adaçayıdır. Birkaç dal adaçayını ya da bir avuç adaçayı yaprağını ucundan yakın ve üfleyerek alevi söndürün. Bir pencereyi aralık bırakın ve tütsüyü de pencereden uzak bir yere koyun. Adaçayı yakarak bitki içindeki uçucu yağların ortama yayılmasını sağlar ve ortamın havasını mikroplardan ve zararlı bakterilerden arındırır. Aynı zamanda kötü enerjileri de dağıttığına inanılmaktadır.</p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Adaçayı ne kadar tüketilmeli ve kimler dikkatli olmalı?</strong></span></h4>
<p>Günde 2-3 fincan adaçayı tüketmek genel olarak güvenli kabul edilir. Daha fazla tüketilmesi alerjik reaksiyonlar, mide problemleri ve kalp çarpıntılarına sebep olabilir.</p>
<p>Kalp hastalığı yönünden risk altındaysanız günde 2 fincandan fazla tüketmemelisiniz.<br />
Kadınlık hormonuna destek olan fitoöstrojence zengin olduğu için erkeklerin çok sık (günde 1 fincandan fazla) tüketmesi pek önerilmiyor.</p>
<h4><strong>Kimler adaçayı içmemeli?</strong></h4>
<ul>
<li>Hamile kadınlarda düşük riski oluşturabileceği için tüketilmesi önerilmez</li>
<li>Emziren annelerde süt kalitesini azaltabileceği için kullanılması uygun değildir.</li>
<li>Epilepsi hastalarında atak sıklığını artırabileceği için kullanımı uygun değildir.</li>
<li>6 yaşından küçük çocukların ada çayı tüketmesi  önerilmez.</li>
<li>Kronik hastalığı olan veya düzenli olarak ilaç kullananlar ( özellikle hipertansiyon ve kalp ilaçları) kullananlar doktoruna danışmalıdır. Günde 1 fincan kadar  içilmesi güvenli olarak görülse de tansiyon üzerinde olumsuz etkileri olabildiği görülmüştür.</li>
</ul><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/adacayi-nedir-nasil-ve-ne-kadar-tuketilmelidir/">Adaçayı nedir? Nasıl ve ne kadar tüketilmelidir?</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyette Duraklama Dönemi</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/diyette-duraklama-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2020 13:32:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Dengeli Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyette duraklama]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum kiloları]]></category>
		<category><![CDATA[Fit Vücut]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Direnci]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Online Özgür Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Plato dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflayamıyorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıkça sorulan , çok merak edilen konulardan birinden bahsetmek istiyorum. Konumuz diyette duraklama dönemi yani başka bir deyişle #platodönemi . Bir program dahilinde çok da güzel kilo verirken bir gün işler değişir ve kilo kaybının durduğunu görürsünüz. Oysa her şey yolundaydı ve yaptığınız beslenme değişikliklerinin tartıda aşağı yönlü düzenli bir hareketi vardı. Neyse bu defa böyle oldu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/diyette-duraklama-donemi/">Diyette Duraklama Dönemi</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıkça sorulan , çok merak edilen konulardan birinden bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Konumuz diyette duraklama dönemi yani başka bir deyişle <a href="https://www.instagram.com/explore/tags/platod%C3%B6nemi/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">#platodönemi</a> .</p>
<p>Bir program dahilinde çok da güzel kilo verirken bir gün işler değişir ve kilo kaybının durduğunu görürsünüz. Oysa her şey yolundaydı ve yaptığınız beslenme değişikliklerinin tartıda aşağı yönlü düzenli bir hareketi vardı. Neyse bu defa böyle oldu haftaya değişir diyerek tüm disiplininizle devam ettiniz. Ama sonuç yine değişmiyor , hatta ibre bazen yukarı yönlü küçük hamleler bile yapıyor. Tam haftaya normale döner bir bakalım ne olacak devam edeyim dediniz , disiplininizi bozmadınız  kilo almaya başlamışsınız. Derken birkaç hafta , belki daha fazla sürebilen bir kısır döngünün içinde buldunuz kendinizi</p>
<p>Bir süre sonra kilo verememe halinin  devam ettiğini görürseniz sakın pes etmeyin ve endişelenmeyin. Çünkü, muhtemelen plato dönemindesiniz ve sorunu çözmeye çok yakınsınız. Vücudunuz yağ oranınız ile bağlantılı bir şekilde kilo kaybeder. Yani vücut ağırlığınız ( ve tabi vücudunuzun yağ yüzdesi ) azaldıkça kalan kiloların verilmesi zorlaşır. Bu doğal bir durumdur.</p>
<p>Bu durumdan çıkmak için bir kaç <a href="https://www.instagram.com/explore/tags/diyett%C3%BCyosu/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">#diyettüyosu</a> paylaşmak istiyorum;</p>
<p>1) Egzersiz yapıyorsanız süresini, yoğunluğunu, türünü veya biçimi değiştirmeyi deneyin.</p>
<p>2)Uyku süreniz, aç kaldığınız süre, değişen stres düzeyi gibi yaşam tarzınıza ilişkin değişiklikleri gözden geçirin.</p>
<p>3)Metabolizmanız oluşan yeni durumunuza adaptasyon sağlamış olabilir. Buna bağlı olarak vücudunuz ihtiyaç duyduğu enerji miktarını azaltabilir. 1~2 gün size kilo verdiren beslenme biçiminden biraz fazla tüketin . Takip eden 3~4 gün kilo verdiğiniz programa uygun beslenin. 1 gün ise açlığınızı hissedecek kadar aşırı eksik tüketerek bendenizi şaşırttın. ( Ki danışanların bilirler aç kalmayı genellikle önermem ? sakıncalı bulurum)</p>
<p>4) Yeteri kadar dinlenin, uzun süre düşük kalorili diyetler yapmayın ve çok uzun süren antrenmanlar yapmayın ki <a href="https://www.instagram.com/explore/tags/kortizolhormonu/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">#kortizolhormonu</a> seviyeniz minimumda kalsın.</p>
<p>Gücünüzü toplayıp bu adımlarla gezindiğiniz platodan çıkacaksınız.</p>
<p>Ya da gelin birlikte bu sorunu çözelim. Neden gelelim ki derseniz <a href="https://ozgurdiyet.com/diyetisyenle-ne-isim-olur/">buradan</a>  sebeplerine bir göz atabilirsiniz. ya da bir tık ile <a href="https://ozgurdiyet.com/online-diyet/">#OnlineÖzgürDiyet </a>  deneyimleyebilirsiniz.</p>
<p>Keyifle hafifleyin.. .</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/diyette-duraklama-donemi/">Diyette Duraklama Dönemi</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamileliğin 9. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/hamileligin-9-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 08:48:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[9.ay]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeliğin son haftaları]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte 9. ay beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte doğru ağırlık kazanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyetisyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayda Annedeki Değişiklikler: Karnın altında basınç artışı ve bebeğin aşağıya doğru inişi daha belirgin hissedilir. Birçok gebelik 37-38-39 haftalarda doğumla sonlanmaktadır ve bu haftalar erken doğum değil zamanında doğum olarak değerlendirilir. Ancak 40 haftaya kadar da kalabilir. Hamileliğin 35. haftasından sonra anne günde birkaç kere karnında seğirme, kasılma benzeri sertleşmeler hissedebilir. Bu tür sertleşmeler günde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-9-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 9. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="9">
<li><strong> Ayda Annedeki Değişiklikler:</strong></li>
</ol>
<p>Karnın altında basınç artışı ve bebeğin aşağıya doğru inişi daha belirgin hissedilir.</p>
<p>Birçok gebelik 37-38-39 haftalarda doğumla sonlanmaktadır ve bu haftalar erken doğum değil zamanında doğum olarak değerlendirilir. Ancak 40 haftaya kadar da kalabilir.</p>
<p>Hamileliğin 35. haftasından sonra anne günde birkaç kere karnında seğirme, kasılma benzeri sertleşmeler hissedebilir. Bu tür sertleşmeler günde birkaç kere ve uzun aralıklarla olabilir ancak sık ve şiddetli (1 saat içinde 4 veya daha fazla kasılma) oluyorsa doktora başvurmak gerekir, gerçek doğum sancıları başlıyor olabilir.<br />
Az da olsa kanama veya kırmızı leke olması mutlaka doktora başvurmayı gerektirir. Göğüslerden süt gelmesi daha fazla, meme uçlarında çatlaklar meydana gelebilir.</p>
<p>36.hafta itibariyle anne nefes almasında ve yeme içmesinde bir rahatlama hissedebilir. Bebeğin kafasının leğen kemiğine girip aşağı inmesi nedeniyle rahim yüksekliği bir miktar azalarak, göğüs üzerine olan baskıyı azaltır ve annenin nefes alması rahatlar. Doğum her an gerçekleşebilir.<br />
<strong>9.Ayda Bebekteki Değişiklikler: </strong></p>
<p>Bebeğin gelişimi tamamlanmak üzeredir. Boyu yaklaşık 47-52 cm, ağırlığı 2700- 3500 g civarına kadar ulaşacak ve doğum gerçekleşecektir.</p>
<p>9 Ayın başlaması ile bebeğin içerisinde bulunduğu amnion sıvısının en fazla miktara ulaşır., Bundan sonra sıvının bir miktar azalması doğaldır. Su azalacağı için bundan sonra bebek hareketlerinde biraz azalma meydana gelebilir. Beyin gelişimi ve bebeğin kafa çapı artar. Ciltte pembe renk değişikliğine neden olan yağ depolanması devam eder.</p>
<p>Bebeği enfeksiyonlara karşı koruyacak olan bağışıklık sistemi gelişmektedir ancak buna en önemli katkıyı doğumdan sonra anne sütü yapar.<br />
Bebeğin kafa kemikleri hariç diğer kemiklerinin hepsi sertleşmeye devam eder Organları olgunlaşmaktadır. Çoğunlukla bebek rahim boynuna doğru ters durmaktadır. Hareket edecek yer kalmadığından daha sessizdir. Tırnakları tamamlanmıştır, uzayabilir. Bebek artık oldukça büyümüştür ve ağırlık</p>
<p><strong>Gebeliğin 9. Ayı İçin Diyetisyen Tavsiyeleri:</strong></p>
<p><strong>Gebeliğin başından itibaren edinilmeye çalışılan, az az fakat sık aralıklarla yemek yeme alışkanlığı devam etmelidir. Aşırı yağlı, aşırı şekerli , kızartma yöntemi ile pişirilmiş besinlerden uzak durmaya devam edilmelidir.</strong></p>
<p><strong>Bu dönemde annenin tartıda gördüğü artışın temel sebebi bebeğin kazandığı ağırlıktır. Bebek doğuma yaklaşmıştır ve ağırlık kazanımı artmıştır. Daha çok yağ dokusu artmakta ve rahimde kapladığı alanın artması ile mideye genişleyecek daha az alan kalmıştır. </strong></p>
<p><strong>Düzenli <a href="https://ozgurdiyet.com/kalsiyum-nedir-yararlari-nelerdir/">süt ve/ veya süt ürünleri</a> tüketimine ve yeterli miktarda su tüketmeye, özetle yeterli ve dengeli beslenmeye  devam edilmelidir. Eğer hala bu alışkanlık edinilmemişse artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Sağlıklı alışkanlıklar edinerek gelişimi desteklenmiş bebeği, yine sağlıkla kucaklama vaktidir. </strong></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-9-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 9. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARALIKLI ORUÇ / INTERMITTENT FASTING  ve SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/aralikli-oruc-intermittent-fasting-ve-saglik-uzerine-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2019 15:06:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[5/2 yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Alternatif gün]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Aralıklı Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Aralıklı oruç sağlıklı mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Aralıklı orucun zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Intermittent fasting]]></category>
		<category><![CDATA[Online Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1702</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık sitelerine bir göz atarsanız; neredeyse hepsinde aralıklı oruç tutmanın faydalarını ve uygulamanın kolaylığını öven yazılar, makaleler ve ünlüler görürsünüz. Binlerce yıldır yaşamın ortasında yer alan ve birçok dinin manevi bir parçası olan “oruç” kavramı aslında “belirli bir zaman diliminde beslenmeye ara vermek ve yiyecek-içeceklerden uzak durmak” olarak tanımlanabilir. Aralıklı Oruç Neden Popüler Oldu? (Burada [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/aralikli-oruc-intermittent-fasting-ve-saglik-uzerine-etkileri/">ARALIKLI ORUÇ / INTERMITTENT FASTING  ve SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık sitelerine bir göz atarsanız; neredeyse hepsinde aralıklı oruç tutmanın faydalarını ve uygulamanın kolaylığını öven yazılar, makaleler ve ünlüler görürsünüz.</p>
<p>Binlerce yıldır yaşamın ortasında yer alan ve birçok dinin manevi bir parçası olan<a href="https://ozgurdiyet.com/oruc-ve-saglikli-beslenme/"> “oruç”</a> kavramı aslında “belirli bir zaman diliminde beslenmeye ara vermek ve yiyecek-içeceklerden uzak durmak” olarak tanımlanabilir.</p>
<p><strong>Aralıklı Oruç Neden Popüler Oldu? </strong></p>
<p>(Burada meraklısına bir detay vereceğim, özet bilgi almak isteyen bir sonraki başlıktan devam edebilir)</p>
<p>Japon hücre biyoloğu Yoshinori Ohsumi 1990’lı yıllarda başlamış olduğu;  hücrelerin kendilerini arındırmaları ve yenilemeleri üzerine yaptığı araştırmalar ile 2016  Nobel Tıp Ödülü aldı. Ohsumi’nin bu çalışmalarnı; &#8220;hücresel bileşenleri ayrıştıran ve geri dönüştüren temel bir süreç olan otofajinin altında yatan mekanizmaları keşfedip açığa kavuşturduğu&#8221; için ödüllendirildiğini, ödül komitesinin gerekçesinden biliyoruz.</p>
<p>Otofaji;  hücrenin yaşlanmış ve bozulmuş yapılarının, hücrenin kendi lizozomu tarafından sindirilmesi yeni kendi kendini sindirmesi olarak bildiğimiz bir kavram. Ohsumi’nin çalışmaları sonrasında otofaji; hücresel bileşenleri ayrıştıran ve geri dönüştüren temel bir süreç veya hücre içi bir geri dönüşüm mekanizması olarak tanımlanmaya başlandı. Söz konusu keşiflerin otofajinin açlığa adapte olma ya da enfeksiyonlara verilen yanıt gibi birçok fizyolojik süreçteki temel öneminin anlaşılmasına yardımcı oldu. Vücudumuzda hücresel düzeyde meydana gelen, bazı hastalıklara yakalanma olasılığını azaltan ve ömrünü uzatan bu doğal bir rejenerasyon sürecinde bir bozukluk olması diyabet, kanser, parkinson ve diğer bazı kalıtsal  veya nörolojik hastalıkları tetikleyebildiğini ortaya koymasıyla “oruç” kavramının sağlıklı yaşlanmadaki yeri de değişmiş oldu.</p>
<p>Bu çalışmalar sonuç vermeye başladıktan sonra kısa süreli açlığın çeşitli kronik hastalıklar üzerine etkileri ile ilgili yüzlerce çalışma ortaya konmaya başladı.  Ve farklı yöntemleri ile <strong>Intermittent Fasting veya Aralıklı Oruç </strong>yaklaşımları üzerinde çalışma ve protokoller gelişmeye başladı.</p>
<p><strong>Aralıklı Oruç Nedir? </strong></p>
<p>Yiyeceğin türü veya içeriği değil de yiyeceklerin tüketildiği zaman diliminin sınırlandığı beslenme tarzıdır. Bir diyet türü değil  tüketim zamanının kontroludür. Enerji yani besin alımının bir süreliğine kısıtlandığı ve bunun periyodik olarak uygulandığı beslenme biçimine <strong>Intermittent Fasting veya Aralıklı Oruç</strong>  denir.</p>
<p>Oruç tutarken aç kalma süresinde kan glikozu son yeme işleminden 2-3 sat sonra oldukça düşük seviyelere iner. Bu sayede vücudun glikozdan yoksun kaldığında ortaya çıkan doğal yağ yakma hali olan ketozis başlar. Ketozis; aralıklı oruçta vücudun yağ yakmasının nedenidir.</p>
<p>Çalışmalar da aralıklı orucun, yağların yakılmasını sağlayarak kilo kaybını destekleyeceğini, metabolizmaya yardımcı olabileceğini, bu yeme düzeninin aynı zamanda insülin direnci üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyarken; inflamasyonu azaltma, sağlıklı bir sindirim sistemini destekleme gibi potansiyel yararları olduğunu gösteriyor.  Bu şekilde bir beslenme modeli ile açlık hormonu olarak bilinen ghrelin seviyesi ve tokluk hormonu olan leptin seviyesi ilişkilendirilerek; insülin hormonu seviyelerini de değiştirir. İnsülini azaltıp büyüme hormonu seviyelerini artırıp, norepinefrein salgılanmasını destekler. Bu değişiklikler sayesinde metabolizma hızı %3.6-14 oranında artış gösterebilmektedir. Başarısının ana nedeni ise aralıklı orucun genel olarak daha az kalori almaya yardımcı olasından kaynaklanır.</p>
<p>Aralıklı oruç tutma eğiliminin en önemli nedeni  kilo vermedir.  Daha az öğün tüketerek enerji alımında düşüşü sağlamayı hedefler. Ancak yine de yemek yeme periyotu boyunca yüksek enerjili besinler ( işlenmiş gıdalar, yağlı/kızarmış etler, fast food yiyecekler,  çeşitli hamur işleri vs.) beslenme söz konusu olursa kilo kaybı mümkün olmaz. Eğer aralıklı oruç tutup meyve, sebzeler, yağsız proteinler, sağlıklı yağlar ve çiğ süt ürünleri bakımından zengin bir  sağlıklı beslenme protokolüne sadık kalırsanız  beden ağırlığınızda değişiklik görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Aralıklı Oruç Metotları Nelerdir?</strong></p>
<p>Oruç tutmayı, yeme alışkanlıklarında bir değişiklik olarak görmek gerekir.  Sağlıksız olan her şeyi sınırsız tüketip belli günlerde oruç tutmak başta kilo vermek olmak üzere bir çok potansiyel faydayı tam olarak görmenizi engelleyebileceği gibi, kilo alımına dahi sebep olabileceğini unutmayın.</p>
<p>Aralıklı oruç yöntemleri:</p>
<p><strong><u>16/8 Yöntemi:</u></strong> Bilinen en yaygın yöntemdir. Uykuyla beraber 16 saatlik açlık süresini ve günlük yemek yeme zamanınızı 8 saat ile sınırlamayı içerir. Bu saatler esneklik gösterebilir ve zamanla 18/6 olarak değiştirilip açlık süresi uzatılabilir. Ancak Uyandıktan sonra ilk 4 saat oruç devam eder ve bu yüzden sadece çay, kahve ve su gibi kalori içermeyen sıvı tüketimi yapılabilir. 16/8 yönteminin en yaygın yöntem olmasının nedeni, uygulaması en kolay ve en sürdürülebilir olandır. Bu nedenle de en popüler olan yöntemdir.</p>
<p><strong><u>Alternatif Gün Yöntemi (Eat-Stop-Eat)</u></strong><u>:</u> Bu yöntem 24 saat oruç tutmak olarak tanımlanabilir.. Örneğin, pazartesi günü saat 7’de akşam yemeği yediyseniz, bir sonraki öğünü salı  günü akşam  7’ ye kadar herhangi bir besin tüketmemeyi gerektirir. 24 saatlik oruç döneminde sadece sıvı alımı yapılabilir.Bir gün oruç tutup,  bir gün tutmamak olarak tanımlanabilir.  Oruç günlerinde hiç yememe veya sıfır karbonhidrat içeren sınırlı ( 400-500 kalori) besin tüketimi yapılabilir. Oruç olmayan günlerde ise aşırıya kaçmadan ve mide kapasitenizi zorlamadan günlük ihtiyacınız kadar beslenmeyi gerektirir. Örneğin bu gün oruç tutulmayan gün ve siz  normal ama sağlıklı bir beslenme uyguladınız ve akşam saat 20:00 de akşam yemeğini yediniz. Ertesi gün saat 20:00 ya kadar hiç veya sınırlı miktarda besin tüketebiliyorsunuz.</p>
<p><strong><u>5/2 Yöntemi:</u></strong><strong> </strong>Bu yöntemde, haftanın 5 günü günlük almanız gereken kadar enerji alabilirsiniz. Haftanın ardışık olmayan iki günü  ise günlük enerji alımınızın sadece %25 ‘ i kadarını  ( yaklaşık 400-600 kalori ) tüketmeniz gerekir.</p>
<p><strong><u>Savaşçı Diyeti:</u></strong> Bu diyet, tüm gün boyunca sadece meyve ve sebze yemeyi ve ardından akşamları güçlü bir akşam yemeği tüketimini gerektirir.  Doğadan toplayıp yiyebileceğiniz şekliyle sebze meyveyi çiğ olarak tüketmek  bu yöntemin temel kuralı. Yalnızca akşam öğününde ( günde 1  öğün) pişirilmiş yemekler  yemeye izin var.  o da mide kapasitesi ile sınırlı .</p>
<p><strong>Aralıklı Orucun Sağlık İçin Faydaları Nelerdir?</strong></p>
<p>Aralıklı oruç ile ilgili hem hayvanlar hem de hem de insanlar üzerinde birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda orucun, vücut ve beyin sağlığı için bir çok fayda sağlayabileceği ortaya konmuştur. Hatta bazı araştırmalar daha uzun yaşamaya yardımcı olabileceğini bile savunmaktadır. Bilim insanları 12 ila 24 saat boyunca oruç tutmanın otofajiyi tetiklediğini ve oruç tutmanın uzun ömür ile ilişkili olmasının sebeplerinden biri olduğunu düşünüyorlar.</p>
<p>Temel sağlık faydaları ise;</p>
<ul>
<li>Enerji alımını doğal olarak  azalttığından dolayı kilo verme ve göbek çevresi yağlanmasının azalmasını destekleyebilir.</li>
<li>İnsülin duyarlılığını artırdığından dolayı, insülin direncinin azaltılmasına yardımcı olabilir ve bunun sonucu olarak da gelişmiş kan şekeri kontrolü sağlayarak tip 2 diyabetten koruyucu etki gösterebilir.</li>
<li>Enfeksiyonu azaltabilir.</li>
<li>LDL kolesterol, kan trigliseritlerini düşürmeye yardımcı olabilir.</li>
<li>Beyin hormonu (Brain-Derived Neurotrophic Factor) BDNF’yi artırıcı etkisi ile yeni sinir hücrelerinin büyümesine yardımcı olabilir. Bu sayede Alzheimer hastalığına karşı koruma sağlayabildiği savunulmaktadır.</li>
<li>Beyin fonksiyonlarını geliştirir.</li>
</ul>
<p><strong>Aralıklı Orucun Sağlığa Zararları Nelerdir?</strong></p>
<p>Aralıklı oruç, eğer doğru uygulanmazsa kadınlarda hormonal dengesizliğe neden olabilir. Kadınlar açlık sinyallerine karşı oldukça hassastır.  eğer vücut açlıkla karşı karşıya kalır ve yetersiz beslenirse otofajiden önce  leptin ve grelin  hormonlarının üretimini arttırır.  Kadın hamile olmasa bile, vücudu potansiyel fetüsü koruma refleksi ile bu şekilde davranır. Maalesef, erkek ve kadınlar için aralıklı oruç arasındaki farklılıkları inceleyen çok az sayıda insan çalışması var. Ancak hayvan çalışmaları; dişilerde uzun süre aralıklı oruç tutmanın  hormonal dengeyi bozabildiğini ve doğurganlık sorunlarına neden olabildiğini gösteriyor.  Beraberinde anoreksia, bulimia ve tıkınırcasına yeme gibi şiddetli yeme bozukluklarına sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Aralıklı Oruç Yöntemlerini Kimler Uygulayamaz?</strong></p>
<p>Herhangi bir sağlık problemi durumunuz veya kronik hastalık varsa aralıklı oruç denemeden önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Uzun süre oruç tutmak ( 24 saatten fazla)  her zaman bir doktor gözetiminde yapılmalıdır.</p>
<p>Aşağıda sıralanan özel durumlardaki bireyler için aralıklı oruç sakıncalıdır, uygulanmamalıdır.</p>
<ul>
<li>Tanımlanmış bir şeker hastalığı olanlar,</li>
<li>Kan şekeri regülasyonu ile ilgili problemi olanlar,</li>
<li>Sporcular ya da yoğun egzersiz yapanlar,</li>
<li>Çok düşük tansiyona sahip kişiler,</li>
<li>Beden Kitle İndeksi (BKİ) 18,5 ve altında olanlar,</li>
<li>Düzenli ilaç kullananlar,</li>
<li>Yeme bozukluğu sorunu yaşayanlar / duygusal yeme eğiliminde olanlar,</li>
<li>Hamile kadınlar,</li>
<li>Emziren anneler,</li>
<li>Büyüme süreci devam eden çocuklar /adölesanlar,</li>
<li>Gebe kalmaya çalışan kadınlar</li>
</ul>
<p><strong>Son Not:</strong> Aralıklı oruç yöntemlerini kullanırken bile <a href="https://ozgurdiyet.com/diyetisyenle-ne-isim-olur/">sağlıklı beslenme</a> ilkelerini uygulamak gerektiği gerçeğini görmezden gelemeyiz. Düzenlilik ve sürekliliğin gerektiği de unutulmamalı tabi.  Yaşam biçimi haline gelmeyen hiç bir beslenme programı veya yöntemi kalıcı çözümler üretemez. Ne yaparsanız yapın  tükettiğiniz her şeyin diyetiniz olduğunu  unutmadan yapmalısınız.</p>
<p>Sağlıklı günler  ve yarınlar dileğiyle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynaklar:</p>
<p>1)-Autophagy and its link to type II diabetes mellitus.( PMC5479440)</p>
<p>2) https://www.nobelprize.org/uploads/2018/06/ohsumi-lecture-slides.pdf</p>
<p>3) Autophagy and Aging (https://doi.org/10.1016/j.cell.2011.07.030)</p>
<p>4) Ho, K. Y., Veldhuis, J. D., Johnson, M. L., Furlanetto, R., Evans, W. S., Alberti, K. G., Thorner, M. O. (1988). Fasting enhances growth hormone secretion and amplifies the complex rhythms of growth hormone secretion in man. <em>The Journal of clinical investigation</em>, <em>81</em>(4), 968-975.</p>
<p>5)  Intermittent Fasting 101 &#8211; The Ultimate Beginner&#8217;s Guide</p>
<p>6)  Intermittent fasting vs daily calorie restriction for type 2 diabetes prevention: a review of human findings. <em>Translational Research</em>, <em>164</em>(4), 302-311.</p>
<p>7) Intermittent fasting dietary restriction regimen negatively influences reproduction in young rats: a study of hypothalamo-hypophysial-gonadal axis. PLoS One. 2013;8(1):e52416. doi: 10.1371/journal.pone.0052416. Epub 2013 Jan 29.</p>
<p>8) Short-term fasting induces profound neuronal autophagy (PMC3106288)</p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/aralikli-oruc-intermittent-fasting-ve-saglik-uzerine-etkileri/">ARALIKLI ORUÇ / INTERMITTENT FASTING  ve SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamileliğin 8. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</title>
		<link>https://ozgurdiyet.com/hamileligin-8-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 10:41:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gebelikte Beslenme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Braxton Hicks]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuma yaklaşırken]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ozgurdiyet.com/?p=1663</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayda Annedeki Değişiklikler: Rahim kaslarının ve bağlarının sürekli basıncı nedeniyle göğsün aşağı kısmında ağrı hissedilebilir. Bebek hareketleri güçlü ve düzenlidir, ancak rahim içindeki alan daraldığı için hareketleri azalmıştır. Bebeğin ölçüleri özellikle sırtınızın alt kısmına ve mide bölgesine doğru genişleyerek büyür. Kasıklarda ve leğen kemiği bölgesinde karıncalanma, uyuşma hissi olabilir. Yalancı doğum sancıları da denen Braxton [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-8-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 8. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ol start="8">
<li><strong> Ayda Annedeki Değişiklikler:</strong></li>
</ol>
<p>Rahim kaslarının ve bağlarının sürekli basıncı nedeniyle göğsün aşağı kısmında ağrı hissedilebilir. Bebek hareketleri güçlü ve düzenlidir, ancak rahim içindeki alan daraldığı için hareketleri azalmıştır. Bebeğin ölçüleri özellikle sırtınızın alt kısmına ve mide bölgesine doğru genişleyerek büyür. Kasıklarda ve leğen kemiği bölgesinde karıncalanma, uyuşma hissi olabilir. Yalancı doğum sancıları da denen <strong>Braxton Hicks</strong> kasılmaları artabilir.</p>
<p>Bebeğin başı aşağıya doğru ilerledikçe, daha sık idrar ihtiyacı olacaktır. Gülerken, öksürürken idrar kaçırmaları olabilir.  Bu ayda anneyi 1.5-2 kilo kadar kilo artışı beklemektedir. Bebeğin besin gereksinimleri doruktadır ve doğum öncesi son büyüme atağı göstermektedir.<br />
<strong>8.Ayda Bebekteki Değişiklikler:</strong></p>
<p>Bebeğin boyu 40-45 cm civarında, ağırlığı 1900-2200 grama kadar ulaşmıştır.</p>
<p>Bebeğin kemik iliği kan hücreleri üretebilecek düzeye gelmiştir. 8. Ayın sonuna doğru bebeğin kilo alması boy uzamasından daha fazla olur. Cilt altında beyaz yağ depolanmasından dolayı ciltteki kırmızı renk yerini yeni doğan bebeklerdeki gibi pembe renge bırakır, yüzündeki kırışıklıklar azalır.</p>
<p>Bebek günün neredeyse %90-95&#8217;ini uyuyarak geçirir ve her gün yarım litre idrar yapar. Bu idrar amnion sıvısına karışır</p>
<p>Dışarıdaki sesleri duyar, gözleri açıktır., karanlık ve aydınlığı ayırt edebilir. Bağışıklık sistemi gelişmeye, kendi antikorlarını üretmeye başlamıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Gebeliğin 8. Ayı İçin Diyetisyen Tavsiyeleri:</strong></p>
<p><strong>Bu son aylarda rahim karında iyice yukarı çıktığından, mideye yaptığı baskı artar ve bu yüzden fazla yemek yendiğinde rahatsızlık meydana gelebilir. Gebeliğin başından itibaren edinilmeye çalışılan, az az fakat sık aralıklarla yemek yeme alışkanlığı bu rahatsızlığı yaşamayı engeller. Eğer hala bu alışkanlık edinilmemişse artık bir zorunluluk haline gelmiştir.</strong></p>
<p><strong>Kabızlık son aylarda sık görülen bir belirtidir ve doktorunuz gebelikte kullanılabilen bazı ilaçlarla rahatlamanızı sağlayacaktır, ayrıca posa açısından zengin bol sebzeli yemekler yemek de işe yarar. Bol meyve yemekten kaçınmak gerekir çünkü fazla şeker içerir.</strong></p>
<p><strong>İshal, hamilelikte asla normal bir bulgu değildir, hamileliğin her ayında ishal anormal kabul edilir ve doktor muayenesi gerektirir. Günde 3-4 kez sulu dışkı varsa mutlaka muayene olunmalıdır.</strong></p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları sürdürülmeli, bebeğin ağırlık kazanımına yeterli olacak enerji takviyesi yapılmalıdır.</strong></p><p>The post <a href="https://ozgurdiyet.com/hamileligin-8-ayinda-annedeki-degisim-ve-aya-ozgu-beslenme-onerileri/">Hamileliğin 8. Ayında Annedeki Değişim ve Aya Özgü Beslenme Önerileri</a> first appeared on <a href="https://ozgurdiyet.com">Özgür Diyet</a>.</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
